Sağlıklı Birey Olmak: Maskülen ve Feminen Değerler

Feminen özün gücü, sezgilerinden gelir.

Feminen öz için hesap kitaplar, maddi dünya, ince detay ölçümler, borsa, haberler ya da analitik düşünceler anlamsızdır. Feminen öz, akışkandır. Onu canlı kılan ve yaşam ile bağlantısını sağlamlaştıran şey sezgileri ve duygularıdır.

Bir çiçeğin güneşli bir günde yaklaşık olarak ne kadar enerji üretebileceğini hesaplayan ya da o çiçeği kimyasal analizlerden geçirerek ilaç ham maddesi yapmak üzere içerik hazırlayan biri ancak deli bir maskülen olabilir! Oysa ki feminen bir öz, o çiçeğin güneşin altındaki “oluş”unu rehber olarak alır. Çiçeğin rüzgarda salınışına kendi bedeniyle eşlik eder, etrafa yaydığı kokuyu içine çekerken burun deliklerinde oluşan gıdıklanmayı ve karnında uçuşan kelebekleri hissederken çiçekle birlikte dans etmeye başlar. Feminen bir öz, çiçekle “olur”, maskülen öz ise çiçeği “yapar”. Bu nedenle diyebilirim ki, plastik yapma çiçekleri yaratan eril öz iken, bahçesinde rengarenk çiçekler yetiştiren feminen özdür. Lâkin yanlış anlaşılmak istemem, ben demiyorum ki maskülen öz zevksiz ve kötüdür, feminen öz ise eğlenceli ve iyidir. Anlatacağım…

cropped-reiki-buddha-p-os-pictures-kuan-yin-as-shiva-396449.jpg

SAĞLIKLI/SAĞLIKSIZ BİREY

Feminen öz, enerjinin ta kendisidir: Hareket, duygular ve ışığın temsilidir; Maskülen öz ise boşluk, merkeziyet, sağlamlık ve özgürlüğün evidir. Maskülen, irade dolu bir şekilde merkezinde ve farkındadır, feminen özü hayranlıkla seyreder. Feminen ise görülmek ve seyredilmekten beslenir. O dansın kendisidir, devinimdir, harekettir, maddesel enerjinin dışa vurumu, estetik duygusunun en üst boyutudur. Eril ise sabittir. Sağlamlık ve değişmezlik onun işidir. Olan her şeyin farkındadır.

Sağlıklı maskülen %100 odaklıdır. Zihni her türlü karmaşadan “özgürdür”. Ancak burada altını çizmek istediğim şey şu: Eril (maskülen) öz “erkek” demek değildir ve dişil öz (feminen) “kadın” demek değildir. Evet, bir kadının feminen enerjisi yüksek olabilir, ancak maskülen enerjisi yüksek kadınlar da vardır. Demek istediğim, her insan içinde feminen ve maskülen özler taşır.

Peki, sağlıklı ve sağlıksız maskülen ve feminenin özellikleri nelerdir?

SAĞLIKLI MASKÜLEN (ERİL) SAĞLIKLI FEMİNEN (DİŞİL)
Kararlılık

Mevcudiyet

Özgürlük

Odaklılık

Netlik

Sağlıklı sınırlar

Şefkat

Akış

Duygusal ifade

Parlaklık

Alıcı

Otantik

Kutsal “Öfke” (Kali)

SAĞLIKSIZ MASKÜLEN SAĞLIKSIZ FEMİNEN
Kaba

Maço

Duygusuz

Kontrolcü

Agresif

Yıkıcı

Kıskanç

Onay ihtiyacı

Manipülatif

“Kurban”

Kontrolcü

Kindar

Kıskanç

Muhtaç

İlgiye aç

Onay ihtiyacı

Çiçek örneğine geri dönüyorum: Analitik zekâsı ile yaklaşan sağlıklı maskülen bir öz, çiçeğin gün içerisindeki ürettiği enerjiyi hesaplamanın yanında onun güneşin altındaki parıldayışını, renklerinin ahengini ve rüzgarla dans edişini seyretmeye başlar. Çiçeğin kimyasallarına ayrılıp ilaç yapılmasında ya da fotosentez aracılığıyla ne kadar enerji ürettiğinin hesaplanmasında hiç bir sorun yok yani. Delilik, mecnunluk, maskülen özün hamurunda var ve bu hâl, yaşamlarımıza kolaylık ve rahatlık getiren teknoloji, tıp, psikoloji ve felsefe de dahil pek çok şeye aracı olan bir öz. Bunlara ek olarak diyorum ki: Maskülen özün odağı her ne kadar analitik ve entelektüel alan olsa da, maskülen özü yaşam ile birleştirecek olan şey, feminen öze duyacağı hayranlık ve ona alan tutabiliyor olmasıdır.

Sağlıklı maskülen enerji, feminen enerjinin nefes alması için ortam hazırlar. Feminen öz ifade bulur, aynı yaşam gibi. Bu nedenle diyebiliriz ki “Yaşam, feminendir”. Aynı bir kadının duygu iniş çıkışları, kıskançlık krizleri, kaprisleri, direnç göstermesi ve inatlaşması gibi, yaşamın da bizlere sunduğu pek çok sınav mevcut. Maskülen bir öz bu sınavlar karşısında “savaşmayı”, “pes etmeyi” ya da kalbiyle nefes alarak yaşamın içerisinde “olmayı” seçebilir.

Sağlıklı maskülen ya da feminen özden bahsederken asla tek başına eril enerjiden bahsedemeyiz. Aslında “Sağlıklı” olmak, maskülen merkezliyken feminen bir esintiden yararlanmak ve feminen merkezliyken de maskülenin okşayışlarını kabul edebilmektir. “Yin/Yang” kavramı bu nedenle anlamlı ve derin bir kavrayıştır.

Sınırlarını bilen, kararlar alan ve hedefleri doğrultusunda devam eden, para kazanan ve başarılı olan bir maskülen, yaşamın içerisinde aşkı, heyecanı, kalp açıklığını yaşayamadıktan sonra tek merkezli ve “monogamik” bir insan hâline gelir. Diğer tarafa baktığımızda ise, sistemi reddeden, sınırları olmayan ve hayır diyemeyen, yaratamayan ve üretemeyen, projelerini hayata sunamayan bir feminen kaybolur. Merkezi yoktur ve yaşamın içerisinde savrulur. Dişi ve erilin arasındaki ilişki akışkan ve bütün olmalıdır. Bu durum, içsel ilişkilerimiz için de geçerlidir. Feminen öz ağırlıklı bir insan, maskülen enerjinin yardımıyla yaratıcılığını doğurmaya muktedir olur. Aynı şekilde maskülen öz ağırlıklı bir insan da, feminen enerjinin yardımıyla yaratıcılığıyla bağlantıya geçebilir.

İnsan “ekolojik” bir varlıktır. Çevresi ile ilişki içerisindedir ve kendi içerisinde de ekolojik bir sistem barındırır. Bu ekoloji hem fiziksel, hem zihinsel hem de duygusaldır. Bu “üç beden ekolojisi” doğa içerisinde âhenkli bir yaşam sürdürmemize olanak tanır. Çevremiz ile kurduğumuz ilişkiler “sağlıklı” maskülen ve feminen öz ile ne kadar bağlantıda olduğumuzla alakalıdır. Zira, sağlıklı bir toplum, sağlıklı ilişkilerin hüküm sürmesinden meydana gelir ve sağlıklı ilişkiler de sağlıklı bireylerin bir araya gelmesiyle oluşur.

Sağlıklı birey dediğimizde ise yine dönüp dolaşıp “maskülen/feminen öz” konusuna geliyoruz. Bu konuyu bir örnek ile anlatmak isterim: Bir kadını düşünün. Kendi içerisinde yaratıcı ve güçlü bir kadın. Diyelim ki bankada üst düzey çalışan. Belirli bir kazancı var. Evli, iki çocuklu. Eşi de başka bir bankada müdür. Kazançları geçimlerini yeterince sağlıyor. Bu kadın lise yıllarında stilist olmayı hayal etmiş, ancak babasının isteğiyle istemeyerek de olsa iktisat okumuş. Zira babası güzel sanatlar okuyan birinin toplumda isim edinemeyeceğine inanıyormuş. Çünkü bulundukları sosyal çevrede “normal” olan buymuş. Şimdi 38 yaşında. Kronik alt bel ağrıları çekiyor, anksiyete sorunları yaşıyor ve vajinal kandida rahatsızlığından şikâyetçi.

Ben bu hikayeye en sondan başlardım. Özellikle kadınlarda görülen kronik alt bel ağrıları ve vajinal mantar olasılıkla bastırılmış feminen özü işaret eder. Bu kadın yaratıcılığını durdurmuş. Kuvvetle muhtemel babasının isteğine evet dediği an yaratıcı feminen enerjisine bir nokta koymuş. Yıllar içerisinde başarı, para ve itibar, onun yavaş yavaş bedeninde yankı bulan bu rahatsızlıkların ağrı kesicileri olmuş. Ancak herkes bilir ki ağrı kesici kullanmakla yarayı iyileştiremezsiniz, sadece bir süreliğine oradaki rahatsızlığı hissetmemiş olursunuz, hepsi bu.

Bu hikayenin içinde karşılaştığımız sağlıksız enerji hem feminene hem de maskülene aittir. Lâkin baskın olan güç, maskülendir. Babasından satın aldığı sağlıksız maskülen enerji, feminen öze ait olan yaratıcılığın ve estetik bakış açısının “değersiz” olduğu mesajını vermiş. Oysa ki feminen enerji, bu kadının hayatta sağlıklı nefes almasını sağlayacak olan yaşam enerjisidir.

Sağlıksız maskülen şöyle der: “Feminen yaratıcılık değersizdir,” “Sanat ve ifade başarı getirmez,” “Kendini ifade etmek yersizdir,” “Para ve itibar her şeyden önemlidir,” inançlarıyla feminen özü kontrol etmeye meyleder. Bu değersizlik ölçütü ile hayatı değerlendiren sağlıksız maskülen öz “kontrolcü” ve “baskıcı” olur. İroni şudur ki, babası bu sağlıksız prototipi yansıtmış, lâkin kendisi de bu sağlıksız tutumu sürdürmüş ve feminen özünü baskılamaya devam etmiştir. Bu noktada feminen özün güçsüzlüğü ile karşılaşırız: Onay ihtiyacı. Babasının, maskülen enerjinin onayına muhtaç olduğunu hisseden sağlıksız bir feminen vardır karşımızda.

Sosyal olarak güçlü olmamız öğretildi, ancak sağlıksız insanlar “ürettiğimizin” farkına dahi varmadık. Başarı, kazanç, itibar, aile, sosyal çevre, çocuk yetiştirmek, ev bark sahibi olmak konularında çocukluğumuzdan itibaren çok masallar dinledik, ancak sağlıksız özler üzerine konuşan olmadı. Gençlik yıllarımızı okul ve eğitim peşinde, para kazanmanın ve iyi isim sahibi olmak için sınavlara girip okullar kazanmanın en önemli şeyler olduğunu duyarak geçirdik. Hem ailelerimiz, hem öğretmenlerimiz hem de o pek muhterem devlet büyüklerimiz konuşmalar, demeçler, seminerler verdi, ancak hiç kimse nasıl sağlıklı bireyler olabileceğimiz hakkında bizimle konuşmadı.

Ben bir hikaye yazıyorum. İsmi “Sağlıklı Birey Olmak”. Evet, amacımız sağlıklı kadın ve erkekten öte, feminen ve maskülen özleri güçlü ve sağlıklı bireyler olmalı. Yukarıda anlattığım hikaye oldukça klişe, her yerde bunun gibi hayat hikayeleriyle karşılaşabilirsiniz ve ne kadar önemli bir yere ışık tuttuğunu fark dahi etmeyebilirsiniz. Zira “ataerkil” bir toplumuz. İsminden de anlaşılacağı üzere “maskülen” bir toplumuz. Artık bu maskülen yapıdaki toplumun “sağlıksız” ifadelerine ve neden olduğu “sağlıksız toplum” alanına bakmak için uygun bir zaman olduğu hissiyatındayım. Yol oldukça uzun, lâkin kalplerimizi açıp dönüşüme istekli olduğumuz sürece aşkla nefes alabileceğimiz bir cennet yaratabileceğimize inanıyorum.

Aşkla…

Didem Çivici

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: