“ÇOCUK KADINLAR”: ARTEMİS ARKETİPİ

“Tek başıma kendime yeterim!”

Bir isyan cümlesi mi? Korku mu içindeki? Acı mı? Güvensizlik mi? Hüzün mü?

Modern dünyanın bize en çok kazandırdığı arketip bu olsa gerek: Güçlü kadınlar. Yıkılmaz kadınlar. Erkeğe ihtiyaç duymayan kadınlar. Babalarına aşık ya da hayran oldukları kadınların maskülen güçlerine tapınan kadınlar… Animaları kayıp, animaları gölgeye atılmış kadınlar.

Bu kadınlar feminizmi doğuran kadınlar.

Bu kadınlar “eşitlik” peşinde koşan, mutluluk yerine haklı olmayı arayan kadınlar.

Bu kadınlar çocukluğunda ihtiyacı olan güveni bulamamış, kendisi için “güven abidesi” olmaya ant içmiş kadınlar.

Bu kadınlar “güçlü” kadınlar, ağlamayan, yorulmayan ve kırılganlıklarını göstermeyen kadınlar.

Bu kadınlar aile kurmayı, çocuk doğurmayı ertelemiş ya da yok saymış kadınlar.

Bu kadınlar 40 yaşına gelip de arkasına dönüp baktığında, koşturmaktan ve “başarmaktan” çocuk doğurmaya zamanı olmadığını görüp mutsuz olan kadınlar.

Bu kadınlar “iş kadını” unvanı ile övünen, işkolik kadınlar.

Bu kadınlar kalplerinden geldiği için değil, başka çareleri olmadığını düşündükleri için lider olan kadınlar.

Bu kadınlar erkeğe şiddet uygulayan, ona her daim “Yetersizsin!” diyen kadınlar.

Bu kadınlar bedenlerinden zevk alamayan kadınlar.

Bu kadınlar kadınlıklarını unutmuş kadınlar.

Bu kadınların babaları güçlülük abideleridir. Baba genç yaşta ölmüş dahi olsa kız çocuğu babayı (ya da baba imgesi her kimse o kişiyi) hayatında zirveye yerleştirebilir. Onun için babası (ya da her kim animusunu taşıyorsa) ölümsüzdür. Onun için babası en ideal erkektir ve tüm erkekler de öyle olmalıdır. Babasının olduğundan daha az bir erkek kabul edilemez.

Anneleri ise bu kadınların gözünde yetersiz, zayıf, depresif ya da kişiliksizdir. Böyle bir hanede baba çok baskın olabilir. Hatta anneye şiddet uyguluyor, sözsel tacizde de bulunuyor olabilir. Tabi ki kız çocuğunun babaya tanrısallık atfetmesi için bunlara gerek yok. Anneyi çekinik ve yetersiz bulduğu her hangi bir ân, bu kız çocuğu babayı dünyadaki en güçlü karakter haline getirebilir. Farkına varmadan bu kadınlar kendilerini babaları (ya da maskülen güç) ile özdeşleştirip maskülen özü feminen özden üstün tutarlar. Bu sayede feminen olarak görülen her şey (duygular, beden, zevk, estetik…) küçümsenir ve gölge olarak psişede yerini bulur.

Bu kadınların annelerini özellikle 1960-70’lerden önce gördük. Ev hanımı, kendi potansiyellerini ve armağanlarını ailesi ve çocukları için feda etmiş, babanın hükmettiği hanenin içerisinde söz sahibi olmamış kadınlardı bunlar. 1970 sonrası annelerde ise bu durum daha farklı şekilde ifade bulmaya başladı: Evi çekip çevirip çocuk bakmaktan kendi dişil özleri ile bağlantısını yitiren anneler babanın ihtiyaçlarını karşılayamadı ve kız çocuğunun gözünde bu anneler de “yetersiz”di. Bu annelerin kız çocukları Artemis arketipini, yani savaşçı kadın imgesini taşıdılar ve kadın olmanın armağanlarını reddederek animusu göklere çıkardı, animayı ise toprağa gömdüler. Sonuç: Masküleni aşırı baskın ya da çok çekinik (sağlıksız), feminen ile bağlantısı olmayan, animaları gölgede kadınlar.

Bu arketip, puellanın tam tersidir. Dünya ile ve özellikle doğa ile ilişkisi güçlüdür. Kız kardeşlik ve erkek kardeşlik kavramları onda çok güçlü bir şekilde yaşar. O, güçlülük abidesidir. Animusu güçlüdür. O kararlıdır ve tek başına kendisine yetebilir. Bir erkeğe ihtiyacı yoktur. O, bir Amazon kadınıdır. Tüm bunlar onun aydınlık özellikleri olmasına rağmen her arketipte olduğu gibi onun da karanlık yanları vardır. O, “Erkeklere hizmet etmektense tek başıma kendimin erkeği olurum!” der. O, annesinin olamadığı her şey olmaya çalışır:

Bağımsız ve erkekler dünyasında güçlü bir kadın.

Bu kadının besleyiciliği, kırılganlığı, duyguları ve sağlıklı bağımsızlık kapasitesi gölgede kalmıştır. Onun bağımsız olma isteği sağlıksız bir yerden, korkudan ileri gelir ve bunun farkına varsa dahi o kadar uzun zamandır bu korkuyu taşımaktadır ki, gölgesiyle yüzleşmek ve potansiyelinin sevgi dolu ve sağlıklı bir şekilde ifade bulmasına izin vermek onun için çok zordur. Bu kadın aslında annesinin olmadığı, annesinin gölgeye attığı her şey olmaya çalışır. O, annesinin ifade bulmamış öfkesidir. O, annesinin yaşayamadığı hayattır. Bu, büyük bir yüktür.

Ve bu kadınların ilişkilerinde zorlanması hayli normaldir. Artemis kadını kendi dişiliğiyle buluşamamış olmasının yanı sıra kendi güçlü animus karakterinden daha güçlü ve baskın bir erkek aradığı için de yalnız kalır ya da yalnız kalmayı seçer. O, mükemmeli arar. O, bir erkek değil “Tanrı”yı arar. O’nun için ölümlü bir erkek yetersizdir. O, her erkekte babası Zeus‘u arar ve onu hayatı boyunca bulamayacağını öğrendiğinde ise hayal kırıklığı yaşar. O, bir kız çocuğu gibi yaşamaya devam ettiği sürece huzuru bulamayacak ve tatmin olamayacaktır.

Bunların yanında, Artemis arketipini taşıyan kadınlar kırılganlıklarıyla ve duygusal ihtiyaçlarıyla görülmeyi istemezler. O tam bir güçlülük abidesi olduğu için kendi hikayelerini saklamaya meyillidir. Bu nedenle de ilişkilerinde kalbi açık bir şekilde nefes almak onun için oldukça zordur. Onun için hayat “sınavlar” demektir ve daimi bir mücadele ve savaş halindedir. O, hayatın zorlukları içerisinde güvende hisseder. Mücadele, ona yuva hissini sağlar. Bu nedenle de karşılaştığı sorunlar onun için sadece birer atlama tahtasıdır. Bünyesinde her ne kadar “savaşçı” imgesini taşıyor olsa ve zorluklar karşısında rahat olsalar da, Artemis arketipini taşıyan kadınlar, eğer farkında değillerse, aynı zamanda Artemis‘in gölgesiyle de mücadele ederler. Bu gölge, tüm arketiplerde olduğu gibi, çoğunlukla kendini sabote etmek şeklinde ortaya çıkar. Artemis arketipinin gölgesi genelde zorluklar, sınavlar ve mücadele alanları yaratır. Bu kadınlar için hayat sorunsuz olamaz. Eğer mücadele, sınav ya da sorun yoksa bu kişiler sıkılacak ya da depresyona gireceklerdir. Sonuç olarak da iş, aşk ya da sosyal hayatlarını sabote edecek şekilde sınavlar yaratırlar.

Başka bir gölgesi ise “haklı öfke”sidir. O mutlu olmayı değil, haklı olmayı seçer ve bu seçim ona pahalıya mal olur. Onun öncelikle kendine, kendi insanlığına ve özellikle de geçmişte yaptığı seçimlerine şefkat duymayı öğrenmesi hayat kalitesini arttırır. Armağanları olan amaçlılık, disiplin ve odaklılık gibi onu hedefine ulaştıran potansiyellerini özellikle de başka kadınları kapsayacak ve onlarla derin bağlar kuracak şekilde kullanması Artemis kadınının kendi animasıyla buluşmasına yardımcı olacaktır.

Didem Çivici – Copyright ©2017

Wild Woman Academy Kurucusu ve Eğitmeni

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: