ANİMA: ERKEĞİN DİŞİL RUHU

Anima, bir erkeğin psişesinin tüm dişil psikolojik eğilimleridir; duyguları ve ruh halleri, sezgileri ve kabullenici yapısı, sevgi kapasitesi ve doğa ile bağlantısı, en önemlisi de bilinçsiz alanla olan ilişkisi.[1] Kısacası anima, bir erkeğin bilinçsiz alanıdır.

Anima, peri masallarındaki yaşlı cadıdır. O, karanlık güçtür. O, femme fataledir. O, ölüm perisidir. Ve aslında amacı, bireyin gelişimine katkıda bulunmaktır. Fakat dikkate alınmazsa sonuç ölüm ve yok oluş olabilir.

ANİMA NASIL ŞEKİLLENİR?

Anne tarafından. Bir erkeğin annesi, animanın oluşmasında rol oynar. Eğer anne, oğlunun hayatında olumsuz etkilere sahipse -ki istediğimiz kadar dikkatli olalım, bilinçsizce aldığımız kararlar ya da bilinçsiz olarak ifade ettiğimiz her şey, çocuğumuzun psikolojik alanını etkileyecektir- bu erkeğin animası da benzer bir karaktere sahip olur. Aslında oğlunu kariyerinde destekler gibi görünen bir annenin ona bilinçsizce “Sen yeterli değilsin,” mesajı vermesi de olasıdır. Bu sayede farkında olmadan güvensiz, içten içe depresif, bağımlı bir erkek yaratmış oluruz. Tabii ki annenin çok olumlu bir iz bırakmış olma ihtimali de vardır. Ancak böyle bir durumda da, erkeğin dişilleşmesi, kadınları hayatının merkezine koyması ya da hayatın zorluklarıyla baş edememesi gibi sonuçların doğma ihtimali ortaya çıkar. “Böyle bir anima, erkekleri ziyadesiyle hassaslaştırabilir, korkak birer prensese dönüştürebilir.”[2] Bu erkek, anne kompleksi geliştirmekle kalmaz, bu kompleksini eşine, başka kadınlara taşır ve âşina olduğu bir hayatı yeniden ve yeniden yaratmaya meyilli olur.

Anima’yı yakından gördüğümüz yerlerden biri de cinsel fanteziler. Dış dünyadan, partnerden saklanan gizli ilişkiler, pornografi ve mastürbasyon bağımlılığı ya da fanteziler… erkeğin hayatla arasındaki duygusal bağlarını inkar ettiği, duygu dünyasını reddettiği ya da kadınlarla (anima ile) başa çıkamadığı bir dünya. Yani, animayı gölgede gördüğümüz bir dünya. Ve erkeğin çoğunlukla bu noktada yaptığı bilinçsiz seçim ise animasını dışarıda bir ya da çoğunlukla daha fazla kadına yansıtmak.

Bir erkeğin bir kadına aşık olmasını sağlayan şey animadır. “Seni tanıyor gibiyim,” cümlesini duymuşuzdur. Bu aslında doğrudur. O insanı tanıyor gibiyizdir, çünkü o insanda gördüğümüz, o insana yansıttığımız (projekte ettiğimiz) şey bizim parçamızdır. “O, doğru kişi,” deriz. Evet. Kendimizi tanıma ve kendi psişemizde derinleşmek yolunda aslında bir rehber olabilir bu kişi, ancak dışarıdaki insanlardan, yakın dostlarımızdan şunu duyabiliriz: “Bu tamamıyla delilik!” Oysa ki olan şudur: Aşk, ya da anima, erkeğin gözünü kör etmiştir.

Bazı kadınlar, kollektif anima karakterine uyan özellikleri daha çok taşırlar. Bu kadınlar, “aşık olunası” kadınlardır. Aslında olan şey bu kadınların, erkeklerin hayallerini süsleyen özelliklere sahip olmalarıdır ve bu özellikler kollektif ölçüde ne kadar fazlaysa, bu kadının dikkat çekmesi de o kadar olası olur. Olan şey, projeksiyondur. Kendi anne-animalarını yansıtan erkeklerin ilgisine maruz kalan kadınlardan bahsediyoruz. Ve bu, sadece güzellik olmak zorunda değildir. Zeki ve güçlü kadınlar, peri masallarındaki tanrısal güzellikteki kadınlar ya da savaşçı kadınlar… Bir erkeğin anne kompleksi neyi barındırıyorsa, aşık olduğu kadına yansıttığı hikayenin bununla çok ilgisi vardır.

Eğer bu erkek, kendi animasının ve hikayesinin farkına varmazsa, bu örüntüyü tekrar eden ilişkileri ve hayatı yaratması kuvvetle muhtemel olur. Böylesine bir dramı ancak ve ancak kendi animam ile birleşerek, içsel bir bütünlük taşıyarak değiştirebilirim. Tabii ki bu, bilinçsiz alanımla temas etmeyi, bilinmezliğe doğru yolculuğa çıkmayı, rüya analizlerini, derin bir psikolojik süreci gerektirir. Aksi halde, oğlan çocuklar olarak hayatımıza devam eder, annemizden alamadığımız her şeyi eşimizden almak için yaygara çıkarmaya ya da vermedikleri için kadınlara içten içe düşman kesilmeye devam ederiz.

O zaman diyebiliriz ki, animanın iki oluşumu vardır: negatif ve pozitif. Anima, bir erkeği kandırabilir, manipüle edebilir, hayatını mahvedebilir. Bununla beraber, eğer erkek bu negatif anne-anima ile derin bir bağlantı kurarak üzerinde çalışabilirse ve kendi bireyselleşme (individuation) sürecini başlatabilirse pozitif anima karakterini yaratabilir. Bir erkek, annesinden duygusal, bedensel ve zihinsel ayrışmasını sağlayabilir ise, anne arketipinden ayrılabilirse anima gelişmeye başlayabilir.

Böylesi bir pozitif anima, bir erkeğe hayatın içerisinde ilerlerken rehberlik yapacak, hayatın bilinmezliği içerisinde kaybolmadan güçlü adımlarla ilerlemesi için ona yardımcı olacaktır. Anima, bir erkeğin yaşamın derinliklerine yelken açmasını sağlar, kendi potansiyellerini yaratım gücüyle birleştirerek hayata sunmasına aracı olur. Erkeğin, kendi benliğini bulması, ego ve gölge yaşamı içerisinde kaybolmadan ilerlemesini sağlar. Kendi içindeki dişil ruhu ile bağlantı kurarak onunla pozitif bir yaşam kurabilen bir erkeğin, hayatındaki partneriyle de böyle bir ilişki kurması mümkün hale gelir. Anima ile derin bağ kurabilen bir erkek, sağlıklı ve güçlü özelliklere sahip bir kadını seçmeye meyillidir. Anne kompleksi ile buluşmak, animanın sunduğu duyguları ve ruh hallerini, rüyaları ve düşleri ciddiye almak ve uzun ve yeterli süre boyunca bunlarla derinlikli bir şekilde çalışmak (psikolojik destek, sanatsal ifade ya da bireysel çalışmalar yoluyla), kişinin bireyselleşme ve anima ile buluşma yolunda destekleyicidir. Anima, özün habercisidir. O, dişil Hermes’tir.

Anima’nın erkekten istediği, aynı bir şövalyenin Kraliçe’ye kendisini adaması gibi, erkeğin de kendisini animaya adamasıdır. Bu, aslında erkeğin para kazanarak, kariyer sahibi olarak ya da evlenmeden pek çok ilişki sürdürerek elde etmeye çalıştığı ÖZGÜRLÜK arayışının gerçek mekanıdır. Adanış, erkeğin özgürlüğe giden yoludur. Anima, erkeğe bağlılığı öğreterek gerçek özgürlüğü sunar. Özgürlük, kaçış ile karıştırılmamalıdır. Bir erkek, animayı dışarıda bir kadına yansıtarak da kendi animası ile, yani ruhsal bütünlüğü ile buluşamaz. Animayı dışarıya yansıtmak -bir kadına, anneye ya da toplumlara- veya dışarıda aramak gerçek olandan, kendimden uzaklaşmaktır. Bu, sadece acı ve tatminsizlik duygusu getirir. Böylece kendimizi bir ilişkiler dizisinde buluruz. Bir kadında bulamadığım ilham, güzellik, güç ya da herhangi başka bir şeyi başka bir kadında bulma umuduyla eş değiştirmeye devam ederim. Fakat unuttuğum bir şey vardır: Anima, benim parçam. Aşık olurum, ancak bu durumda aşk anne kompleksinin açığa çıktığı obsesif bir durumdan başka bir şey olmaz. Ve duygularını, gölgelerini, bilinçsiz alanını ya da hikayelerini saklamaya çalışan veya kabul etmeyen, mantık ve gerçek üzerine yoğunlaşan bir erkeğin animasının er ya da geç saldırıya geçmesi kaçınılmaz.

C.G. Jung Enstitüsü’ndeki eğitimime devam ederken, Enstitü’nün saygı değer hocalarından biri olan Dr. Marianna Mesiter’a şu soruyu sordum:

“Aşık olmanın, anima ya da animus ile bağlantı kurarak, hikayelerimizi ve geçmişimizi iyileştirme çabamız olduğunu söyleyebilir miyiz?”

Sorunun cevabı evetti. Aşk, ya da animanın bir kadına projeksiyonu aslında kişinin kendi iç bütünlüğünü arayışı denilebilirdi. Bir başka deyişle, kişinin bireyselleşme yolculuğu ile benliğini (the Self) yeniden bulması.

Didem Çivici – Copyright ©2018
Wild Woman Academy Kurucusu ve Eğitmeni

[1] “Man and His Symbols”, Part 3, Marie-Louis von Franz
[2] “Man and His Symbols”, Part 3, Marie-Louis von Franz

görsel: Lars Von Trier”in “Melancholia” filmi için hazırladığı poster.

Reklamlar

ANİMA: ERKEĞİN DİŞİL RUHU” için 2 yorum

Kendininkini ekle

  1. Oidipus kompleksinde de “kişinin bireyselleşme yolculuğu ile benliğini (the Self) yeniden bulması” durumu yaşanıyor mu? Kadınlar da böylesine bir varlık – yokluk çatışmasını bu kadar derinlikli yaşar mı? Kopleksi oluşturan davranışlarıyla mücadele etme yöntemleri, erkeklerin yöntemlerinden ne kadar ayrışıyor? elinize sağlık. Okuduktan sonra bu soruları sormadan edemedim.

    Beğen

    1. Anladığım kadarıyla aslında tüm kompleksler bir yerde bireyleşme sürecine katkıda bulunuyor. Yaralar aynı zamanda şifanın kaynakları haline geliyor.

      Sonraki sorularla ilgili kapsamlı ifadelerimi “Animus: Kadının Eril Ruhu” makalesinde ve “Vahşi Kadın’ın Yolculuğu” kitabımda bulabilirsiniz.

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: