KARANLIĞIN BİLGELİĞİ: Bilincin Dışına Yolculuk

“Maskeler açığa çıkarır. Saklamazlar.
Maskeler senin iştahla arzuladıklarını, tutkularını,
en derin gizli şehvetlerini ifşa ederler.”

 Chloe Thurlow, Katie in Love

“Bilincin bilinçdışına karşı tavrı ne kadar olumsuz olursa, bilinçdışı da o kadar tehlikeli bir hale gelir.”[1]

C. G. Jung 

“Karanlık yanı (bilinçdışını) reddetmek zamanla hissizlik, depresyon, endişe, psikosomatik rahatsızlıklar ya da kazaları beraberinde getirir.”[2]

Robert A. Johnson

 

            Karanlık, ışığın olmamasıdır; ışığın var olmadığı ve bilinmezlikle dolu alandır. Farklı kültürlere baktığımızda karanlığa atfedilen kötücül ya da şeytani kavramlara rastlarız: Kötülük karanlık olandan gelir; karanlık olan tahmin edilemezdir ve her şeye gebe olabilir; karanlık olan bilinçdışıdır ve nasıl şeytanlıklarla dolu olduğu bilinmez. Gece, mitolojide, masallarda ya da filmlerde olsun fark etmez, her zaman kötülüğün çıka geldiği vakti anlatır:Hades toprak altından yukarı gece olduğunda çıkar; Gûlyabani karanlık çöktüğünde görünür; vampirler ve zombiler güneş battığıyla ayaklanırlar.

            Aydınlık korkumuz yoktur ama karanlık korkumuz vardır. Bunun nedeni belki de karanlığın neler getireceğini tahmin edemememiz, değişken ve tahmin edilemez olandan korkmamızdır.Karanlık bilinmezlikle, derinlikle ve gizemle doludur. Karanlıkta durmak yerine amaç, aydınlığa ulaşmaktır. Çoğu ruhsal çalışma, aydınlanmayı ve yükselmeyi hedefler. Hafiflik, göğe yükseliş, beden ve nefsin arzularından sıyrılmak, ışığa yönelmek… Amaç, Tanrı’ya, yani göğe ulaşmaktır. Bu arayış ya da yöneliş çoğunlukla tüm hayatımızı yönetir. Aydınlanmaya yönelik bir arayışımız olmasa da, hayat içerisinde hafifliği ve aydınlığı aramak normaldir. Hayvanî güdülerimizi bir kenara bırakıp daha iyi, daha güçlü, daha ulvî kişilikler olmamız beklenir. Fakat bir şeyi unutuyor olabiliriz: Biz insanız. Et bedenlerimizin içerisinde nefes alan hayvanlarız, yaratıklarız. Bir tanrıdan çok bir hayvan olabiliriz ancak ve neden hayvanı tanrıdan daha aşağıya yerleştirdiğimizi de sorgulamak gerekir. Her varlıkta O’nun tezahürünü görmekten bahsederiz ama bazı yaratıkları diğerlerinden daha aşağı görürüz. Hayvanı ve hayvan benliğimizi bu kadar aşağı görmemizin nedenleri arasında karanlıkla ilişkili bir şey var: VahşiÖz. Karanlıkta olan, ilkel olanla ve hayvanla özdeşleştirilir. O, gölgedir. O, vahşi olandır. O, dört ayaklıdır[3]. Cinselliğini bir hayvan gibi yaşar, bedeni diri ve canlıdır, toplumun eleğinden geçmemiştir ve duyguları hamdır; tüm dikkati buradadır ve kendisiyle bağlantısı güçlüdür; duyuları keskindir ve farkındalığı yüksektir. Kültürlü bir insan onu kabalıkla, hayvanlıkla, cahillikle suçlar. Toplum böyle bir özle baş edemez.

            Karanlık benim için çok derin bir konu ve düşüncelerimi, teorilerimi ya da bu konu hakkındaki deneyimlerimi ve var sayımlarımı ifade etmek için bir düzine kitaptan daha fazlası gerekebilir. Yine de elimden geldiğince kendi yolumu ve düşüncelerimi paylaşacağım.

Karanlık ve Cinsel Öz

            Cinsel özlerden konuşurken dişil özün (ve karanlık olanın) karakteristik özelliklerinden bahsetmiştim: Gizem, derinlik, değişkenlik, bilinmezlik, cazibe ve yoğunluk…

            Karanlık bir odanın içerisinde durduğumda derinlik, boşluk ve belirsizlik hissi hakim olmaya başlar. Zifiri karanlık bir odada ya da yeni ay vakti şehir ışıklarından uzak bir yerde öylece durduğunuzda, bir süre sonra karanlığın sessizliği ve yoğunluğunu hissetmeye başlarsınız. Karanlık tüylerimizi ürpertse de, garip bir cazibesi vardır. Onun derinliği ve yoğunluğu bizi kendisine çeker. Sanırım hepimiz çocukken karanlık bir odaya merakla yaklaşmış ya da girmişizdir. Hem korku, hem de heyecan hissederken o karanlığın içerisindekini merak etmişizdir. İşte dişil öz de aynı karanlık gibidir: Hem cezbedici, hem de korkutucu.

            Karanlık aynı zamanda yenilenmenin müjdecisidir. Doğada bahar gelmeden önce ölüm gerçekleşir. Kışın doğa karanlığa çekilir ve yeniden doğmak için ölümü çağırır. Enerji toprağa çekilir. Sessizlik hüküm sürer. Karanlık Yin’dir, pasiftir ve pasifliğinin içerisinde muazzam bir yoğunluk ve güç barındırır. Hareket ve yaşam potansiyeli karanlığın içindedir.

            Karanlık, psikolojide bilinçdışıdır. ve karanlığa ve dişil öze yolculuk, aynı zamanda bilinçdışına, gölgelere ve dünyadan, hatta çoğunlukla kendimizden sakladığımız diğer yarımıza yolculuğu anlatır. Luciferher ne kadar şeytanla özdeşleştirilmiş de olsa anlamı ışık taşıyıcısıdır ve bize karanlıkla ilgili çok şey söyler: Karanlık getiren, ışığı getirir.

 

Didem Çivici – Copyright ©2018
Wild Woman Academy Kurucusu ve Eğitmeni

(“VAHŞİ KADIN’IN YOLCULUĞU: Kendinle ve Yaşamla Bağlantıya Geç!” kitabından alıntılanmıştır >>> https://wildwomanacademy.com/vahsi-kadinin-yolculugu-kendinle-ve-yasamla-baglantiya-gec/ )

[1]Maskülen, s.31, Pinhan Yay.

[2]Gölgene Sahip Çık, s.26,OkuyanUs

[3]C.P. Estes , Kurtlarla Koşan Kadınlar, Ayrıntı Yay.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: