DÖRT ARKETİP: ŞİFACI / PERSEPHONE

Anne-baba kompleksine bağlı olarak kadındaki olası arketipleri incelemek üzere çıktığım yolculuğun üçüncü hanedanlığındayız: Şifacı… benim nezdimde nam-ı diğer “Persephone”.

Ana arketip ailesi puella olan Persephone, sağlıklı formundayken, yani bastırılmadığında, kabul edildiğinde, karanlığa ya da bilinçdışına itilmediğinde çok değerli armağanlar sunar: İyileştirme, kendisiyle derin bağlantı kurabilme, olanı kabul edebilme, teslimiyet, empati ve potansiyel güç. O, bireydeki kök ve kalp gücünü simgeler. O, en dişil varoluş biçimidir ve mevsimi ilkbahardır: Karanlığın içindeki potansiyelin ışığa çıkması.

Peki Şifacı’yı hayatımızda ne şekilde, nerede görürüz?

Sağlığımız ve çevremizin (ve dünyanın) sağlığı/bütünlüğü ile ilişkili tutumumuz, beden-duygu-zihin sağlığımıza gösterdiğimiz özen bizim Şifacı karakterimizi gösterir. Onun amacı “bağlantı kurmak”tır. O, alıcılığı ve kabul yeteneğiyle saf “yin” temsilidir; O tam anlamıyla bir dişildir ve hayatın potansiyelini içinde barındırır. O, boşluktur ve sonsuz olasılıkları taşır; şekillendirilebilir.

Persephone bize yaşamın en hakiki masalını anlatacaktır: Doğum-Ölüm-Doğum. O bize bırakmanın erdemini, bırakışla birlikte gelen derin dönüşümün hikayelerini anlatır. Persephone doğadaki “Şifacı Kadın”dır. O, ölümün bilgeliğiyle yaşam verir. Persephone’un diyarı karanlık ve derindir. Yunan mitolojisinde karşımıza Demeter’in kızı olarak çıkar ve hikâye odur ki yeraltı tanrısı Hades Persephone’a âşık olur ve onu kaçırır. İlk bakışta canice ve suç içeren bir eylem gibi görünen bu olaya başka bir yönden bakarsak durum farklılaşır:

“Anasının kızı” olan bu saf ve bâkire kız Hades’in sayesinde annesinin onun için yaratmış olduğu fanusundan çıkar ve hayatın en büyük gerçekliğiyle yüzleşir: Ölümle. Nasıl ki kökleri toprağın derin ve karanlığına uzanamayan bir tohum serpilip büyüyemezse, Persephone da yeraltı tanrısının diyarına inmezse her daim çocuk kalacaktır. Persephone’un “Şifacı”ya dönüşmesi ancak ve ancak ölümle ve karanlıkla yüzleşmesiyle mümkün olacaktır. O, Hades (bilinçdışı) ile birleşerek bir çocuk dünyaya getirir. O, karanlık diyarda kendi bilinç ve bilinçdışının birleşmesine tanık olur; bu, bireyleşme sürecinin ta kendisidir.

Frederic Leighton - The Return of Persephone (1891)
Persephone’un Dönüşü * (Frederic Leighton – 1891) Hermes Persephone’u annesi Demeter’e geri getirir…

Persephone’un bedende ifade bulduğu yer köktür, yani pelvistir. O, ağacın yeraltına giden köklerini sembolize eder. O, duyguları keşfetmeyi hatırlatır bize; karanlıkta kalan hikayeleri ve masalları keşfetmeyi hatırlatır. “Kök sesini bulana kadar kaz!” der Clarissa P. Estes. Persephone da bunu yapar. O, yolculuğun başlangıç noktasıdır. O, yolculuğun potansiyelini taşır.

Persephone karakterimiz gölgede kaldığında ya da gelişemediğinde diğer arketipler gibi bizi sabote edebilen yanlarını görmeye başlarız. Jung’un “anne ile özdeşleşme” adını verdiği olumsuz anne kompleksi tam da Persephone karakterini anlatır. Eğer kadın, annesi ile özdeşleşmişse (ki bu kadının annesi muhtemelen baskın bir Demeter olacaktır) karşımıza çıkan sorunlardan en başta geleni cinsellik olacaktır. C. P. Estes’in “Kurtlarla Koşan Kadınlar” kitabındaki “saf dil kadınlar” olarak nitelendirdiği bu kadınlar için cinsel arzular aşağılık hissi uyandıran ve rahatsız edici duygulardır ve kişi bunun farkında dahi olmayabilir, zira bilinçdışı bir tutum olarak ifade bulabilir. Kadın cinsel sorunlar yaşar, bir türlü sağlıklı bir cinsel ifade bulamaz ve nedeni aslında çok derinlerde olabilir. Annenin hakimiyetinde büyümüş bir kadın olarak hala çocuk kalan bir duygu-zihin-beden alanına sahiptir bu kadın. Dışarıdan güçlü gibi görünen bir kadın dahi (örneğin Artemis’i baskın bir kadın) içinde gölgede kalmış bir Persephone barındırabilir ve eğer bu küçük kız ifade bulmaz ve hediyelerini sunamazsa dışarıdan güç abidesi gibi görünen bu kadının hayatını alt üst edebilir.

Persephone baskın, Artemis çekinikse genellikle karşımıza “pasif” bir kadın çıkar. Bu kadınlar dışarıdan “paspas”, “ezik”, “zavallı” ve “kimliksiz” görülebilirler. Jung, anne ile özdeşleşmenin olumsuz ifadelerini sıralarken “bilinçsiz kadın”dan bahseder. Bu kadın sağlıksız Persephone’dur. O boştur, bilinçsizdir ve masumdur. Bu masumiyeti pek çok erkeğe çok cazip görünür ve erkeklerin hayallerindeki anima tiplemelerinden biri olarak oldukça ilgi görür. Bu kadın “Pygmallion”dur; bir erkeğin heykeltıraşlığıyla ortaya çıkan bir sanat eseri gibidir; karakteri yoktur fakat tamamıyla doldurulabilir. Bu kadınların eşlerini genelde “kurtarıcı” olarak görürüz. Erkek farkında olmadan (bilinçsizce) kadının hikayesiyle uyumlanır (ki muhtemelen kendi hikayesi de buna elverişlidir) ve Persephone’u yaşatmaya çalışan bir erkeğe dönüşür. Çünkü bu kadın korunmasızdır, fanustan yeni çıkmıştır ve hiçbir şey bilmemektedir; O saf ve naiftir, erkeğin yardımı olmadan kendini, yolunu bulamaz ve eğer bunun farkına varmazsa erkeğinin gölgesinde kalır, kendini yok sayar. O, nevroza ve depresyona meyillidir; eğer kendisiyle buluşamazsa içindeki “boşluk” ona şöyle dedirtir: “Hayat anlamsız ve yaşamak için neden yok.”

Bu arketipin iki alt ifade buluşu vardır: “Oyuncak bebek” ve “Fanustaki kız”.

Oyuncak bebek karakteri önce babasının, sonra da kocasının oyuncağı olur, onların söylemleriyle şekillenir. Pasif ama manipülatör olmaya yatkın bir kadındır ve bu sayede de gücünü başkalarına verir. Bu kadın Henrik Ibsen’in “Bebek Evi”ndeki Nora karakteridir.

Diğer bir ifadesi olan fanustaki kız rolünde ise ailesine bağlı, dış dünyadan kopuk yetiştirilmiş bir kız çocuğuyla karşılaşırız. Bu kadın genelde sanat alanına yönelir, kitaplar ve müziğin içerisinde dünyadan, maddeden, bedenden ve aslında dişil olandan (kendinden ve dahi anneden) kaçış yolları arar.

Bu kadınların babalarının baskın Senex olabilir: Otoriter, eleştirel, işkolik ve kontrolcü. Baba, kendi doğru ve yanlışlarıyla kızını (ve eşini) yönlendirmiş olabilir. Böyle bir baba karakterinin yanında da muhtemelen baskın Demeter ya da yine Persephone bir anne görebiliriz. Kız, anne ve babası tarafından yönetilir; okulu, nasıl yaşayacağı, ne yiyeceği ve ne giyeceği dahi ebeveynleri tarafından belirlenir. Bu kız adeta anne ve babasının “oyuncak bebeği” olur. Anne eğer Persephone ise karamsar, çekinik, depresif ve zayıf bir karakter olabilir ve bu arketipi aynen kızına aktarılabilir. Böyle bir durumda babayı iki sevgiliyle görürüz: Anne ve kızı. Karşımızda güçlü ama bilinçsizce yaşanan ensest bir ilişki vardır. Kız çocuğu babaya hayranlık duyar ve baba farkında olmadan kızıyla bir ilişki yaşar ve aslında farkında olmadan kızının psişesini işgal eder ve ona tecavüz eder.

Bu kadınlar sağlıksız ifade bulduklarında dışarıdan her daim onay ve sevgi ararlar, bağımlılık (maddesel ve ilişkisel bağımlılıklar, yeme bozuklukları) geliştirmeye çok yatkındırlar ve aslında içten içe sürekli ilgi beklerler. Duygularını abartılı yaşayabilirler ve manipülasyonla (duygu sömürüsü başta olmak üzere) ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırlar. En büyük sorunları ise sınırlarının olmaması ve “hayır” diyememeleridir. Onlar sürekli olarak dışarıdan alabilecekleri enerji kaynaklarını sabit tutmaya çalışırlar. Tüm bunların yanında Persephone kadınlarının gölge taraflarından bir diğeri de bedenlerini ve sağlıklarını fazla önemsememeleridir. Sağlıkla ilgili kararlarını sürekli erteleyebilirler ya da önemsemezler.

Persephone baskın kadınların rüyalarında sıkça rastlanan örüntülerden biri de sapık ya da baskıcı adam (animus) karakteridir. Rüyalarda evin (psişe) içerisine giren hırsızlara, kimliğin ya da çantanın çalınmasına çokça rastlanır. Arabaları hep erkekler kullanır ya da erkekler tarafından kaçırılırlar. Persephone gölgede kaldığında, animusu sağlıksızsa hem rüyalarında hem de gerçek hayatta tacizci, tecavüze ve işgal etmeye meyilli erkeklere rastlanır. Onun animusu “musallat” bir yapıya sahiptir.

Persephone’un sağlığına kavuşması ve “Şifacı”ya dönüşmesi için kendisiyle ve özellikle de bedeniyle bağlantı kurmaya ihtiyacı vardır. Doğa ile daimî bir temas alanı yaratmak, bedensel döngülerini (menstruasyon) takip etmek ve duygusal iniş çıkışlarıyla bağlantıda kalmak onun kendisi ile bağlantısını güçlendirecektir. O sağlıklı olduğunda alıcılığı artar, özgüveni gelişir, hayatın her türlü “aksaklığı” karşısında derin bir bilgelikle nefes alabilir ve kendisi için “orada” olabilir. O aslında “uyum sağlayan” kişilik özelliğiyle kendisine ve başkalarına büyük armağanlar sunabilir. O, toplumla birey arasında iletişimi ve empatiyi mümkün kılabilir. İçine dönmeye yatkın oluşu (“introvert”, yani içedönük karakteri) onu hayal dünyasına ve sistemin dışında hayal kurmaya yönlendirebilir. Bu sayede de yaratıcı enerjisiyle buluşabilir ve hem kendisi hem de dünya için ilham kaynağı olabilir. Onun kendi hikayelerini, başkalarının hikayelerini (masallar, mitolojik hikayeler, vs.) okuması ve araştırması kendine yolculuğunu besler. Müzik, davul, dans ve şarkılar eşliğinde içsel yolculuklar yaratması onun karanlık yolculuğunun fenerleridir. Onun kendi kalp gücünü bulması kendisiyle yeniden bağlantı kurmasıyla birlikte serpilir. Ve aslında ona bu yolda en çok yardım edecek kişi Artemis’tir. Artemis güçlü erili sayesinde ona bir amaca yönelmeyi ve onun için yaşamayı öğretir; görünür olmayı ve ideallerini hayata aktarmayı öğretir; kendi merkezinde nefes alarak alıcı ve verici olabilmeyi öğretir, zira dört ana arketip arasında eril özü güçlendirmeye en çok ihtiyaç duyan karakter Persephone’dur.

Persephone’un sağlıklı ifade bulabilmesi için kendi içindeki boşlukla buluşması çok önemlidir. O, bu boşluğu sürekli doldurmaya çalışmak yerine (erkeklerle, yiyecekle, kıyafetlerle…) o boşluğun armağanlarıyla ve potansiyel gücüyle buluştuğunda kendi hayat amacıyla da buluşabilir. O, kendisi için anlamlı olmayan ama yine de yapmaya devam ettiği ve kendisi için anlamı olan ama yapmadığı şeylerin farkına vardığında dönüşüm kapıda demektir. O, “kendisi için anlamlı olan”ın peşinde olmalıdır ve şunu hatırlamalıdır:

“Anlamlı olana yönel ve onu yeşert.”

 

Didem Çivici – Copyright ©2018

 

 

Persephone hakkında… (kaynak: Vikipedi)

Persephone, Yunan mitolojisinde Zeus ile Demeter’in kızıdır. Persephone’nin asıl ismi Kore’dir. Hades, Persephone ismini, O’nu yeraltına kaçırdıktan sonra vermiştir. Kaçırılıp Persephone orada, Hades’in sunduğu nardan biraz yedikten sonra, “ölüler ülkesinde bir şey yiyenlerin yeryüzüne çıkma hakları bulunmamaktadır” kuralı nedeniyle, ölüler ülkesinde kalmak zorunda kalmıştır. Hades’in eşi ve ölüler ülkesinin tanrıçası olmuştur fakat doğan hiçbir çocuğu Hades’ten değildir. Annesi Demeter’in ısrarları sonucunda, kış dönemi hariç kalan kısmını yeryüzünde geçirmeye hak kazanmıştır. Bu yüzden ölülerle ve yeraltıyla olduğu kadar hasatla da ilişkilendirilir. Aynı zamanda Zeus’un eşlerinden biridir.

Persephone’nin Kaçırılışı: Roma mitolojisinde, Proserpina olarak da bilinir. Tüm dünyaya buğday ekmekle görevli tanrıça Demeter’in Zeus’tan olan kızıdır.Hades Persephone’yi sevdiğini söyler. Zeus ona kızını kaçırmasını söyler. Bir gün Persephone arkadaşlarıyla çiçek toplamaya gider. Çiçekleri toplarken arkadaşlarından biraz uzaklaşır. Tam o sırada oldukça güzel, göz kamaştırıcı bir nergis çiçeğiyle karşılaşır. Bu çiçek oraya Zeus tarafından yerleştirilmiştir ve ışıl ışıl parlıyordur. Çiçeğin güzelliğinden, ışıltısından gözleri kamaşan Persephone çiçeği koparmaya gider. Çiçeğe doğru elini uzattığında yer yarılır ve Hades siyah atlı arabasıyla yarıktan çıkarak Persephone’u kaçırır. Demeter ise kızını çok sevmektedir. Günlerden bir gün kızının çığlığını duyar. Onu arar ama bulamaz. Bu yaşadığı acıyla Demeter dokuz gün boyunca dünyayı dolaşır ve kızını arar.Demeter büyü ve sis titanı Hekate’ye sorar ve Helios’a gitmesi gerektiğini söyler. Onuncu gün Güneş titanı Helios’a rastlar. Helios, ona Zeus’un gizli rızasıyla Hades’in Persephone’u kaçırıp ölüler ülkesinde ebedi karısı yaptığını açıklar. Demeter bu olaya isyan eder ve Olimpos’u terk ederek insanlar arasında yaşamaya başlar. Yaşlı bir kadın kılığında Eleusis’e varır. Bir kuyunun yanında zeytin ağaçlarının altında oturur. Kuyudan su almaya giden kral Keleos’un kızları yaşlı kadını alıp eve götürürler. Böylece Demeter kızların küçük kardeşi Demophon’un dadısı olur. Demeter, küçük çocuğa ölümsüzlük kazandırmak için geceleri çocuğun bedenini ambrosia ile sıvayıp yanmakta olan ateşe tutmaktadır. Bir gece çocuğun annesi olaya tanık olur ve dehşete düşer. Demeter şaşkınlıkla çocuğu elinden ateşe düşürür. Bu olay üzerine Demeter, kral Keleos ve eşinden özür dilemek için, Persephone’un kardeşi olan oğlu Tripolemos’a kanatlı ejderhaların çektiği bir araba verir ve ona buğday serpe serpe tüm dünyayı dolaşmasını emreder. Günler geçer ve Eleusis’te kaldığı süre içinde Demeter toprağı verimli kılmayı reddeder, böylece açlık hüküm sürmeye başlar. İnsanların çektiği acılara üzülen tanrılar Demeter’e yakarırlar, o da kızını görmek şartını öne sürer. Zeus’un yardımıyla kızını yeraltı dünyasından çıkarmak ister. Yeraltı dünyasında bir şeyler yiyenler yeraltı dünyasından ayrılamazlar. Yediği dört tane nar tanesi yüzünden Persophone yılın üç ayını yeraltı dünyasında, dokuz ayını ise dünyada geçirmeye mahkûm edilmiştir. Kızını görmenin coşkusuyla Demeter, toprağı çiçekler ve yapraklarla kaplar. Böylece ilkbahar olur. Kızının yeraltı dünyasında geçirdiği üç ayda ise kış olur. Yunan mitolojisinde baharın başlangıcı olarak Demeter anılır. Ancak Persephone, kibirli olmayışı nedeniyle Hades’e, yavaş yavaş aşık olmaya başlamıştır.

 

*The Return of Persephone, c.1891 (oil on canvas) by Leighton, Frederic (1830-96); 203×152 cm; Leeds Museums and Galleries (City Art Gallery) U.K.; English, out of copyright.

Reklamlar

DÖRT ARKETİP: ŞİFACI / PERSEPHONE” için 2 yorum

Kendininkini ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: