DÖRT ARKETİP: VİZYONER / AFRODİT

Vizyoner… Büyücü… nâm-ı diğer, “Afrodit”. Rahmin, dişil özün ve yaratıcılığın ifade buluşu.

Vizyoner arketipi bir puella olmakla beraber Şifacı arketipindekinden daha fazla eril öze sahiptir. O, yaratıcı özü (dişil öz) ile buluşmuş olan eril özdür; eril özünü keşfetmiş olan dişildir; Egosunu geliştirmiş, bilinçle yol alan Aşk Tanrıçası’dır.

O, “Eril ile Dişil’in Buluşması”dır.

Vizyoner, kendisinden önce gelen üç kadını içinde barındırır: Şifacı (Persephone), Bilge (Demeter) ve Savaşçı (Artemis). Her birinin gücü Vizyoner’in içinde can bulur ve şifacılığıyla, bilgelik dolu görüsüyle ve liderliğiyle eyleme geçer. O bize “Yaratıcılığınla bağlantıda kal! Hayal kur ve ilerle!” der. O, içinde taşıdığı sağlıklı erilin disiplinli ve fethedici erkiyle yaratıcı güce, yani dişil öze ifade bulması için alan açar ve bu alanı tutar. O, yaratıcılığımızı ve hayallerimizi hayata nasıl aktardığımızla ilişkilidir. Eylemsiz kalan hayal ölür, ifade bulmayan yaratıcı öz çürür. 

Vizyoner’in erki, potansiyel gücü harekete geçiren motivasyondur; O, libidonun, cinsel enerjinin, yaşam gücünün, qinin devinimidir. Hayat amacını bulmak, ona odaklanmak ve onu gerçekleştirmek, eril özünü (animusu) kabul etmek ve onunla birleşmek Afrodit’in (Vizyoner) en değerli armağanlarıdır. O, dişil özünü kucaklayabilen kadındır; O, içindeki erkeğiyle birleşebilen kadındır.

Afrodit arketipi rahmi ve alt dantieni yönetir: Yaratıcı merkezdir. Onun işi hayat içerisinde ilham kaynakları yaratmak ve ilham kaynaklarını bulmaktır. O alır ve verir, hem dişildir hem eril. O, hayatın içerisinde ilham dolu bir şekilde adım adım ilerler ve etrafına her daim ilham verir. Onun sadece var olması etrafına tanrısal ışığı yayması için yeterlidir. O, tanrısal imgenin insan bedeninde hayat bulmasıdır. 

Afrodit bize şunu hatırlatır: 

Kendimle bağlantıda kalarak, kendimi ve başkalarını gözeterek ve besleyerek hayallerimi hayata aktarmak.

Bunun içinse kırılganlığıyla (Persephone) buluşmalı, kendini gözetmeyi (Demeter) ve sınırlarını çizmeyi öğrenmeli, gerektiğinde savaşabilmeli (Artemis) ve aynı zamanda da hayallerini (Afrodit) unutmamalıdır.

Afrodit arketipi bir kadında gölgede kaldığında farklı şekillerde sabote edici davranışlara tanık olabiliriz. Jung, bu arketipin anne kompleksini “Eros’un aşırı büyümesi” olarak ifade etmiştir, yani dişil özün fazla gelişmesi. Fakat bu kadının annelik güdüsü yeteri kadar gelişmez, hatta hiç olmayabilir. Annesini kıskanabilir, ondan üstün olmaya çalışabilir ve bunu kendi dişil enerjisini abartarak yapabilir. Babayı kıskanmayla karşılaşabiliriz ve baba ile psişik bir ensest ilişki olasılığı oldukça muhtemeldir. Bu kadın romantik, baştan çıkarıcı, hatta sansasyon yaratabilecek kadar fazla cinsel enerjiye sahiptir. Eros’u (dişil özü) pasif erkekleri kendine çeker ve onları kontrol ve manipüle edebilir; evlilikleri sarsar, toplumun en güvenli saydığı aile kurumuna baş kaldırır. 

Onu alt karakter olarak “Yüksekten Uçan” ya da “Uyumsuz” olarak görürüz. Yüksekten uçan Afrodit’in sınırları yoktur, tam bir puelladır. Bununla birlikte başkalarının da sınırlarına saygı duymaz ve umursamadan evli ve ilişkisi olan erkeklerle bağ kurar. O, bilinçdışına çok yakın yaşar. Aslında o, tehlikeye yakın yaşar çünkü hayatı ancak tehlikeli olduğunda hissedebilir; hayatta olduğunu anlamak için tehlikeye ihtiyaç duyabilir. Bağlanmaktan korkar, birden çok ilişkiyi aynı anda yaşayabilir ve ihtiyaçlarını karşılamak için bedenini, cinsel enerjisini, cazibesini kullanır.

Uyumsuz karakterinde ise temelde babaya karşı utanç görebiliriz. Animusun alındığı ana karakter olan baba, alkolik ve bedensel/duygusal/mental olarak zayıf bir kişilik olabilir. Bu kadın, anne ve babasını reddeder ve otorite ile sorunlar yaşar. Topluma ayak uyduramaz, hatta dışarıdan oldukça tetikleyici, itici bir görüntüye sahip olabilir. Onun kıyafetleri, makyajı ve tavırları abartı doludur. Muhalefete yatkındır, güç oyunu oynar ve toplumdan kopuk yaşar. Bu da onu kurban bilinciyle hareket etmeye yöneltir. Onun kendine şöyle dediğini duyarız: “İstenmiyorum. Başkalarının beni istemesi ve bana ihtiyaç duyması için her şeyi yapacağım!”

Vizyoner gölgede kaldığında her daim olumsuz olana odaklanır ve gerçekleri yadsır, geleceği göremez. Enerjisi ona fazla gelebilir ve eril özü güçlü olmadığındaysa bu enerjiyi nasıl kullanacağını ve yönlendireceğini bilemez. O, küçük bir sandalla okyanusun büyük dalgaları içerisinde hayatta kalmaya çalışır; duygularının yoğunluğu içerisinde kaybolmaya meyillidir. Aşırı baskın bir persona geliştirebilir ve bu onu kendi bilinçdışından kopartır ama bilinçdışı yok olmaz, tam tersine onu ele geçirir ve bu kadın hayatını bilinçdışı unsurlarının hakimiyetinde, bir nevi arketipler dünyasında yaşamaya iter. Atalet ve tembellik sık sık ziyaret edebilir; bedenini sürekli doyurmaya ya da bedenini sürekli boşaltmaya gereksinim duyar, bu nedenle de bağımlılıklar ve yeme bozuklukları geliştirebilir.

Afrodit’in karanlık ormandan çıkıp “Kraliçe” ünvanını geri alması ve kraliyetin geri kalanıyla barış ilan etmesi kadının psişik yolculuğunun en önemli kısmıdır. O, bünyesinde Persephone’u, Demeter’i ve Artemis’i yaşatır ve bütünlüğüne ve gücüne kavuştuğunda onu ışıldayan bir Afrodit olarak görürüz. O, geçmesi gereken yolları geçmiş, zorlu eşikleri deneyimlemiş ve artık kraliyetin huzurunu sağlamak için buradadır. O, maceracıdır ve risk alır; yeni potansiyellere açıktır ve çoğunluğun göremediğini görebilir. O’nun bilinçdışıyla bağları kuvvetlidir, zira o büyücüdür, cadıdır, sihirbazdır. Dişil erkini, bilinçsiz olanı bilince getirmek ve dünyaya, toprağa, bedene güç ve esenlik getirmek için kullandığında onun sağlıklı ifadelerine tanık oluruz. O, yıkmak için değil yaratmak için nefes alır fakat gerektiğinde yıkımın yaratım için gerekli olduğunun da farkındadır. O, içgüdüleri güçlüdür ve sezgileriyle derinden bağlantıdadır. Bu nedenle de tanrısal benliğinin geleceğe dair bildiği her şeye vakıftır.

Bir kadının Afrodit’i sağlıklı varlığına kavuştuğunda o, toplumsal dönüşüm için bir fırsat yaratılabilir. O, toplumun beklentileriyle yaşamaz, bastırılmış olan dişiliği ve cinselliği tüm varlığıyla topluma geri yansıtır. Onun kendinden emin dişil duruşu, kendi merkezinde sapasağlam duran eril özünden, animusundan gelmektedir. Onun bir ilişki içerisindeyken erkeğine şöyle dediğini duyarız:

“Bana olan aşkını, projeksiyonunu görüyorum. Seni seviyorum, bu nedenle de her şeyi kaybetme pahasına da olsa burada senin hikayeni beslemeye devam etmeyeceğim. Ben, benim. Ben, benim gerçekliğimi gören bir erkekle yol almak istiyorum.”

O, dişil olana değer verir ve erkek-kadın ayırmaksızın insanın kendi dişil özüyle buluşmasını arzular. O, verilmesi gereken tüm savaşları vermiştir ve kendisini bekleyen savaşlardan da haberdardır. Yeri gelir toplumun gölgelerini yansıttığı ve tüm projeksiyonları üzerine çektiği için günah keçisi ilan edilir, yeri gelir kurulu düzeni sarsarak patriark ve matriark yapıların işlevselliğini sorgulatır. O, kendisiyle bağlantısı güçlü olan bir kadın olarak gerçek sevgiye ve özgürlüğe hizmet etmeyen her şeyin yıkılmasına ön ayak olur. Ve bu nedenle sadece Afrodit’in toplumları dönüştürebilme gücü vardır. O, yavanlaşmış ve kalbe hizmet etmeyen evlilik kurumunu yıkar, insanlara farkındalık getirmeyi amaçlar. O, anneye bağımlı olan erkeği sarsar ve ahlaki çatışmalar yaratarak birliktelikleri sorgulatır. O, gelmiş geçmiş tüm dişilik sembollerini içinde barındırır: Anne, Bâkire, Bilge Kadın ve Kutsal Fahişe… O, şimdiye dek hiç bir toplumsal yapının henüz dokunamamış olduğu, bilmediği, ulaşamadığı “Bilinçli Dişil Erk”tir. O, kadına kendi erkinde nefes alırken erkeğe teslim olabilmeyi, erkeğe ise sevgi dolu bir şekilde nefes alırken bilinçli olmayı öğretebilir ve kadına ve erkeğe yol gösterebilir. Afrodit’i ile buluşan bir kadın toplumlara sevgisi, gücü ve farkındalığıyla örnek olur. O’nun bize şöyle dediğini duyarız:

“Bilinçsiz olanın farkına var!”

Bir kadının Afrodit’ini karanlıktan aydınlığa çıkarmaya ihtiyacı vardır; her kadının. Bunun için kendi animusuyla buluşmalı, onu dinlemeli ve görmelidir. O, ilham kaynaklarını bulmalı, onları hayatında daim kılmalıdır. İlham almak ve vermek Afrodit’in en yüce armağanlarındandır. Hayatında her daim oyuna yer açmalı, bedensel zevk alanlarını çoğaltmalıdır. Bu, illa ki cinsel birleşmeyi içermek zorunda değildir; Afrodit her şeyde cinsel enerjiyi deneyimleyebilir, tantrikadır; O, sonsuz cinsel enerjiyle nefes alır. Bu nedenle kadının cinsel enerjiyi yatak odasından çıkartması ve her nefesine yayması Afrodit’le buluşmasına yardımcı olur. Kıskandığı kadınları, dışarıdaki projeksiyonlarını fark ederek bu kıskançlık temalarını incelemeli, kendinde göremediği ama dışarıda gördüğünde kıskançlık hissettiği her ne varsa bunları kendi hayatında mümkün kılmak için eyleme geçmelidir. O, hayallerini eyleme geçirdiğinde, adımlar attığında kendisiyle buluşabilir. 

Afrodit sağlıklı bir şekilde nefes almaya başladığında “Vizyoner”e dönüşür ve kadına iç ve dış yolculuklarında rehber olur. Ve bir kadın tüm bunları derinlerinde nefes alan bir şey sayesinde yapabilir ve bu, Afrodit’in ona en büyük armağanıdır:

Animusu.

Velhasıl… Afrodit aşkın ta kendisidir. O, ateştir; Simyâ ateşidir. O yakar ve dönüştürür; rahatsız edici bir güce sahiptir. Fakat bu sayede uyuyanları uyandırır.

Afrodit, aydınlatır.

Didem Çivici – Copyright ©2018

Reklamlar

DÖRT ARKETİP: VİZYONER / AFRODİT” için 2 yorum

Kendininkini ekle

  1. ‘Aşırı baskın bir persona geliştirebilir ve bu onu kendi bilinçdışından kopartır ama bilinçdışı yok olmaz, tam tersine onu ele geçirir ve bu kadın hayatını bilinçdışı unsurlarının hakimiyetinde, bir nevi arketipler dünyasında yaşamaya iter’.
    Bu kısımdaki arketipler dünyasında yaşamayı nasıl anlayabiliriz? Yani bilinçdışının kişiyi ele geçirdiği kişinin kendi merkezinde olmadığı her şey olduğu kendi olamadığı gibi mi? Burada ego ve bilinçdışı arasında sınırların olmadığı bir alandan mı bahsediyoruz? Çok uzun oldu, düz ve net, ‘arketipler dünyasında yaşadığımı nasıl anlarım’?

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: