ERİL ARKETİPLER: SİHİRBAZ’IN YOLU

Sihirbaz… kimilerinin kulağına büyülü gelen, kimine göre uçarı, kimine göreyse yokluğu imkânsız olan, benim içinse hayatın merkezinde duran arketip.

O, görülmeyeni görebilme, duyulmayanı duyabilme ve ötede olanı kavrayabilme kapasitesi…

O, içinde bulunduğumuz çağın yöneticisi…

O, doktorların, avukatların, bilim insanlarının, terapistlerin, analistlerin ve şifacıların güçlerini aldıkları öz.

Sihirbaz, içimizdeki ve dışımızdaki dünyayı dönüştürürken bize rehber olan içsel danışmanımızdır. O, bilengören ve duyandır. Sezgilerin doğduğu yer, sezgilerin güce dönüştüğü yerdir.

Sihirbaz, her daim meraklıdır. Araştırır, bilinenin ötesine geçmeye çalışır. O, gizli bilgilere çekilir; uzun soluklu ve zahmetli, emek isteyen eğitimler onun alanıdır. O, yeteneklerinin, bilgisinin ve kapasitesinin sınandığı zorluklara çekilir. O, “Hiçbir şey göründüğü gibi değildir,” cümlesinden yola çıkar ve derinliklere olan merakıyla sığ sulardan okyanusun derinliklerine doğru kulaç atar.

Sihirbaz hem doğanın hem de insanın derinlikleriyle ilgilenir. O, herkes tarafından görülmeyen derinlikleri görebilir, sezebilir. O, Kral’ın baş danışmanıdır ve Kral’ın bilinçliliğine rehberlik eder. O, Merlin’dir. O, Gandalf’tır. Kral enerjisine geçebilmesi için kişiyi inisiye eden güçtür. O, yol göstericidir ve simyacıdır; ruhun dönüşümünü amaçlar. Kişinin bireyleşme yolunda ilerlemesinde kişiye rehberlik eder.

Jung, 20. yüzyılın en büyük Sihirbaz’larından biri olmuştur. O, görülmeyene, bilinçdışına merakı ile başladığı yolculuğundan edindiklerini sadece kendisi için de değil, başkalarının faydası için dönüştürmüş ve anlaşılır hale getirerek mistik bilgiler olarak ele alınan en kadim bilgileri bilimselleştirmeyi başarmıştır. Moore ve Gillette, kitaplarında Jung ile ilgili şöyle derler: Jung, insan psişesi ve kuantum fiziğin yapısındaki enerji akışı benzerliklerini ilk keşfettiğinde çok etkilenmişti. Kuantum fizik de derinlik psikolojisi de olanın ötesini, görünmeyeni görebilmek üzerine kurulu iki alan olarak ifade bulmuşlardı. Jung’un eklediği bilgilerle daha da derinleşen Derinlik Psikolojisi, bilinçdışının derinliklerini keşfetmeye ve insanın tüm potansiyellerinin sorumluluğunu eline almasına adanmış bir araştırma ve bilim sahası olarak sonraki nesillere bırakılmıştı. Jung hayatı boyunca sembollerin ve arketiplerin insan psişesi ve kolektif bilinçdışı üzerinde ne kadar etkili bir güce sahip olduğunun altını çizmiş ve bu gücün insan ve toplum davranışlarına olan etkisine farklı şekillerde açıklık ve anlam getirmişti.

Sihirbaz, kişideki gözlem gücüdür. O, sessizce gözlemler ve özdekini görür. O, bilinçtir; “gözlemleyen ego”dur. Bu açıdan bakıldığında bedenin ve maddenin ötesinde yaşadığını söyleyebiliriz. O, duygulardan ve fiziksel her şeyden kolaylıkla ayrışabilir, özgürleşebilir. O, bedenin ve maddenin ötesini algılayabilme kapasitemizdir.

Sihirbaz, psişenin iç dinamiklerini (arketipleri ve kompleksleri) fark eder, izler ve onlardan gelen enerjileri dönüştürür, egoya ve dolayısıyla da kişinin gelişimine destek olmalarını sağlar. O, bir nevi “regülatör”dür.

Savaşçı’nın sağlıklı değerlendirme ve analiz yapmasını, Kral’ın kraliyet için en doğru kararı vermesini, Âşığın sevgiden sapmamasını sağlayan Sihirbaz’dır. O, düşünme ve değerlendirme kapasitemizdir. O, şeyleri sezer, görür, değerlendirir ve kişiye iç görü getirir. Bu sayede kişi hayal kurar, analiz eder ve eyleme geçer.

Sihirbaz, kişinin kendi içine dönme kapasitesidir. O’nun sayesinde kişi içerideki ve dışarıdaki kaosa kendini kapatarak odaklanabilir. O, meditasyon gücüdür. O’nun sayesinde iç kaynaklarımızla ve hakikatimizle dürüst bir şekilde yüzleşebiliriz. Kriz anlarında sakinliğimizi sağlayan, “sağlıklı düşünme”yi sağlayan Sihirbaz’dır. O, hayatın zorlukları içerisinde yol alırken bizi kendimizle bağlantıya geçirebilecek araçları bulmamızı sağlar.

Moore ve Gillette, “Kral, Savaşçı, Sihirbaz, Âşık” kitabında Sihirbaz’ın, erkeğin çocukluk yıllarında “Büyümüş de Küçülmüş Çocuk” (the Precocious Child) olarak ortaya çıktığını ve bu karakterin, çocuktaki öğrenme ve merak güdüsünü sağladığını söylerler. Bu arketipin baskın olduğu oğlanlar (ya da erkekler) hızlı düşünür, hemen öğrenir ve öğrendiklerini başkalarıyla paylaşmaya heveslidirler. Bu oğlan çocuğu erken yaşta okumaya başlayabilir, zira öğrenmeye o kadar açtır ki, bilgi kaynaklarına doğrudan ulaşabilmek için arada başka strateji bırakmamayı seçer. Bununla beraber, bu çocuk yeteneklidir, özellikle de resim ve müzik konularında. Merak ve keşfetme güdüsüyle araştırmacı bir kişilik geliştirir. İnsanı merak eder: Psikolojiyi, dinamikleri, güdüleri… Ve genelde içe dönük (introverted) bir kişilik edinebilir fakat içe dönük olduğu kadar dışa da dönüktür: Edindiği bilgi ve deneyimi dış dünyayla paylaşmaya çok isteklidir. Ayrıca bu çocuk şeylerin arasındaki bağlantıyı “sezer”. Onun doğuştan gelen bir farkındalık yetisi vardır.

Kısacası “Büyümüş de Küçülmüş Çocuk” bir erkeğin Sihirbaz’ının gelişmesine öncü olur.

MAGICIAN - BOOK

GÖLGE SİHİRBAZ

Her arketip gibi Sihirbaz’ın da gölgeleri takdire şayandır. Moore ve Gillette, kitaplarında Sihirbaz’ın iki kutuplu gölgelerini “Manipülatör” ve “Masum” olarak ifade ederler. Manipülatör, oğlanlık yıllarında karşımıza “Çok Bilmiş Soytarı” olarak çıkarken Masum ise “Aptal” olarak ifade bulur. Aslında Gölge Sihirbaz’ın Jung terminolojisinde arketipleşmiş çok bilindik bir ismi vardır: “Trickster” ya da Soytarı. Bu arketipi biz “Joker” ya da “Kral’ın Soytarısı” olarak biliyoruz. Her ne kadar hepsi eninde sonunda bu tek tip arketipe bürünüyor olsa da burada iki ana kutba yakından bakmak istiyorum.

joker

“Manipülatör” (“Çok Bilmiş Soytarı”)

Bu karakter karşımıza aldatıcı, ciddi olmayan ve alaycı doğasıyla çıkar. Farklı personalar geliştirebilir ve “mış gibi” davranarak etrafındakileri istediği şeye ikna eder. O, önce insanların güvenini kazanır, sonra kendisinin istediği bir dünya yaratarak ona inanmalarını sağlar ve en sonunda da buna kanan insanların düştükleri hale güler. O, başkalarını utandırmaktan zevk alır.

Bu arketipin hükmettiği kişiler sürekli düşman kazanır. O aşağılar, küçümser ve hor görür. O, Zorba ile iş birliği yaparak kendisinden zayıf insanları ağına düşürür ve onların zayıflığı karşısında kendisini güçlü hisseder ve bununla eğlenir. O, “Çok meşgulüm,” görüntüsü yaratır, insanları buna inandırır ve elinde oynatır. O, samimiyete ve dürüstlüğe izin vermez. Bununla beraber, Sihirbaz’ı gölgede gezinen bir erkek tüm bunları farkında olmadan da yapabilir, yani bilinçsizce. Aslında bilincinde olmadan herkesle alay eder, onları küçümser ya da “sataşır” ama bunu eğlence olsun diye yapar ve hatta insanların hayatı neden bu kadar ciddiye aldıklarına da anlam veremez. İşte böylesi bir Gölge Sihirbaz bazen en tehlikelisidir…

Manipülatör, sohbetleri yönetir, arkadaşça konuşmaları ciddi tartışmalara ya da bir nevi derse çevirir. O, sohbetleri kendisinin hâkim olduğu konulara yönelterek insanları küçümseyebileceği ortamlar yaratır. Üstü kapalı ya da açık şekilde insanlarla alay eder. Sarkastiktir. Fakat bu şekilde eninde sonunda yalnız kalmayı garantiler. İnsanların güvenini kaybeder ve hiç kimse durmadan aşağılanmayı ve hatasını görmeyi kaldıramaz. Gölge Sihirbaz sadece olumsuza ve hataya odaklanır, hatta insanların değerli emeklerini dahi küçümseyerek hiçe sayar. O, güzelliği ve derinliği, samimiyeti ve emeği onurlandıramaz.

Gölge Sihirbaz, kişinin otorite sorunlarının kaynağı olabilir. O, otoriteyi yok sayar ve sürekli çekişme ve sorun yaratır. O’na göre tüm yönetici ve liderler işe yaramazdır. O aslında içten içe başkalarının başarılarını kıskanır ve güçlerini kaybetmelerini arzular. Bunun en derinlerde yatan nedeni ise içindeki Sihirbaz gücünün, yeteneklerinin, yaratıcılığının sorumluluğunu eline almamasıdır. Başkalarını takdir etmez çünkü başkalarının yüceliğini kabul etmek kendisinin küçük olduğunu ve onların kendisinden daha iyi olduklarını kabul etmek olacaktır. O aslında içindeki İlahi Çocuğu onurlandıramaz ve bir erkek kendi içindeki ilahi varlığın tahtını onurlandırmadığında o taht boş kalır ve yerini Soytarı doldurur. Bunun muhtemel nedeni ise o İlahi Çocuğun bir zamanlar ebeveynler ya da toplum (arkadaşlar, öğretmenler…) tarafından hor görülmüş, onurlandırılmamış ve yok sayılmış olmasıdır. Kısacası bu çocuk kendi içindeki yaratıcı ve ilahi özü nasıl göreceğini ve kabul edeceğini bilmez. Kendi biricikliğini ve gücünü fark etmeyen bir oğlanın ise hayatla başa çıkma stratejisi çoğunlukla Gölge Sihirbaz’ı geliştirmektir.

Sihirbaz’ın erkek psişesindeki görevi ona bireyleşme yolunda rehberlik etmek ve dolayısıyla da başkalarına liderlik etmesine yol göstermekken Sihirbazı gölgede kalan bir Manipülatör’ün bırakın başkalarına yol göstermeyi, kendisine dahi hayrı dokunamaz. O, etrafındaki insanları kaybetmeye doğru sürükler. O, insanları kör kuyuların, çöllerin, karanlık ormanların içerisine yönlendirir ve kaybolmalarını sağlar. O, bilgi saklar ve insanları oyalar; başkalarının gelişimini ve iyiliğini düşünmez, sadece kendi eğlencesi ve keyfiyle ilgilenir.

O, öğrencisinin yükselmesine katlanamayan akademisyendir. O, çocuğunun başarılarını görmezden gelen babadır. O, kadınına sataşarak aslında onunla içten içe alay eden adamdır. O, insanların yaralarını tanıyan ve bu yaraları lehine kullanan kişisel gelişim “uzmanı”dır. O, bir seansta mucizeler yaratacağını iddia eden şifacıdır. O, hastasının endişesini hiçe sayan doktordur. O, hukuk dilini okumakla övünen ve “bilmiş” geçinen avukattır. O, kendi komplekslerini bilinçsizce hastasına yansıtan ve hastasının sürecini sekteye uğratan terapisttir. O, bilinçaltına oynayan mesajlarla insanları kandıran reklam yazarıdır. O, azıcık bilgi karşılığında adam soyan Düzenbaz’dır… Şarlatan’dır.

O, kandırır ve insani değerleri hiçe sayar; hayatın içerisine girmektense uzaktan izlemeyi ve herkese gülmeyi yeğeler. O, aslında yaşamaktan korkar; paylaşmaktan korkar, samimiyetten korkar, derinlikten korkar. Bilgisini paylaşmak istemez, kendine saklar ve hatta başkalarını bilgisiyle (gücüyle) kontrol eder ve eninde sonunda tek başına kalır. Çünkü o “birlikte” büyümeyi bilmez.

Masum (Aptal)

Bu karakter iki kutuplu gölgenin pasif yanıdır. Sihirbaz kendi iç yolculuğuna merak duyarken Masum ise kendinden kaçar. O, gerçeği saklar… kendinden ve başkalarından. O kolaylıkla sıkılır, bunalır ve depresyona girer. Hayat sıkıcıdır, o da öyle.

Masum, yavaş öğrenir ya da öğrenmeyi reddedebilir. Fiziksel olarak zayıf ve hasta olabilir. Bedensel koordinasyonu yok denecek kadar azdır. Bedenini tamamıyla reddeder.

Mizah anlayışı yoktur ya da aptalca espriler yaparak kendisini aptal yerine düşürür. Başkalarının yaptığı şakaları ise anlamaz. Fakat aslında tüm bunlar Masum’un maskeleridir. O, aptalı oynayarak aslında büyük bir oyun yaratır ve herkesi de buna alet eder. O, büyük bir kibrin içerisinde durarak tüm dünyayı aptalca, tüm insanları da aptal olarak görür.

Sihirbaz gölgedeyse kişide özgüven eksikliği öne çıkar ve kendisinin de başkalarının da düşüncelerine güvenemez. Sihirbaz enerjisi “düşünce” ile ilişkilidir ve zihnin dinginliği kişiye netlik ve merkezindelik kazandırır. Fakat Gölge Sihirbaz’ın düşünceleri genelde sisli ya da çarpıktır. O’nun iç dünyası daimî bir kaos içerisindedir ve iç seslerinin gürültüsü nedeniyle kendi öz sesini duyamaz. Dengesizdir, pasif agresiftir ve etrafını sürekli suçlar.

SİHİRBAZ’I UYANDIRMAK

Sihirbaz, kişinin egosunun gelişmesine yardımcı olur. Bireyleşme sürecinde ego çok önemli bir yere sahiptir (bknz > https://didemcivici.com/2018/11/24/egonun-onemi-marion-woodman/). Sihirbaz arketipi tüm potansiyeliyle ifade bulduğunda kişinin “gözlemci ego”su canlanır ve bu da netlik ve anlayış getirir. Bu sayede iç sesleri ayırt edebiliriz ve psikolojik dinamiklerimiz (arketipler ve kompleksler) karşısında sakin kalarak bilinçli bir şekilde yol alabilir, karar verebiliriz.

Sağlıklı Sihirbaz arketipinin başka bir rolü ise etrafındaki insanların şişik egolarını onlara hatırlatmasıdır. Aynı Kral’ın Soytarısı gibi bir işlevi vardır: Kral’ı herkes pohpohlarken Soytarı Kral’ı küçük düşürür ve ona insan olduğunu hatırlatır. Bireyleşme sürecinde insanlığın hatırlanması çok önemlidir ve bu görevi Sihirbaz üstlenir.

Sihirbaz, sanatla ve görünmeyene (duygular, bilinçdışı, sezgi, mistisizm, semboller, din…) olan yolculukların pekiştirilmesiyle güçlenir. Ve Sihirbaz’ın ortaya tam potansiyeliyle çıkabilmesi için yine Kral’a, Savaşçı’ya ve Aşığa ihtiyacı vardır.

Son olarak…

Hiçbir arketip tek başına hayatını sürdüremez ve işe yaramaz. İnsan psişesi tüm arketipleri barındırır ve her bir arketipi hakkaniyet ve incelikle geliştirmek bana kalırsa kişinin hayat yolculuğunda çok önemli adımları oluşturur. Her arketipin sağlıklı formu ya da tam potansiyeliyle ifade bulması demek kişinin iç bütünlüğünün sağlanması demektir. Ruhsal (psişik) bütünlüğünü ya da sağlığını edinemeyen bir kişi ise içeride ve dışarıda dengesizliği yaratacaktır. Dünya üzerindeki huzurun, sevgi ve şefkat dolu bir yaşamın ve ahenk dolu toplumların yaratılabilmesi için bireyin tüm arketiplerinin tam potansiyel ile hayat bulmasının elzem olduğu, ve bu mümkün olduğundaysa hem kendimizin hem de insanlığın yararına hizmet edebileceğimiz hissiyatı ve düşüncesi içerisindeyim.

Arketiplerinizin güçlerini elinize almanız dileği ve umuduyla…

Didem Çivici – Copyright ©2019

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: