KADIN PSİŞESİNİN ARKETİPLERİ- 1: “ŞİFACI” ya da “MAŞUK”

İnsan psişesinde sayısız arketip bulunmakla birlikte, insanlık tarihi (ve hatta öncesi) boyunca doğada (ve psişede) canlanmış ve isim kazanmış, günümüze ise dinler, mitolojik hikâyeler ve masallarla (ve tabi ki rüyalarla!) taşınmış ve ün kazanmış arketipler vardır. Psişe ne kadar derinse, arketiplerin hayat bulduğu alan da o kadar sonsuzdur. Fakat insan bilincine çıkabilmiş olan ve tarihi olayları ve evrimi etkileyebilmiş belli başlı arketipler vardır ki bunlar hakkında pek çok kitap ve eser bırakılmıştır. Ben de naçizane deneyimim ve bilgimle bu engin okyanusu bir nebze görmeye niyet ve cesaret etmiş bir deli olarak elimden geldiğince birkaç arketipi (oldukça yüzeysel şekilde) tasvir etmeye çalışacağım ve bu tasvirleri, erkek ve kadın psişelerini ayrı ayrı inceleyerek yapacağım.

Öncelikle, kadın psişesindeki ana iki arketipin özellikle gölge yanlarına odaklanan iki makaleyi okumanızı tavsiye ederim:
https://didemcivici.com/2018/01/15/cocuk-kadinlar-puella-arketipi/

https://didemcivici.com/2018/01/16/cocuk-kadinlar-amazon-arketipi

Yukarıdaki iki makaleyi okumanız, kadın psişesindeki (ve hayatındaki) baskın en büyük iki gücü anlamak açısından önemlidir. Bu makale ile başlayan dört ayrı makalede ise ana iki arketip enerjisinin alt kollarına iniyor olacağım ve bunu, anne ve baba komplekslerini temel alarak yapıyor olacağım.

Kadının hayatında etkin olan ve bilinçdışı kaynaklardan beslenen toplamda dört ana arketip görmekteyim, ki bence bu dört arketip, C. G. Jung’un kadında animus ve erkekte anima gelişim safhalarına da denk gelmektedir. Fakat bu, oldukça derin ve kapsamlı ifade edilmesi gereken bir konu olduğu için bu bilgilere, önümüzdeki aylarda yayınlanacak olan, kadın psişesindeki arketipleri inceleyeceğim teşekküllü kitapta yer vermeyi düşünüyorum. Dört arketip ve dört seviyeye makaleler aracılığıyla giriş yapacağız ve arketiplerin sıralamasının da önemli olduğunu söylemeden geçmemeliyim sanıyorum. Sırasıyla Şifacı, Anne, Savaşçı ve Vizyoner arketiplerini inceleyeceğim.

 Şimdi, Şifacı (Maşuk)… imagosu olaraksa “Persefon”.

Ana arketip ailesi puella olan Şifacı, kadının gelişiminde önemli bir rol oynar. O, sağlıklı formundayken, yani bastırılmadığında, kabul edildiğinde, karanlığa ya da bilinçdışına itilmediğinde -yani bilinçli şekilde ifade bulduğunda- iyileştirme, kendisiyle derin ve etrafındaki canlılarla bağlantı kurabilme, olanı kabul edebilme, teslimiyet, empati ve potansiyel güç. O, bireydeki kök ve kalp gücünü simgeler. O, en dişil varoluş biçimidir ve mevsimi ilkbahardır: Karanlığın içindeki potansiyelin ışığa çıkması.

Peki Şifacı’yı hayatımızda ne şekilde, nerede görürüz?

Sağlığımız ve çevremizin (ve dünyanın) sağlığı/bütünlüğü ile ilişkili tutumumuz, beden-duygu-zihin sağlığımıza gösterdiğimiz özen bizim Şifacı karakterimizi gösterir. Onun amacı “bağlantı kurmak”tır. O, alıcılığı ve kabul yeteneğiyle saf “yin” temsilidir; O tam anlamıyla bir dişil kapasitedir ve hayatın potansiyelini içinde barındırır. O, boşluktur ve sonsuz olasılıkları taşır.

Şifacı arketipi bize yaşamın en hakiki masalını anlatır: Doğum-Ölüm-Doğum. O bize, bırakmanın erdemini, bırakışla birlikte gelen derin dönüşümün hikayelerini anlatır. O, doğadaki “Şifacı Kadın”dır. O, ölümün bilgeliğine ulaşır ve bu bilgeliği kullanarak yaşam verir.

Persefon’un diyarı karanlık ve derindir. Yunan mitolojisinde karşımıza Demeter’in kızı olarak çıkan Persefon, yeraltı ve ölüm tanrısı Hades’in ona âşık olmasıyla birlikte kendi bireyleşme sürecine başlar. Hades, Persefon’u kaçırır; aynı kıskanç bir sevgili olan animus gibi, Persefon’u sadece kendisine ister. Fakat ilk bakışta hastalıklı ve ahlak dışı görünen bu olaya farklı bir yerden bakabilirsek durum çok farklıdır:

“Anasının kızı” olan saf ve bâkire kız Persefon, ancak ve ancak Hades’in sayesinde annesinin onun için yaratmış olduğu fanustan çıkabilir. O, bu sayede hayatın en büyük gerçekliğiyle yüzleşir: Ölümle. Nasıl ki kökleri toprağın derin ve karanlığına uzanamayan bir tohum serpilip büyüyemezse, Persefon da yeraltı tanrısının diyarına inmezse büyüyemeyecek ve her daim çocuk kalacaktır. Persefon’un “Şifacı”ya dönüşmesi ölümle ve karanlıkla yüzleşmesiyle mümkündür. O, Hades (bilinçdışı/animus) ile birleşerek bir çocuk (yeni bir enerji, bakış açısı, hayat) dünyaya getirmelidir. Persefon bu sayede karanlık diyarda kendi bilinç ve bilinçdışının birleşmesine tanık olacaktır ve bu, bireyleşme sürecinin ta kendisidir.

Şifacı’nın bedende ifade bulduğu yer köktür, Muladhara’dır, burası Hu Yindir, “Toprak Kapısı”dır. Kadının tüm potansiyel gücünü barındırır.

Şifacı, ağacın yeraltına giden köklerini sembolize eder. O, duyguları keşfetmeyi hatırlatır bize; karanlıkta kalan hikayeleri ve masalları keşfetmeyi hatırlatır. “Kök sesini bulana kadar kaz!” der Clarissa P. Estes. Persefon bunu yapar: Yolculuğun başlangıç noktası olan toprak altına iner. O, yolculuğun potansiyelini taşır. Fakat onu eyleme geçirecek ve bu potansiyeli hayatına aktaracak başka güçlere de ihtiyacı olacaktır. Bu güçlereyse Animus’un (burada Hades) yardımıyla ulaşır.

BİLİNÇDIŞINA DÜŞEN ya da GÖLGEDEKİ ŞİFACI

Şifacı (ya da Persefon) gölgede kaldığında ya da gelişemediğinde, her arketip gibi, sabotajcı bir psişik karakter haline gelir. Jung’un “anne ile özdeşleşme” adını verdiği olumsuz anne kompleksi tam da Persefon karakterini anlatır. Eğer kadın, annesi ile özdeşleşmişse (ki bu kadının annesi muhtemelen baskın bir Demeterdir -Anne-) karşımıza çıkacak sorunların başında muhtemelen ilişki ve cinsel alandaki sorunlar olacaktır. C. P. Estes’in “Kurtlarla Koşan Kadınlar” kitabındaki “saf dil kadınlar” olarak nitelendirdiği bu kadınlar için cinsel arzular rahatsız edicidir ve “edepsiz” duygulardır. Kadın, cinsel isteksizliğinin ya da cinsel hastalıklarının altındaki anne kompleksine bağlı psikolojik nedenlerin farkında dahi olmayabilir. Bu kadın, annesinin hakimiyetinde büyümüş olarak, çocuk kalan bir duygu-zihin-beden alanına sahip olabilir. Dışarıdan güçlü görünen bir kadın dahi (örneğin Savaşçısı baskın bir kadın) içinde gölgede kalmış bir Persefon barındırabilir ve eğer kadın, içindeki bu küçük kız ile bağlantıya geçmez ve onu yargılamaya, küçük görmeye ya da yok saymaya devam ederse dışarıdan güç abidesi gibi görünen bu kadının hayatı, Persefon’un bir hamlesiyle alt üst olabilir.

Gölgede kalmış (bilince gelememiş) Persefon’a sahip bir kadın çok çabuk manipüle edilir ve dışarıdan kendisini ifade edemeyen, aşırı pasif bir kadın olarak görülür. Bu kadınlar dışarıdan “paspas, ezik, zavallı ve kimliksiz” görünürler. Harekete geçemez, kendi potansiyellerini gerçekleştiremez, sürekli olumsuzu düşünür, kendi bedenlerini önemsemez ve atalete çok çabuk kapılırlar. Jung, anne ile özdeşleşmenin olumsuz ifadelerini sıralarken “bilinçsiz kadın”dan bahseder: O boştur, bilinçsizdir ve masumdur. Bu masumiyeti pek çok erkeğe çok cazip görünür ve erkeklerin hayallerindeki anima tiplerinden biri olarak oldukça ilgi görür. Bu kadın “Pygmallion”dur; bir erkeğin heykeltıraşlığıyla ortaya çıkan bir sanat eseri gibidir. Karakteri yoktur ve bir erkek tarafından istenildiği gibi şekillendirilebilir. Bu kadın kendine “kurtarıcı” arar ve animası aynı kendisi gibi pasif olan bir erkeğe projeksiyonun kancasını takar. Kancayı bilinçsizce kabul eden erkek farkında olmadan (bilinçsizce) kadının bu hikayesiyle uyumlanır. Bu adam kendine, karşısındaki Persefon kadının o olmadan yaşayamayacağını söyler. Öyle ki, kadını fark etmeden kendi kızı haline dahi dönüştürebilir (kendi anne kompleksi nedeniyle). Koruyucu ve kollayıcı erkek rolünü üstlenir ve bu, Persefon’u gölgede olan kadın için kaçırılmaz fırsattır. Bu kadın korunmasızdır, fanustan yeni çıkmıştır ve hiçbir şey bilmemektedir; O saf ve naiftir, erkeğin yardımı olmadan kendini, yolunu bulamaz ve eğer bunun farkına varmazsa erkeğin gölgesinde kalır, kendini yok sayar ve kendini gerçekleştiremez. O, nevroza ve depresyona meyillidir; eğer bireyleşme sürecinde ilerleyemez, bilinçdışındaki erkekle (Animus ile) birleşemezse yolun sonuna gelir ve şöyle der: “Hayat anlamsız ve yaşamak için hiçbir neden yok.”

Bu arketipin iki alt ifadesi vardır: “Oyuncak bebek” ve “Fanustaki kız”.

Oyuncak bebek karakteri önce babasının, sonra da kocasının oyuncağı olur, onların söylemleriyle şekillenir. Pasif ama manipülatör olmaya yatkın bir kadındır ve bu sayede de gücünü başkalarına verir. Bu kadın Henrik Ibsen’in “Bebek Evi”ndeki Nora karakteridir.

Fanustaki kız ise ailesine bağlı, dış dünyadan kopuk yetiştirilmiş bir kız çocuğudur. Bu kadın genelde sanata ve ruhsallığa yönelir. Kitaplar ve müziğin içerisinde dünyadan, maddeden, bedenden ve aslında dişil olandan (kendinden ve anneden) kaçış yolları arar.

Bu kadınların babalarında baskın Senex arketipi görebiliriz: Otoriter, eleştirel, işkolik ve kontrolcü. Baba, kendi doğru ve yanlışlarıyla kızını (ve eşini) yönlendirmiş olabilir. Böyle bir baba karakterinin yanında da muhtemelen baskın Demeter ya da yine Persefon bir anne görebiliriz. Kız, anne ve babası tarafından yönetilir: Okulu, nasıl yaşayacağı ne yiyeceği ve ne giyeceği dahi ebeveynleri tarafından belirlenir; adeta anne ve babasının “oyuncak bebeği” olur. Anne eğer Persefon ise karamsar, çekinik, depresif ve zayıf bir karakter olabilir ve bu arketipi aynen kızına aktarılabilir ya da kızı bu arketipi bütünüyle sahiplenebilir (anneyle özdeşleşme). Böyle bir durumda babayı iki sevgiliyle görürüz: Anne ve kızı. Karşımızda güçlü ama bilinçsizce yaşanan psişik ensest bir ilişki vardır. Kız çocuğu babaya hayranlık duyar, baba farkında olmadan kızıyla bir ilişki yaşar (çünkü kendi animasını kızına yansıtır) ve aslında farkında olmadan kızının psişesine sızar ve ona tecavüz eder. Bunu illa ki erotik şekilde yapmak zorunda da değildir. İdeal bir sevgili olarak rolünü oynarken kızının ruhunu ve kalbini fethederek, aklı ve fikirleriyle de bunu yapabilir.

Şifacı, psişede hak ettiği yeri bulamadığında, bastırıldığında ya da yok sayıldığında dışarıdan her daim onay ve sevgi arar. O, bağımlılık (maddesel ve ilişkisel bağımlılıklar, yeme bozuklukları) geliştirmeye çok yatkındır. O, sürekli dışarıdan ilgi ve takdir bekler; manipülasyonla (duygu sömürüsü ve baştan çıkarmak başta olmak üzere) ihtiyaçlarını karşılamayı öğrenmiştir. Onun sınır sorunu vardır ve “hayır” demekte zorlanır. Enerjisini dışarıdan tedarik etmeye alışık olduğu için (çünkü kendi merkezinde onu güçlü tutabilecek bir kaynak neredeyse yoktur) ilişkileri hakiki değildir. Çünkü kendisinde eksik olan enerjiyi dışarıdan sağlamak adına, onu sabote eden ilişkileri daim kılmaya çalışır. Eşi onu aldatıyor da olsa, arkadaşları ona kötü davranıyor da olsalar bu kadın hiçbir bağı rahatlıkla kesemez. O, enerji kaynaklarını sabit tutmaya çalışır.

Gölgede kalmış Şifacı’nın kendi bedeniyle bağlantısı çok zayıftır. O, bedenini ve ruhunu gözetmeyi bilmez çünkü kendi içindeki Anne’yi henüz geliştirememiştir. Beden farkındalığı olmadığı için de hijyen eksikliği, dağınıklık ve beslenme düzensizliğine bu kadınlarda sıkça rastlanır. O, günlerce aynı iç çamaşırını giyer, jinekolojik muayenelerini aksatır, kendine bakmaz ve önüne geleni yer (Marion Woodman ile YEME BOZUKLUKLARI ve BAĞIMLILIK ÜZERİNE). Kısacası bu kadın, kendi sağlığını (ve dolayısıyla başkalarınınkini de) önemsemez.

Şifacı’ları gölgede kalan kadınların rüyalarında sapık, hırsız, işgalci ya da baskıcı adam (animus) karakteriyle karşılaşırız. Eve (psişe) giren hırsızlar, kimliğin ya da çantanın çalınmasına olağan rüya sahneleridir. Bu kadınların rüyalarında, arabaları hep erkekler kullanır ya da bu kadınlar erkekler tarafından kaçırılırlar. Şifacı sağlıksızsa ya da tam anlamıyla bilinçli şekilde ifade bulamamış, psişenin bütününe katılamamışsa biliriz ki Animus da aynı durumdadır. Aynı nedenden dolayı da bu kadınların hem rüyalarında hem de gerçek hayatlarında tacizci, tecavüze ve işgal ve manipüle/kontrol etmeye meyilli erkeklere rastlanır. Onun animusu “musallat” bir yapıya sahiptir.

Şifacı’nın bilince gelmesi için kadının kendisiyle ve özellikle de bedeniyle bağlantı kurması elzemdir. Doğa ile daimî bir temas alanı yaratmak, bedensel döngüleri (menstruasyon) takip etmek ve duygusal iniş çıkışlarla bağlantıda kalmak bu kadının kendisi ile bağlantısını güçlendirecektir. O sağlıklı olduğunda alıcılığı artar, özgüveni gelişir, hayatın her türlü aksaklığı ve bilinmezliği karşısında güvenle nefes alabilir ve kendisi için “orada” olabilir.

Gölgedeyken “kişiliksizlik” getiren fakat bilince getirildiğinde ona hayatta muazzam bir armağan getirebilecek olan “uyum sağlama” özelliğiyle kendisine ve dünyaya büyük bir hizmet sunabilir. O, toplumla birey arasında iletişimi ve empatiyi mümkün kılar. O, bir nevi “medyum”dur, yani katalizördür; bakırdır. İçine dönmeye yatkın oluşu (introvert, yani içedönük karakteri) onu hayal dünyasına ve sistemin dışında hayal kurmaya yönlendirebilir. Bu sayede yaratıcı enerjisiyle buluşabilir ve hem kendisi hem de dünya için ilham kaynağı olabilir. Onun kendi hikayelerini ve başkalarının hikayelerini (masallar, mitolojik hikayeler, vs.) okuması ve araştırması kendi yolculuğunu besler. Müzik, davul, dans ve şarkılar eşliğinde içsel yolculuklar yaratması onun karanlık yolculuğunun fenerleridir. Onun kendi kalp gücü, kendisiyle yeniden bağlantı kurmasıyla birlikte serpilip gelişir. Ve ona bu yolda en çok yardım edecek arketipler Anne ve Savaşçı’dır. Kadın psişesindeki bu iki karakter, güçlü animusları sayesinde Şifacı’ya hayatı öğretirler: Bir amaç edinmek ve onun için çalışmak, gözetmek, korumak ve kollamak. Dört ana arketip arasında eril özü güçlendirmeye en çok ihtiyaç duyan karakter Persefon imgesini içinde barındıran Şifacı’dır.

Şifacı’nın sağlıklı ifade bulabilmesi için kendi içindeki boşlukla (yin karanlıkla) buluşması çok önemlidir. O, bu boşluğu sürekli doldurmaya çalışmak yerine (erkeklerle, yiyecekle, kıyafetlerle; yani maddeyle) o boşluğun anlamlılığıyla buluşmalı ve bu boşluğun içerisinde nefes almayı öğrenmelidir. Bu sayede kadın, kendi potansiyel gücüyle ve hayat amacıyla buluşabilir. Daha da ötesi, erkeğin “Âşık (Sevgili)” arketipine karşılık gelen “Maşuk” arketipi, ancak ve ancak Şifacı tüm gücüyle canlandığında hayat bulabilir. Erkek âşık, kadın ise maşuk olur; birleşirler ve Mysterium Coniunctionis mümkün hale gelir.

Kadının, psişesindeki Şifacı/Maşuk ile buluşabilmesi için…

Kendisi için anlamlı olmamasına rağmen yapmaya devam ettiği ve kendisi için anlamlı olmasına rağmen yapmadığı şeylerin farkına vardığında dönüşüm kapıda demektir. O, “kendisi için anlamlı olan”ın peşinde olmalıdır ve şunu hatırlamalıdır:

“Anlamlı olana yöneldiğinde ve onu yeşerttiğinde,
cennetin kapıları sana açılacaktır.”

Didem Çivici – Copyright ©2020

Persefon hakkında… 

Persefon, Yunan mitolojisinde Zeus ile Demeter’in kızıdır. Persefon’un asıl ismi Kore‘dir. Hades, Persefon ismini, O’nu yeraltına kaçırdıktan sonra vermiştir. Kaçırılıp, Hades’in sunduğu nardan biraz yedikten sonra, “ölüler ülkesinde bir şey yiyenlerin yeryüzüne çıkma hakları bulunmamaktadır” kuralı nedeniyle, ölüler ülkesinde kalmak zorunda kalmıştır. Hades’in eşi ve ölüler ülkesinin tanrıçası olmuştur fakat doğan hiçbir çocuğu Hades’ten değildir. Annesi Demeter’in ısrarları sonucunda, kış dönemi hariç kalan kısmını yeryüzünde geçirmeye hak kazanmıştır. Bu yüzden ölülerle ve yeraltıyla olduğu kadar hasatla da ilişkilendirilir. Aynı zamanda Zeus’un eşlerinden biridir.

Persefon’un Kaçırılışı: Roma mitolojisinde, Proserpina olarak da bilinir. Tüm dünyaya buğday ekmekle görevli tanrıça Demeter’in Zeus’tan olan kızıdır. Hades Persefon’u sevdiğini söyler. Zeus ona kızını kaçırmasını söyler. Bir gün Persefon, arkadaşlarıyla çiçek toplamaya gider. Çiçekleri toplarken arkadaşlarından biraz uzaklaşır. Tam o sırada oldukça güzel, göz kamaştırıcı bir nergis çiçeğiyle karşılaşır. Bu çiçek oraya Zeus tarafından yerleştirilmiştir ve ışıl ışıl parlıyordur. Çiçeğin güzelliğinden, ışıltısından gözleri kamaşan Persefon, çiçeği koparmaya gider. Çiçeğe doğru elini uzattığında yer yarılır ve Hades siyah atlı arabasıyla yarıktan çıkarak Persefon’u kaçırır. Demeter, kızını çok sevmektedir. Günlerden bir gün kızının çığlığını duyar. Onu arar ama bulamaz. Bu yaşadığı acıyla Demeter dokuz gün boyunca dünyayı dolaşır ve kızını arar. Demeter büyü ve sis titanı Hekate’ye ne yapması gerektiğini sorar ve Hekate ona Helios’a gitmesi gerektiğini söyler. Demeter, onuncu gün, Güneş titanı Helios’a rastlar. Helios ona Zeus’un gizli rızasıyla Hades’in Persefon’u kaçırıp ölüler ülkesinde ebedi karısı yaptığını açıklar. Demeter bu olaya isyan eder ve Olimpos’u terk ederek insanlar arasında yaşamaya başlar. Yaşlı bir kadın kılığında Eleusis’e varır. Bir kuyunun yanında zeytin ağaçlarının altında oturur. Kuyudan su almaya giden kral Keleos’un kızları yaşlı kadını alıp eve götürürler. Böylece Demeter, kızların küçük kardeşi Demophon’un dadısı olur. Demeter, küçük çocuğa ölümsüzlük kazandırmak için geceleri çocuğun bedenini ambrosia ile sıvayıp yanmakta olan ateşe tutmaktadır. Bir gece çocuğun annesi olaya tanık olur ve dehşete düşer. Demeter şaşkınlıkla çocuğu elinden ateşe düşürür. Bu olay üzerine Demeter, kral Keleos ve eşinden özür dilemek için, Persefon’un kardeşi olan oğlu Tripolemos’a kanatlı ejderhaların çektiği bir araba verir ve ona buğday serpe serpe tüm dünyayı dolaşmasını emreder. Günler geçer ve Eleusis’te kaldığı süre içinde Demeter toprağı verimli kılmayı reddeder, böylece açlık hüküm sürmeye başlar. İnsanların çektiği acılara üzülen tanrılar Demeter’e yakarırlar, o da kızını görmek şartını öne sürer. Zeus’un yardımıyla kızını yeraltı dünyasından çıkarmak ister. Fakat yeraltı dünyasında bir şeyler yiyenler yeraltı dünyasından ayrılamazlar. Yediği dört tane nar tanesi yüzünden Persefon yılın üç ayını yeraltı dünyasında, dokuz ayını ise dünyada geçirmeye mahkûm edilmiştir. Kızını görmenin coşkusuyla Demeter, toprağı çiçekler ve yapraklarla kaplar. Böylece ilkbahar olur. Kızının yeraltı dünyasında geçirdiği üç ayda ise kış olur. Yunan mitolojisinde baharın başlangıcı zamanında Demeter anılır. Fakat Persefon, nedeniyle Hades’e, yavaş yavaş âşık olmaya başlamıştır.

Didem Çivici – Copyright ©2020

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s