Jung’un “Sınamalar”ı

Sanki biri her birimize söylüyor bunları…

Sınamalar’dan…*

“Bugün kendini neşesiz, bayağı, küçük düşmüş mü hissettin? Nedenini söyleyeyim mi sana? 

Ölçüsüz hırsın sınır tanımıyor. Nedenlerin iyiye değil, boş kibrine odaklanıyor. İnsanlık için değil, kendi çıkarın için çalışıyorsun. Tamamlanma için değil, tanınmak için, çıkarını korumak için uğraşıyorsun. Başına hurda demirden bir taç geçiresim var; içinde içine işleyecek dişleri olan bir taç. 

Zekânla ardına düştüğün alçakça üçkağıda ne demeli? Konuşmada beceriklisin ve yeteneğini kötüye kullanıyorsun, ışıkla gölgenin rengini bozuyor, tonunu alçaltıyor, yükseltiyor, dağıtıyorsun ve bağıra çağıra onurlu, dürüst, iyi niyetli olduğunu duyuruyorsun. Başkalarının iyi niyetini sömürüyor, onları sinsice kıskaçlarının arasına alıyor, üstünlüğünün ne kadar hayırlı olduğunu, başkaları için bir armağan olduğunu söylüyorsun. Alçakgönüllü numarası yapıp erdemlerini söylemiyorsun da kuşkusuz birinin çıkıp bunu senin yerine yapmasını bekliyorsun; o da olmazsa hayal kırıklığına uğruyor, kırılıyorsun. 

İkiyüzlü bir dinginlik salık veriyorsun. İşin ucu sana dokununca sen sakin kalabiliyor musun peki? Hayır, yalan söylüyorsun. Kendini öfkeye kaptırıyorsun, dilinde soğuk hançerler dolanıyor, öç düşleri görüyorsun. 

Sinsisin, hınçla dolusun. Güneş ışığını başkalarından esirgiyorsun çünkü onu, seni kayırdıkları için kayırdığın kişilere devretmek istiyorsun. Çevrendeki bütün esenliği kıskanıyorsun ama hep tersini ileri sürüyorsun. 

Aslında içinde merhametsiz şekilde, sadece işine geleni düşünüyorsun; bunu yaparken de kendini insanlıktan üstün görüyorsun, hem de hiçbir sorumluluk hissetmeden. Oysa düşündüğün, duyduğun ve yaptığın her şey için insanlığa karşı sorumlusun. Düşünmekle yapmak arasında ayrım ol­duğunu sanma. Sen sadece hak etmediğin üstünlüğüne, düşündüğünü ve duyduğunu söylemek ya da yapmak zorunda olmamana güveniyorsun. 

Oysa gözlerden ırak olduğunda ar damarın çatlıyor. Biri bunu sana söylese alınganlığından ölürsün ama haklı olduğunu da vilirsin. Eksikleri için başkalarını azarlamak mı istiyorsun? Böylece kendilerini geliştirirler mi sanıyorsun? Peki, itiraf et, sen kendini geliştirdin mi? Baş­kaları hakkında fikir yürütme hakkını nereden buluyorsun kendinde? Kendinle ilgili ne düşünüyorsun? Bunu destekleyen haklı gerekçeler nerede? Senin gerekçelerin, kirli köşeleri kapatan yalan ağlarından başka bir şey değil. Başkalarını yargılıyor ve onları yapmaları gerekenlerle suçluyorsun. Bunu yapmanın nedeni ise senin içinde düzen olmaması, çünkü sen günahkarsın. 

Ayrıca – gerçekten de nasıl düşünüyorsun ki? Bana öyle geliyor ki sen insanlarla, onların insani onuruna bakmadan düşünüyorsun; onları kullanarak düşünmeye cüret ediyorsun ve onları, sanki onlar sen onları nasıl kav­rıyorsan öylelermiş gibi, sahnendeki figürler gibi kullanıyorsun, değil mi? İnsanları seviyormuş gibi görünen ama onları kendi amaçları uğ­runa kullanan insanları suçluyorsun. Peki, senin yaptığın da o kadar kötü değil mi? Yaptığının ne kadar utanç verici bir güç eylemi olduğu­nu hiç düşünmedin mi? Günahın gözlerden uzakta serpiliyor ama bir o kadar büyük, bir o kadar vicdansız ve kaba. 

İçinde gizlediğin şeyi çekip gün yüzüne çıkaracağım, seni hayasız! Üstünlüğünü ayaklarımın altında çiğneyeceğim. 

Bana sevginden söz etme. Senin sevgi dediğin şey çıkarlarınla ve tut­kularınla kirlenmiş ama sen o konuda da büyük laflar ediyorsun. Söyle­diklerin ne kadar büyük olursa sözde sevgin de o kadar acınası oluyor. Sakın bana sevginden söz etme, ağzını bile açma. Ağzın yalan söylüyor. 

Büyük sözler etmeni değil, utancını anlat istiyorum, saygısını ka­zanmak istediklerin önünde çatlak sesler çıkar istiyorum. Sen saygı du­yulmaya değil, alay edilmeye layıksın. 

İçindeki o gurur duyduğun şeyleri yakacağım senin ki böylece tamtakır kuru ba­kır kalasın. Senin boşluğundan ve sefilliğinden başka gurur duyacak bir şeyin yok. Yaşam kâsesi olman gerekir, öyleyse öldür putlarını. 

Sana ait olan özgürlük değil, biçim; güç değil acı çekme ve gebe kalma. 

Kendini hor görmenden bir erdem yaratmalısın ve ben onu insanla­rın önüne bir halı gibi sereceğim. O halının üzerinde kirli ayaklarıyla yürüyecekler ve sen de üzerinde tepinen ayaklardan daha kirli olduğunu göreceksin. 

Seni evcilleştirebilirsem, seni çirkin yaratık, başkalarına da kendi yaratıklarını evcilleştirme olanağı doğar. Evcilleştirme seninle başlıyor, Ben’im, başka bir yerde değil. Öyle çok da vahşi olduğundan değil, aptal Ben kardeşim. Senden daha vahşi olanlar var ama sen başkalarının vahşiliklerine katlanana kadar kırbaçlamalıyım seni. İşte o zaman seninle yaşayabilirim. Biri sana yanlış davranırsa, bu yanlışı bağışlayana dek sana ölümüne eziyet edeceğim ama öyle lafta kalmayacak bu; iğrenç duyarlılığıyla ağırlaşmış o kalbinde bağışlayacaksın o kişiyi. Senin duyarlılığın sana özgü bir şiddet. 

Dinle öyleyse, yalnızlığımdaki kardeşim, her türlü işkenceyi hazırladım senin için, duyarlı olmak yine aklından geçerse diye. Kendini bayağı hissetmelisin. Saflığına pislik denmesine ve kirlenmeni istemelerine, savurganlığının eli sıkılık, açgözlülüğününse erdem olarak yüceltilmesine katlanabilmelisin. 

Beherini boyun eğmenin acı içkisiyle doldur çünkü sen ruhun değilsin. Ruhun alevler içinde göklerin tepesine çıkan kızgın Tanrı ile birlikte. 

Hala duyarlı olman mı gerekiyor? Gizliden gizliye öç almayı planlarığını, düzenbazlıklar peşinde koştuğunu görüyorum. Fakat sen bir aptalsın, yazgıdan öç alamazsın. Çocuk gibisin, denizi de kırbaçlamak istersin sen. Onu yapacağına daha iyi köprüler kur; zekanı israf etmenin daha iyi yoludur bu. 

Anlaşılmak mı istiyorsun? Bize de tek bu gerek zaten! Kendini anla, o zaman yeterince anlaşılmış olursun. O iş seni yeterince oyalar. Anasının kuzusu olan anlaşılmak ister. Sen kendini anla: duyarlılığa karşı en iyi savunma budur ve anlaşılmaya duyduğun çocuksu özlemi de giderir. Herhalde yine başkalarını kendi tutkularının kölesi yapmak istiyorsun, öyle mi? Oysa biliyorsun, seninle yaşamak zorundayım ve böyle sefil kederlere katlanamam daha fazla.” 

Carl Gustav Jung, Kırmızı Kitap: Liber Novus 

*Kaknüs yayınlarından çıkan kitaptan alınmış, Didem Çivici tarafından düzeltmeler yapılarak yayınlanmıştır.

Jung’un “Sınamalar”ı” üzerine 7 yorum

  1. Didem hanım uzun süredir kendi üstümde yaptığım çalışmalar sonucu, bazı tekrar eden dongulerimi ve komplekslerimi bilinçdışından bilince çıkarmayı başardım.

    Içimdeki çocuğun derdini ana nedeni gördüm, sorunu tespit ettikten sonra bilince çıktıktan sonra ne yapılmalı iyileşmek için? Önerileriniz nelerdir?

    Beğen

    • Merhaba Ahmet Bey,
      İyileşmek için tekrar tekrar kırılmanın, durmadan kanayan psişik yaraların hiç kapanmayacaklarını bilmenin önemli olduğunu söyleyebilirim belki. Göremediğimiz, kendimizden sakladığımız, bizden saklanılan ve adına “bilinçdışı içerikler” ya da “kompleksler” denilen şeylerle bir şey “yapılamayacağı”nı anladığımızda onların aslında “iyileşmenin” bir parçası olduğunu anlayabileceğimizi sanıyorum. Bilinçli ve bilinçsiz her şeyin toplamını ifade eden psişenin bütünlüğü, ruh-beden-tin ve kim bilir başka nelerin bütünlüğünün sağlanmasıyla mümkün gibi. “İyileşmek” için sabırla, her gün, iyiliğimi ve kötülüğümü anıyorum ben. Bolca ağlıyor, bolca kahkaha atıyorum. Bir uca fazla gittiğimi fark edersem duruyorum, fark edemezsem zaten hayat sille tokat giriyor bana 🙂 Kısacası, “iyileşmek” için yaşamaya bakıyorum… elimden geldiğince.

      Beğen

      • Bilgeliğiniz ve bilginizden bizi mahrum bırakmayın, sitenizin sıkı takipçisiyim. Yazar olarak yeni yeni kitaplarınızı da görmek ve okumak isterim 🙂

        Liked by 1 kişi

      • Estağfirullah… sanıyorum ki hayatı nasıl görüyorsak öyle ifade etmekten başka bir şey değil yaptığımız, sizin de benim de.
        Dualarınızı eksik etmeyin, yeni bir kaç kitap hali hazırda yazılıyor -umuyorum ki en kısa zamanda elimizde tutuyor oluruz.

        Beğen

  2. Allah sizden razı olsun sizinle ilgili düşüncelerimi duygularımı buraya dökmemin imkanı yok…bilgeliğiniz yolumu aydınlatmada uzun bir süredir, şeytanlarımla yüz yüze geldiğim bu dönemimde ışık oluyorsunuz…çok sevgiler

    Liked by 1 kişi

    • Estağfirullah… bilgelik değil bilgiyi paylaşmaktan öteye gitmiyor yaptığım. Fakat yalnız olmadığımızı bilmek ne büyük bir metanet getiriyor, öyle değil mi?
      Kolaylık diliyorum gani gani…

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s