Jung’un Analitik Psikolojisi

“Bireyleşme terapi değildir. Bir kedi, kedi olduğunda bu terapi midir? Doğal bir süreçtir. Bireyleşme doğal bir süreçtir. O, ağacın ağaç olmasına neden olan şeydir; eğer bu sürece müdahale edilirse, işte o zaman ağaç hastalanır ve bir ağaç olarak işlevini yerine getiremez. Fakat kendi haline bırakılırsa bir ağaç olur. Bireyleşme budur.”

– Carl Jung, C.G. Jung Speaking; Pages 205-218

Bireyleşme nedir? Kişisel gelişim mi? İyileşme, büyüme mi? Belki öyle, belki de değil.

Yaklaşık dört senedir analitik psikolojinin okulu sayılan bir mecrada eğitim görmenin yanı sıra, C. G. Jung’un yaklaşımı olan analiz sürecinin de içinden geçiyorum. Rüyalarımı, bilinçdışı dinamiklerimi analistimle konuştuğum yüzlerce saatin ardından bugünlerde kafamın içi her zamankinden daha da karışık -ve bir o kadar da dingin ve boş. “Bireyleşme”yi düşünüyorum… modern yaşamımızın yumurtladığı kişisel gelişim araçlarından ve yaklaşımlarından uzakta, bir göl kenarının kıyısında, Alpler’i ve mavi gökyüzünü seyrederken insanlığın en karanlık yıllarında yine bu manzaraya bakıp belki de derin nefesler almış olan o adamı duyumsuyor, “bireyleşme”nin ne menem bir şey olduğunu düşünüyorum. Sonra analitik psikolojinin ne demek olduğunu, şeylere ve yaşama, insana nasıl baktığını düşünüyorum. Karnımın içindeki tebessüm dudaklarıma yansıyor, içim ısınıyor. “Umarım,” diyorum, “…umarım gizlerini açığa vuracak kelimeleri hiçbir zaman bulamam.”

Bir yerime dokunuyor… anlatmaya kalksam o şeyin büyüsü bozulacak, bir de psikolog ve doktorlara gün doğurtacak, yersiz cümleler kuracağım, biliyorum. Yine iyisi mi muhterem amcayı dinleyelim, belki kulağımıza o yazdığı cümlelerden de fazlasını fısıldar.

“[170] Analitik psikoloji deneysel psikolojiden farklıdır çünkü bireysel işlevleri (duyu işlevleri, duygusal fenomenler, düşünce süreçleri, vb.) yalıtmaya çalışmaz ve daha sonra bunları araştırma amacıyla deneysel koşullara tabi tutar. Doğal bir fenomen olarak psişenin toplam tezahürü ile çok daha fazla ilgilidir – ki psişe, eleştirel inceleme onu daha basit bileşen komplekslerine bölebilse dahi aslında oldukça karmaşık bir yapıdır. Ancak bu bileşenler bile son derece karmaşıktır ve temel özelliklerinde anlaşılmazdırlar. Eğer ki psişenin mutlak varlığını gerektiren büyük bir ihtiyaç olmasaydı ve analitik psikoloji, psişeye yardımı göze almış olmasaydı, psikolojimizin (analitik psikoloji) bu tür bilinmeyenlerle çalışmaya cüret etme cesareti gerçekten de küstahça olurdu. Biz doktorlar hastalarımız için, anlaşılması güç veya imkânsız olan belirsiz şikayetleri, bazen yetersiz ve terapötik olarak şüpheli yöntemlerle tedavi etmeye ve gerekli cesareti ve doğru sorumluluk duygusunu bir araya getirmeye mecburuz. Profesyonel nedenlerle, yanlış bir adımın olası sonuçlarının her zaman bilincinde olarak, ruhun en karanlık ve en umutsuz sorunlarının üstesinden gelmek zorundayız.

[171] Bu ve önceki tüm psikolojiler arasındaki fark, analitik psikolojinin en zor ve karmaşık süreçleri bile ele almaktan çekinmemesidir. Başka bir fark da prosedür yöntemimizde yatmaktadır. Ayrıntılı cihazlarla donatılmış bir laboratuvarımız yok. Laboratuvarımız dünyadır. Testlerimiz, insan yaşamının gerçek, günlük olayları ile ilgilidir ve test denekleri hastalarımız, akrabalarımız, arkadaşlarımız ve tabi ki de kendimizdir. Kaderin kendisi deneyci rolünü oynar. İğne batırmalar, yapay şoklar, sürpriz ışıklar ve laboratuvar deneyinin hiçbir gereci yoktur; bize malzememizi sağlayan umutlar ve korkular, acılar ve sevinçler, gerçek hayatın hataları ve başarılarıdır.

[172] Amacımız, insan ruhunda bulduğumuz hayatı mümkün olan en iyi şekilde anlamaktır. Anlayarak öğrendiklerimizin, içtenlikle entelektüel teoriye dönüşmeyeceğini, ancak pratik uygulama yoluyla, amacına mümkün olduğunca mükemmel bir şekilde hizmet edene kadar kalitesini artıracak bir araç haline geleceğini umuyorum. Bu aracın temel amacı, insan davranışının daha iyi şekilde adaptasyonu ve iki yönde adaptasyon sağlamaktır (hastalık, hatalı adaptasyondur). İnsan, ilk olarak dış yaşama -mesleğe, aileye, topluma- ve ikinci olarak da kendi doğasının hayati taleplerine olmak üzere iki cephede uyum sağlamalıdır. Birinin veya diğerinin ihmal edilmesi hastalığa yol açar. Uyum eksikliği belli bir noktaya ulaşan birinin sonunda hastalanacağı ve dolayısıyla hayatta da başarısız olacağı doğru olsa da herkes sadece dış dünyanın taleplerini karşılayamadığı için değil, daha çok, en kişisel ve mahrem yaşamının iyiliği için dışsal uyumunu nasıl kullanacağını ve onu gelişimin doğru aşamasına nasıl getireceğini bilemediği için hastalanır. Bazı insanlar dış nedenlerden dolayı nevrotik hale gelir, bazıları ise içsel nedenlerle. Bu tür taban tabana zıt tiplere hakkını vermek için kaç farklı psikolojik formülasyonun olması gerektiği kolayca hayal edilebilir. Bizim psikolojimiz, hayata dönüş yolunu bulana kadar nevrotik düşünce ve duygunun kaygan izini takip ederek, patojenik adaptasyon başarısızlığının nedenlerini araştırır. Bu nedenle psikolojimiz son derece pratik bir bilimdir. Soruşturma amacıyla değil, acil yardım amacıyla araştırma yapar. Hatta öğrenmenin onun yan ürünü olduğunu, ancak asıl amacının bu olmadığını söyleyebiliriz, ki bu da yine kişinin “akademik” bilimden anladığı şeyden çok büyük bir farktır.

[173] Bu yeni psikolojinin amacının ve en derin anlamının tıbbi olduğu kadar eğitici olduğu da açıktır. Her birey psişik unsurların yeni ve benzersiz bir bileşimi olduğundan, gerçeğin araştırılması her vakayla yeniden başlamalıdır çünkü her “vaka” bireyseldir ve önceden tasarlanmış herhangi bir formülden türetilemez. Her birey, sürekli değişen ruh hallerinde yeni bir yaşam deneyi ve yeni bir çözüm veya yeni bir adaptasyon girişimidir. Bireysel psişenin anlamı üzerine ne kadar titrersek titreyelim, onu herhangi bir sabit teori temelinde yorumlarsak o anlamı kaçırırız. Doktor için bu, her vakanın bireysel olarak incelenmesi anlamına gelir; öğretmen için, her öğrencinin bireysel çalışması demektir. … Herhangi bir anlaşmazlık durumunda doktor yalnızca gerçeği bulmak amacıyla tüm argümanlarını bırakmaya hazır olmalıdır. Doğal olarak, doktorun orada olan bir şeyi gördüğü, ancak hastanın kabul etmeyeceği veya kabul edemediği durumlar vardır. Gerçek çoğu zaman hastadan olduğu kadar doktordan da gizlendiği için bilinmeyen içeriklere ulaşmak için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Bilerek “bilinmeyen” diyorum ve “bastırılmış” değil, çünkü bir içerik bilinmediği zaman mutlaka bastırıldığını varsaymanın tamamen yanlış olduğunu düşünüyorum. Gerçekten böyle düşünen doktor her şeyi önceden biliyormuş izlenimi verir. Böyle bir tutum hastayı alıkoyar ve büyük olasılıkla onun gerçeği itiraf etmesini imkânsız hale getirir. Her halükârda, her şeyi bilen tutum, rüzgârı hastanın yelkenlerinden uzaklaştırır, ancak bu bazen onun için çok da nahoş değildir çünkü o zaman sırrını daha kolay koruyabilir. Bu sırrı fark etmesi ve itiraf etmeye zorlanması yerine ise hastanın gerçeğinin analist tarafından hastaya teslim edilmesi çok daha uygundur.”[1]

C. G. Jung, hümanist ve doğal bir insandır benim gözümde. Şeylerin doğasını gözlemlemenin önemini kavramış, insanın bilinçli ve bilinçdışı dinamiklerinin toplamı olduğunu söylediği psişenin dünyasına hem kalbi hem de akli bir merakla bakmış bir ilim insanıdır. Bu öyle bir merakmış ki anladığım kadarıyla, şeylerin kendi devinimlerinin hayati olduğunu farklı bir yolla, psikolojiyle yeniden tanımlamış hem bir eğitmen hem de bir doktor olarak. Naçizane düşüncem, insanlığın ihtiyaç duyduğu görüye ve yaklaşım duygusuna nail olduğu. Fakat ben yine de bu yazının başında etrafında dolaşmaya niyet ettiğim konuya geri dönerek sonlandırayım cümlelerimi:

Bireyleşme dediğimiz ne kişisel gelişim ne de iyileşme, basit bir “olduğun şey olma” hali… insan olma hali. Bunun içinse köklere, yabanıl olana yüz çevirmemek boynumuzun borcu gibi. Sadece bununla da kalmak değil, kökleri sahiplenirken günümüz dünyasının getirdiklerini de sevecenlikle kucaklamak belki de cevap… İçeriye ve dışarıya doğru adım atmak, birini diğerinden daha değerli görmemek belki. C. G. Jung bunu mümkün kılmak için atalara, geçmişe döndü ve onların hikayelerini dinledi, öğrendiklerini kendi bilimine kattı, o kadar. Bilinenden daha fazlasını yapmadı ama bilinene de yüz çevirmedi. Rüyaların ve görünmeyen dünyanın en az görünen dünya kadar değerli ve önemli olduğunu söyledi. Bize de onun hikayelerini gelecek nesillere aktarmak kalıyor.

“[125] Bu nedenle, ruhun doktorları olarak, eski rüya tabiri sanatına geri dönmeliyiz. Artık çocuklar gibi otorite tarafından yönlendirilmek istemeyen yetişkinleri eğitmeliyiz. Ne kadar akıllı olursa olsun hiçbir danışmanın kendileri için benzersiz olan yaşam tarzını reçete edemeyecek kadar bireysel olan kadın ve erkeklerle çalışmalıyız. Yani, onlara kendi doğalarını dinlemeyi öğretmeliyiz ki neler olup bittiğini kendi içlerinden anlayabilsinler.”[2]

Didem Çivici – Copyright ©2021
Jungiyen Analist @ C.G. Jung Institut Zürih

Önemli not: Makale içerisinde geçen alıntıların çevirisi Didem Çivici’ye aittir ve yazarın izni olmadan hiç bir yerde paylaşılamaz.


[1] Jung, C. G., Hull, R. F.C., Adler, Gerhard. “Collected Works of C.G. Jung, Volume 17: Development of Personality”. 1946

[2] Jung, C. G., Hull, R. F.C., Adler, Gerhard. “Collected Works of C.G. Jung, Volume 17: Development of Personality”. 1946

Jung’un Analitik Psikolojisi” üzerine 2 yorum

  1. Merhabalar, sizden aldığımız eğitimi hastalarimiza uygulayabilecek miyiz? siz psikoloji lisansı yapmamışsınız fakat verdiğiniz sertifika geçerli midir? biz bu eğitimleri alırsak kendimi nasıl tanımlığcam yani analitik psikoterapistim diyebilecek miyim? sizin bize böyle bir yetki verebiliyor musunuz?

    ________________________________

    Beğen

    • Merhaba
      Katılım sertifikası verilecektir. Her hangi bir dernek ya da kurumdan onaylı bir sertifika söz konusu değil. Analitik psikoterapist gibi bir ünvan bildiğim kadarıyla doğru bir sıfatlandırma değil. Benim analistlik ünvanı verme yetkim de söz konusu değil. Jungiyen analist olabilmek için IAAP onaylı kurumlarda (C. G. Jung Enstitülerinde, vs.) eğitim görmeniz gerekir. Aşağıdaki yazıyı okumanızı tavsiye ederim:
      https://didemcivici.com/2020/08/10/jungiyen-psikoanaliz-nedir/

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s