RÜYA PARADOKSU

“Bilinçdışı durumun sembolik biçimde sunulan spontane bir portresi”[1]... entelektüel olarak anlamak bir şey, tüm varlığınla kavramak bambaşka bir şey gibi görünen bu ifadede söz konusu olan “portre”, beynin düşünsel ve eleştirel alanı olarak bilinen frontal bölümü dışında beynin tamamının aktif şekilde seyrettiği uyku sürecine ait doğal bir fenomen olarak bilinen, rüya dediğimiz şeyden başkası değil … Okumaya devam et RÜYA PARADOKSU

JUNG VE DİN

JUNG VE DİN: Jung’un Dini Deneyimlerinin ve İnancının Özeti* 1. Tüm insanlarda dini bir içgüdü vardır - insan gücünü aşan biriyle ya da bir şeyle (daha yüce bir güç veya varlık) bir ilişki kurmaya yönelik içsel bir çaba. 2. Jung’un dinin evrenselliği konusundaki inancı, dini, kolektif bilinçdışının bir tezahürü olarak görmesine yol açtı. Dini pratik … Okumaya devam et JUNG VE DİN

GRUP PSİKOLOJİSİ ÜZERİNE (Marie-Louise von Franz)

Modern sosyologlar genellikle kolektif bilinci ego bilincinden daha olumlu şekilde değerlendirirler; ilki daha “normal” iken ikincisi asosyal “aykırı” özellikler sergilemeye meyillidir. Ancak bunun genel olarak geçerli olmadığı gerçeğini göz önünde bulundurmalıyız. Tek bir bireyde olduğu gibi, bütün bir grubun bilinçli tutumu içgüdüsel köklerinden sapıp nevrotik hale gelebilir ve sonra bir bireyin sağlıklı egosuyla çarpışabilir. Sıklıkla, … Okumaya devam et GRUP PSİKOLOJİSİ ÜZERİNE (Marie-Louise von Franz)

TONİ WOLFF: DİŞİL PSİŞENİN YAPISAL FORMLARI*

Bir Skeç (1) Modern kadının kendini bilmesi ve kendini fark etmesi için sadece tutumunu (içe dönük ya da dışa dönük) ve psikolojik fonksiyonunu (düşünme, hissetme, duyumsama ve sezme) (2) değil, aynı zamanda kişiliğine hangi yapısal formun uyduğunu da anlaması önemlidir (3). Bu yapısal formun illa ki dışsal yaşamla kesişmesi gerekmez ya da bu form, insanla … Okumaya devam et TONİ WOLFF: DİŞİL PSİŞENİN YAPISAL FORMLARI*

ARKETİPLERE DAİR

"KOLEKTİF BİLİNÇDIŞININ ARKETİPLERİ"* (par. 82) “Sembollerin (“dönüşüm sembolleri”) varlığı, doğal olarak, vakadan vakaya çok büyük değişim gösterir. Her şey imge formunda, yani sembolik olarak, deneyimlense dahi bu, kesinlikle hayali tehlikeler konusu değil, tüm yaşama yayılan kaderin bağlı olduğu gerçek riskler söz konusudur. Asıl tehlike, arketiplerin büyüleyici etkisine kapılmaktır ve bu en çok da arketipsel imgeler … Okumaya devam et ARKETİPLERE DAİR

ERİL ARKETİPLER – 3: SİHİRBAZ/SİMYÂGER

Sihirbaz… kimilerinin kulağına büyülü gelen, kimine göre uçarı, kimine göreyse yokluğu imkânsız olan, benim içinse hayatın merkezinde duran arketip. O, görülmeyeni görebilme, duyulmayanı duyabilme ve ötede olanı kavrayabilme kapasitesi… O, içinde bulunduğumuz çağın yöneticisi… O, doktorların, avukatların, bilim insanlarının, terapistlerin, analistlerin ve şifacıların güçlerini aldıkları öz. … Sihirbaz, içimizdeki ve dışımızdaki dünyayı dönüştürürken bize rehber … Okumaya devam et ERİL ARKETİPLER – 3: SİHİRBAZ/SİMYÂGER

ERİL ARKETİPLER – 4: ÂŞIK

Âşık... ki ilişkilendireceğim ana bir arketip puer aeternus olacaktır. Bu ana karakterle ilgili daha önce yazdığım makaleyi okumanızı tavsiye ederim (https://didemcivici.com/2020/01/17/cocuk-erkekler-puer-arketipi/). Şimdi bu arketipin derinliklerine inme zamanı: Âşık, yaratıcılık potansiyeli, bağlantı, empati, duygular, temas ve hayata karşı merak ile ilişkilidir. O, Eros’un erilde hayat buluşudur. O, Yang’ın Yin’idir. Tam olarak ifade bulabildiğinde kişi kendisiyle ve etrafıyla … Okumaya devam et ERİL ARKETİPLER – 4: ÂŞIK

ERİL ARKETİPLER – 2: SAVAŞÇI

Erkek psikolojisinde “Savaşçı” olarak karşımıza çıkan bu arketip, Moore ve Gillette’in kitabında yer alan ifadeyle, oğlan çocuğu yıllarında “Kahraman” olarak anılmaktadır ve bu, erkekteki “ergen” enerjidir. Fakat eğer oğlanlıktan yetişkinliğe taşınırsa, Savaşçı’nın olgunlaşmamış halleri olarak kendisini gösterir. Kahraman’ın iki yüzü vardır: Kabadayı ve Korkak. Kabadayı, fazla özgüven sahibidir ve gücünü başkalarını etkilemek için kullanır. Etrafındakileri yerer ve … Okumaya devam et ERİL ARKETİPLER – 2: SAVAŞÇI

ERİL ARKETİPLER – 1: KRAL/BABA

Erkeğin psişesine doğru keyifli bir yolculuk… ve bu yolculuğu kolektif bilinçdışının “arketip”lerini ziyaret ederek yapacağız. “Kral” ile başlıyoruz. Bu arketipin ve diğerlerinin daha iyi anlaşılabilmesi için Robert Moore ve Douglas Gillette’in nitelikli ve incelikli bir şekilde ele aldıklarını düşündüğüm arketipsel anlatımı temel alacağım ve kendi görüşlerimi, sezgilerimi ve analizlerimi takip ederek kapsamlı bir anlatım sunmaya … Okumaya devam et ERİL ARKETİPLER – 1: KRAL/BABA

“OLUMLAMA” SORUNU

Kişisel gelişim adı altında olumlamalara yönelmeyi sorunlu bulduğumu her fırsatta dile getiriyorum. Olumlama, olumsuz olandan kaçma niteliği taşıyabilir. “Olumsuz düşünme!” dediğimizde: Ego’nun “olumlu” kabul ettiği bir kavramı/olayı/kişiyi yaratmaya çabalarız. Fakat önemli bir detayı es geçeriz: Ego aslında her zaman bizim için en iyi olanı bilemeyebilir. İnsan, bütün bir varlıktır ve bu bütünlük, psikolojide “psişe” ya da … Okumaya devam et “OLUMLAMA” SORUNU