ERİL ARKETİPLER: SİHİRBAZ’IN YOLU

Sihirbaz… kimilerinin kulağına büyülü gelen, kimine göre uçarı, kimine göreyse yokluğu imkânsız olan, benim içinse hayatın merkezinde duran arketip. O, görülmeyeni görebilme, duyulmayanı duyabilme ve ötede olanı kavrayabilme kapasitesi… O, içinde bulunduğumuz çağın yöneticisi… O, doktorların, avukatların, bilim insanlarının, terapistlerin, analistlerin ve şifacıların güçlerini aldıkları öz. … Sihirbaz, içimizdeki ve dışımızdaki dünyayı dönüştürürken bize rehber... Okumaya Devam et →

Reklamlar

ERİL ARKETİPLER: SAVAŞÇI’NIN YOLU

Erkek psikolojisinde “Savaşçı” olarak karşımıza çıkan bu arketip, Moore ve Gillette’in kitabında yer alan ifadeyle, erkeğin çocukluk yıllarında “Kahraman” olarak hayat bulur ve erkekteki “ergen” enerjiyi barındırır. Fakat eğer oğlanlıktan yetişkinliğe taşınırsa, Savaşçı’nın olgunlaşmamış halleri olarak kendisini gösterir. Konuyla ilgili ayrıca makalenin sonunda yine “Like Stories Old”un Savaşçı arketipi için hazırladığı videonun benim tarafımdan hazırlanan... Okumaya Devam et →

ERİL ARKETİPLER: KRAL’IN YOLU

Arketiplerin ikincisi… “Kral”, nam-ı diğer “İlahî Çocuk”. Robert Moore ve Douglas bu arketipin özünde İlahî Çocuk olduğunu söylerler. Bu oğlan çocuğu büyüdüğünde Kral’a dönüşür. Çocuk, sembol olarak yeni ve hayat dolu enerji anlamına gelir. Rüya sembolizminde oldukça önemli bir yeri vardır ve rüyasında bebek ya da küçük çocuk gören kişilerin yeni, yaratıcı, taze bir enerji alanına... Okumaya Devam et →

ERİL ARKETİPLER: ÂŞIĞIN YOLU

Erkeğin ya da erilin dört ana arketipinden “Âşık” ile yolculuğumuza başlıyoruz. Bu arketipin ve diğerlerinin daha iyi anlaşılabilmesi için Robert Moore ve Douglas Gillette’in nitelikli ve incelikli bir şekilde ele aldıklarını düşündüğüm arketipsel anlatımı temel alarak kendi görüşlerimi, sezgilerimi ve analizlerimi takip ederek kapsamlı bir anlatım sunmaya çalışacağım. Ayrıca makalenin sonunda, çalışmalarına çok değer verdiğim... Okumaya Devam et →

Erkeğe Ağıt: ERİL POTANSİYELLERİN KAYBI

“Bizim neslimiz Büyük Depresyon ya da Büyük Savaş’ı yaşamadı. Bizim savaşımız ruhsal bir savaş. Bizim depresyonumuz kendi hayatlarımız.” (Tyler Durden) Chuck Palahniuk, Dövüş Kulübü   Modern insan, belki de dünya tarihinin en paradoksal sürecini yaşıyor: Bir yanda savaş ve açlık, diğer yanda önüne geçilemeyen bir tüketim; bir yanda çok gelişmiş teknolojik bir altyapı, diğer yanda... Okumaya Devam et →

2019 Yeni Çalışma: “RÜYALARLA YOLCULUK”

Rüyada psişe, imgelerle konuşur ve doğanın en ilkel seviyelerinden türeyen içgüdülere ses verir. C. G. Jung Rüyalar, psikanaliz ve derinlik psikolojisinin öncüsü C. G. Jung tarafından kişinin hayatında büyük rol oynayan bilgi kaynakları olarak ele alınmıştı. Jung, rüyaların özellikle de modern insan tarafından anlaşılmadığını, ancak insanlık tarihi boyunca pek çok kültürün rüyalara çok önem verdiklerini... Okumaya Devam et →

Yeni Kitap: YAKINLIĞIN DÖNÜŞTÜRÜCÜ GÜCÜ Uyanmış Tek Eşliliğe Yolculuk

Robert Augustus Masters'ın Türkçe'ye çevrilen yeni kitabı Didem Çivici editörlüğünde raflarda... Yakın ilişki uzun yıllar boyunca ruhsal yaşama ikincil bir alternatif olarak görülmüş ve bu şekilde deneyimlenmiştir. Son zamanlardaysa, apayrı alanları ve otomatiğe bağlamış ilişkileri devam ettirmek yerine, ruhsal ve özel yaşantılarımızı bir bütün haline getirme gereksinimi giderek daha belirgin bir hale gelmeye başlamıştır. Aldatma... Okumaya Devam et →

Marion Woodman ile YEME BOZUKLUKLARI ve BAĞIMLILIK Üzerine

Anoreksiya, Blumiya ve Bağımlılık* Tarrytown: Neden günümüzde yeme bozukluklarında böylesine hayrette bırakan bir artış görüyoruz? Marion Woodman: Anoreksiya ve Blumiya çok daha yaygın çünkü kadınlar kendi bedenlerinden hiç bu kadar uzak olmamışlardı. Bu, köklü bir içsel öfke doğuruyor ve bu öfke nesilden nesle aktarılıyor. Yine de Anoreksiya gibi hastalıkların, eğer bu hastalıkların mesajını anlayabilirsek, kötü olmak yerine... Okumaya Devam et →

EGO’NUN ÖNEMİ (Marion Woodman)

Olanı görebilecek olan ego mudur?  Woodman: Evet. Fakat çoğu insanın bir ego geliştirmesi için çok çalışması gerek. Pek çok insan personada yaşıyor, ki bu dışarı gösterilen parça, bir nevi maske. Gösteri yapıyorlar -gerçek duygularıyla temasta değiller ve herhangi bir durum oluştuğunda kızgın olup olmadıklarını ya da ağlamak isteyip istemediklerini dahi bilmiyorlar. Duygularını ifade edememekten dolayı mutsuzlar... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑