GRUP PSİKOLOJİSİ ÜZERİNE (Marie-Louise von Franz)

Modern sosyologlar genellikle kolektif bilinci ego bilincinden daha olumlu şekilde değerlendirirler; ilki daha “normal” iken ikincisi asosyal “aykırı” özellikler sergilemeye meyillidir. Ancak bunun genel olarak geçerli olmadığı gerçeğini göz önünde bulundurmalıyız. Tek bir bireyde olduğu gibi, bütün bir grubun bilinçli tutumu içgüdüsel köklerinden sapıp nevrotik hale gelebilir ve sonra bir bireyin sağlıklı egosuyla çarpışabilir. Sıklıkla, … Okumaya devam et GRUP PSİKOLOJİSİ ÜZERİNE (Marie-Louise von Franz)

TONİ WOLFF: DİŞİL PSİŞENİN YAPISAL FORMLARI*

Bir Skeç (1) Modern kadının kendini bilmesi ve kendini fark etmesi için sadece tutumunu (içe dönük ya da dışa dönük) ve psikolojik fonksiyonunu (düşünme, hissetme, duyumsama ve sezme) (2) değil, aynı zamanda kişiliğine hangi yapısal formun uyduğunu da anlaması önemlidir (3). Bu yapısal formun illa ki dışsal yaşamla kesişmesi gerekmez ya da bu form, insanla … Okumaya devam et TONİ WOLFF: DİŞİL PSİŞENİN YAPISAL FORMLARI*

ROBERT BLY: “ARKAMIZDA SÜRÜKLEDİĞİMİZ UZUN ÇUVAL”

Şeyleri (kavramları, keşifleri...) yaratmadığımız, ama onları hatırladığımız düşüncesi eski Gnostik bir inançtır. Karanlık tarafı en iyi hatırlayanlar içerisinde en iyi tanıdığım Avrupalılar arasında Robert Louis Stevenson, Joseph Condrad ve Carl Jung var. Onların bir kaç fikrine değinecek ve kendi düşüncelerimden de bir kaçını ekleyeceğim. Önce kişisel gölgeden bahsedelim. Bir ya da iki yaşlarındayken, 360-derece kişilik … Okumaya devam et ROBERT BLY: “ARKAMIZDA SÜRÜKLEDİĞİMİZ UZUN ÇUVAL”

Marion Woodman: EGO’NUN ÖNEMİ

Olanı görebilecek olan ego mudur?  Woodman: Evet. Fakat çoğu insanın bir ego geliştirmesi için çok çalışması gerek. Pek çok insan personada yaşıyor, ki bu dışarı gösterilen parça, bir nevi maske. Gösteri yapıyorlar -gerçek duygularıyla temasta değiller ve herhangi bir durum oluştuğunda kızgın olup olmadıklarını ya da ağlamak isteyip istemediklerini dahi bilmiyorlar. Duygularını ifade edememekten dolayı mutsuzlar … Okumaya devam et Marion Woodman: EGO’NUN ÖNEMİ

ANNE KOMPLEKSİ

Anne kompleksi (karmaşası), kişinin hayatını yöneten güçlü komplekslerden biri olabilir. Kişinin “anne” kavramı ile ilişkilendirdiği her şey, anne kompleksinin bir parçası olur ve çocukluk ve gençlik yılları boyunca çoğunlukla anneye, yetişkinlik süresince de eşe ya da diğer kadınlara yansıtılır (projekte edilir). Anne kompleksi sadece ilişkilerimizi değil, hayatımızın başka alanlarını da etkiler. Konu “anne” kompleksi olduğunda … Okumaya devam et ANNE KOMPLEKSİ

GÖLGELERLE DANS: YANSITMA

"Gölgeyi yansıttığımız kişinin gerçekliğiyle kendi komplekslerimizi ayırt edemez hale geliriz." Edward C. Whitmont "Yansıtma, kendi içinde tehlikeli olduğu halde, kolektif bir ilişkiden bireysel olana geçişte kişiye yardım eder." C. G. Jung "Kahramanlara tapınışımız saf gölgedir; bunu yaptığımızda potansiyellerimizi ve gücümüzü reddetmiş ve başkasına vermiş oluruz." Robert A. Johnson               … Okumaya devam et GÖLGELERLE DANS: YANSITMA

PSİŞİK ENERJİ VE DOĞASI

“Enerji” kelimesi Eski Yunanca “energea” (etkililik/tesirlilik) kelimesinden türemiştir. Psişe, C.G. Jung’un ifadesiyle “Bilinçli ve bilinçsiz psikolojik süreçlerin tamamı” olarak ifade edilir. Türkçe karşılığı akıl, tin, can ve ruhu kapsar. Psişik enerji dediğimizdeyse “libido” kavramıyla karşılaşırız. Libido kelimesi farklı dillerde zevk, isteklilik, umut, sevgi, memnuniyet, arzu, açlık ya da muazzamlık anlamlarına gelir ve psişik enerjiyi besleyen … Okumaya devam et PSİŞİK ENERJİ VE DOĞASI

JUNG’UN RÜYA YAKLAŞIMI-2

(1. BÖLÜM >>> https://didemcivici.com/2019/12/01/jungun-ruya-yaklasimi-1/) Freud’a göre rüya, açığa çıkarılması gereken psişik içeriklerin üzerini kapatıyor, şekillerini değiştiriyordu (örneğin, rüya “yürüyen bir sopa” getirebilir ve bu “penis” demektir). Jung bu görüşü reddetti. Jung’un düşüncesine göre rüya hiçbir şeyi örtülemiyordu, aksine, saf doğayı yansıtıyordu. Rüyayı ilk bakışta anlayamamamızın nedeni, No.1 (ego-bilinci) ve No. 2 (bilinçdışı) arazındaki zıtlığa dayanıyordu. … Okumaya devam et JUNG’UN RÜYA YAKLAŞIMI-2

JUNG’UN RÜYA YAKLAŞIMI-1

JUNG’UN RÜYA YAKLAŞIMI-1* Sembol üreten psişenin en sık ve en önemli ortaya çıkan ifadesi olan rüya, Jung psikolojisinde merkezde yer alır. Jung, içsel ışık kaynağı olarak gördüğü rüyalara yaklaşabilmek için bazı belirli yaklaşım açıları üzerinde çalışmıştır[1]. Öncelikle, her bir rüya imgesiyle ilgili akla gelen tüm kişisel çağrışımları akılda tutmak tavsiye edilir. Bu yapılırsa, o zaman … Okumaya devam et JUNG’UN RÜYA YAKLAŞIMI-1

Jung: Rüyaların, sembollerin, efsanelerin büyüsünü çözmeye adanmış bir hayat

“Kendime hayretle, hayal kırıklığıyla, hoşnutlukla bakıyorum. Kederliyim, bunalımdayım, coşkuluyum. Ben bunların hepsiyim aynı anda, ama toplayıp da sonucunu bulamam. Nihai değer veya değersizliği belirleme yeteneğine sahip değilim; kendim ve hayatım hakkında hiçbir yargım yok. Tamamen emin olduğum hiçbir şey yok. Hiçbir şey hakkında hiçbir kesin kanaatim yok. Yalnızca doğduğumu, varolduğumu biliyorum ve bana öyle geliyor … Okumaya devam et Jung: Rüyaların, sembollerin, efsanelerin büyüsünü çözmeye adanmış bir hayat