Sezgi Fonksiyonu Patolojisi Olarak Hipokondriya*

HİPOKONDRİYA: "GERÇEK" YAŞAM İÇİN İÇSEL BİR ÇAĞRI MI? Hastalık Anksiyetesi Bozukluğu veya Sağlık Anksiyetesi olarak da bilinen Hipokondriyazis (Hipokondri), DSM-IV tarafından somatoform bozukluk olarak tanımlandı ve daha sonra somatik semptom bozukluğu ve hastalık anksiyetesi bozukluğu tanılarıyla değiştirildi. DSM-IV, hipokondriyazisi aşağıdaki kriterlere göre tanımlar[1]: A. Kişinin bedensel semptomları yanlış yorumlamasına dayanan ciddi bir hastalığa sahip olma … Okumaya devam et Sezgi Fonksiyonu Patolojisi Olarak Hipokondriya*

“Aşağılardan Biri”

En sevdiğimi aşağılamak istiyorum. Başını alıp bok dolu bir çukura sokmak istiyorum. Acizliğiyle, sahteliğiyle, beceriksizliğiyle alay etmek istiyorum. Başarısızlığını, iş bilmezliğini yüzüne çarpmak istiyorum. Ulu orta değil, gözlerinin içine baka baka kendisine rezil etmek istiyorum onu. Başını öne eğsin, zavallılığını ve hiçliğini anlasın istiyorum. Onu yapayalnız, çırılçıplak ve çaresiz bırakmak istiyorum.  Dün akşam Liber Novus’ta … Okumaya devam et “Aşağılardan Biri”

Sembol ve Mit Olarak “Corona” (Covid)

Geçen yıl Nisan ayında C. G. Jung Institut’a bir sembol ödevi yazmak için hazırlanıyordum[1] ve bu, Corona virüsünün pandemik bir durum olmaya başlamasından hemen sonraydı. Kısa bir süre sonra, bu dünyadaki çoğu canlı gibi, korku, şok ve kafa karışıklığı dalgaları arasında buldum kendimi. Tüm süreç çok önemli bir tarihsel olay gibi görünüyordu ve makaleyi Corona virüsü … Okumaya devam et Sembol ve Mit Olarak “Corona” (Covid)

Sırlar Dünyasında Bir Aşçı: Simyacı

Sabun köpüğü tadında ama aslında en derinlikli konulara dokunan, çoğunlukla gözden kaçan ama hayatın en temel sırlarını barındıran hikayeleri seviyorum. “Ayağa düşen” her şeyde gözden kaçan çok büyük hayati değerler olduğu gibi, göze ilişmemiş veya “klişe” ilan edilen pek çok masal ve hikâyede de hazmı zor ama hatırlanması önemli pek çok fısıltı mevcut. La Cocinera … Okumaya devam et Sırlar Dünyasında Bir Aşçı: Simyacı

“Barışın Anahtarı Toprağa Yakındır”

Bu makale 23 Eylül 2011 yılında Yeşil Gazete'de yayınlanmıştı. O yıllarda permakültür tasarımcısı olarak çalışıyor, doğal yaşam felsefesini farklı açılardan araştırıyordum. Aradan on sene geçti. Permakültür ve doğal tarım anlayışını bırakmadığım gibi, hayatıma yeni katılan alanlarla onları harmanlamaya çalıştım. Geçen günlerde Fukuoka'nın yazdığı satırları yeniden okurken son senelerde haşır neşir olduğum analitik psikoloji ile aynı … Okumaya devam et “Barışın Anahtarı Toprağa Yakındır”

İklim Krizinin Ortasında İnsan ve Doğa

Yeryüzünde ne oluyor? İnsan kaynaklı bir felaket mi, politik bir kriz mi yoksa doğal psişik bir tepki mi? Belki de hepsi. C. G. Jung, günümüz insanının (özellikle 19. yüzyıl ile birlikte endüstri ve tüketimi hedef alan yaşam tarzını benimseyen insanın) doğa ve psişe ile ilişkisini her fırsatta eleştirmiş, doğuracağı sonuçları psikolojik olarak defalarca ortaya koymuş … Okumaya devam et İklim Krizinin Ortasında İnsan ve Doğa

Bokun İçerisinde Altın Aramak

İçimde hem büyük bir sessizlik hem de büyük bir gürültü var. Bu sessizlik ve gürültünün aynı anda patlak vermesini sağlayan dış olaylar aşikâr: Dünya ekolojisinin değişimi ve insan yerleşimlerini tehdit eden doğal olaylar karşısında insanın tutumu ve tepkisi. Psikolojik, yani bilimsel açıklamalar ve neden-sonuç ilişkisi kurma fikri çok albenili geliyor ve rasyonellik sevdamızı da oldukça … Okumaya devam et Bokun İçerisinde Altın Aramak

Arketipler: Sahiplik Meseli

Arketip… ne afili bir kelime. İnsanın aklına hemen Eski Yunan, Mezopotamya ya da Kuzey tanrı ve tanrıçaları geliyor fakat belki de gerçekten neyi konuştuğumuzun farkına değiliz: Baykuşuyla zeki Athena, mucitlerin en yakın dostu Hermes, tanrısal sarhoşluğun (kim bilir, belki de Hayyam’ı köşeye sıkıştırmış olan) mimarı Dyonisos tahtlarında oturmuş kahkahalarla bizi seyretmekte. Fakat öyle görünüyor ki, … Okumaya devam et Arketipler: Sahiplik Meseli

Jung ve Modern İnsan

Ayrıntı Akademi’de başlattığımız ‘Jung Psikoloji Sohbetleri’ kapsamında dün akşam modern insanı konuştuk. Sohbet öyle bir hal aldı ki, öncesinde hazırladığım sayfalarca notu bir kenara bıraktım, katılımcıların ufuk açıcı ve ezber bozucu sorularıyla dans ederek yeni dünyalar keşfetmenin tadını çıkardım. Elbette ki alınan o notların derlenip bir şekilde paylaşılması gerekiyordu, zira neredeyse dört saat süren sohbet … Okumaya devam et Jung ve Modern İnsan

‘Yol’un Peşinde

“Dans eden bir yıldız doğurmak için içinde kaos olmalı.” F. Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt Dünyanın, tabiri caizse, altının üstüne gelmiş olduğunu ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını fark etmeye başladığımızdan bu yana tam bir sene oldu. Bu bir sene tamamlanmaya yüz tutarken etrafımda fiziksel bedeninde yıkım ve kıyım yaşamamış insan kalmamıştı. Gün geçmedi ki … Okumaya devam et ‘Yol’un Peşinde