RÜYA PARADOKSU

“Bilinçdışı durumun sembolik biçimde sunulan spontane bir portresi”[1]... entelektüel olarak anlamak bir şey, tüm varlığınla kavramak bambaşka bir şey gibi görünen bu ifadede söz konusu olan “portre”, beynin düşünsel ve eleştirel alanı olarak bilinen frontal bölümü dışında beynin tamamının aktif şekilde seyrettiği uyku sürecine ait doğal bir fenomen olarak bilinen, rüya dediğimiz şeyden başkası değil … Okumaya devam et RÜYA PARADOKSU

JUNG’UN RÜYA YAKLAŞIMI-2

(1. BÖLÜM >>> https://didemcivici.com/2019/12/01/jungun-ruya-yaklasimi-1/) Freud’a göre rüya, açığa çıkarılması gereken psişik içeriklerin üzerini kapatıyor, şekillerini değiştiriyordu (örneğin, rüya “yürüyen bir sopa” getirebilir ve bu “penis” demektir). Jung bu görüşü reddetti. Jung’un düşüncesine göre rüya hiçbir şeyi örtülemiyordu, aksine, saf doğayı yansıtıyordu. Rüyayı ilk bakışta anlayamamamızın nedeni, No.1 (ego-bilinci) ve No. 2 (bilinçdışı) arazındaki zıtlığa dayanıyordu. … Okumaya devam et JUNG’UN RÜYA YAKLAŞIMI-2

JUNGİYEN RÜYA ANALİZİNE GİRİŞ

Sigmund Freud, yirminci yüzyılı “Dream Interpretation” eseriyle karşılamaya karar verdiğinde aslında ondan önceki yüzyıllık aşırı rasyonel bilimsel tutumu karşısına alacağını eminim biliyordu. Rüyaların ne oldukları hala muammayken günümüze ulaşmış birkaç bakış açısı ve teoriyle bu gizemli ama gerçek dünyayı keşfetmeye çalışıyoruz. Rüyaların bilimsel çerçevede incelenmesi yirminci yüzyılın ana bilimsel araştırmalarından biri haline geldi. Freud’un açtığı … Okumaya devam et JUNGİYEN RÜYA ANALİZİNE GİRİŞ

JUNG’UN RÜYA YAKLAŞIMI-1

JUNG’UN RÜYA YAKLAŞIMI-1* Sembol üreten psişenin en sık ve en önemli ortaya çıkan ifadesi olan rüya, Jung psikolojisinde merkezde yer alır. Jung, içsel ışık kaynağı olarak gördüğü rüyalara yaklaşabilmek için bazı belirli yaklaşım açıları üzerinde çalışmıştır[1]. Öncelikle, her bir rüya imgesiyle ilgili akla gelen tüm kişisel çağrışımları akılda tutmak tavsiye edilir. Bu yapılırsa, o zaman … Okumaya devam et JUNG’UN RÜYA YAKLAŞIMI-1

RÜYA ve RÜYA ANALİZİ

Eski Yunan’da rüya kelimesi “ilaç” (medicine) kelimesiyle eş anlamlıydı. Şifacı tanrı Asclepius’a adanmış tapınaklara getirilen hastalar uyuyarak şifa ararlardı. Eski Mısır’da “rüya tapınakları” vardı. Hipokrat’a göre ise kişi, rüyalardaki imge ve hikayeler aracılığıyla sağlığına kavuşabilirdi. Kısacası rüyalar, ilk insandan bu yana insan kültürünün bir parçası olarak hayatımızın içerisinde olmuştur. Semavi dinlerde önemini korumaya devam eden … Okumaya devam et RÜYA ve RÜYA ANALİZİ