Depresyona Jungiyen Bakış

27 MART – 11:00-16:00

Depresyon, her bireyin hayatının en az bir döneminde deneyimlediği psişik doğal bir süreç olmakla birlikte günümüz psikopatolojisinde en yaygın görülen rahatsızlıklardan biri olarak ele alınır. Her ne kadar bazı durumlarda tıbbi yardım gerekli olsa da depresyon her zaman patolojik değildir.

Analitik Psikoloji, depresyonun bireyleşme süreciyle ilişkisini göz önünde bulundurur ve klasik psikoterapinin nedensellik (depresyonun nedenlerini geçmişte aramak) yaklaşımını yok saymadan, ilaveten amaçsal (depresyonun psişik olgunlaşmada güttüğü amaç) bir bakış açısını kıymetli bulur.

Depresyon, Benlik (the Self) ile güçlü bir ilişki kurma (bireyleşme) yolculuğunda çoğu zaman karşımıza çıkan bir psişik durumdur ve depresyona sadece patolojik olarak yaklaşmak ve psikofarmakolojinin tek yol ilan edilmesi, bazı durumlarda bireyleşmenin engellenmesine, sonuç olarak da bireyin uzun vadede yaşamın anlamını tamamıyla yitirmesine (primitif insan buna “ruh kaybı” diyecektir) neden olur. Önde gelen Jungiyen analistlerde James Hollis bu konuyu şöyle özetler:

“Farmokoloji, acı verici semptomları azaltmaya yardımcı olurken, bazen ruhumuzla olan randevumuzu saptırabilir, hatta tümüyle rayından çıkmasına sebep olabilir.”

Davranışçı ve bilişsel terapi yaklaşımlarını göz ardı etmeyen Jungiyen yaklaşım aslında kendi başına bir terapi yöntemi değil, analizdir, yani bilinçdışı içeriğin tanımlanarak bilince çıkarılması yöntemidir. C. G. Jung, hayatı boyunca terapiye önem vermiş, fakat analizin insan gelişiminde olmazsa olmaz olduğunu, çünkü her türlü erginlenme ve bireyleşme ritüellerinden yoksun modern insanın eninde sonunda, en azından ağır depresyona ve nevroza yakalanacağının da altını çizmiştir. Fakat bu “yakalanma”, Analitik Psikoloji çerçevesinde olumsuz değil olumlu bir süreçtir: Psişe aktif bir mekanizmadır ve insanın tüm bilinçli tutumlarını telafi etme ve dengeleme üzerine çalışır. Bu nedenle, depresyon gibi “salgın bir hastalık” halini almış psişik bir denklemin gizlerini çözmek de yine bireyin kendisine kalmıştır.

Bu bir günlük seminerde günümüz modern insanın en çok karşılaştığı ruhsal dinamiklerden birini semboller, mitler ve masallar üzerinden araştırıyor olacağız.

NOT: HER SEVİYEYE UYGUNDUR. EĞİTİM ÖNCESİ OKUNMASI İÇİN MATERYAL PAYLAŞILACAKTIR.

Konular:

  • Depresyon Neden Gereklidir?
  • Sembol Olarak Depresyon
  • Depresyonun İzini Sürmek
  • Depresyon ve Bireyleşme
  • Ergenlik ve Orta Yaş Döneminde Depresyon