DÖRT ARKETİP: VİZYONER / AFRODİT

Vizyoner… Büyücü… nâm-ı diğer, “Afrodit”. Rahmin, dişil özün ve yaratıcılığın ifade buluşu. Vizyoner arketipi bir puella olmakla beraber Şifacı arketipindekinden daha fazla eril öze sahiptir. O, yaratıcı özü (dişil öz) ile buluşmuş olan eril özdür; eril özünü keşfetmiş olan dişildir; Egosunu geliştirmiş, bilinçle yol alan Aşk Tanrıçası’dır. O, “Eril ile Dişil’in Buluşması”dır. Vizyoner, kendisinden önce gelen üç... Okumaya Devam et →

Reklamlar

DÖRT ARKETİP: ŞİFACI / PERSEPHONE

Anne-baba kompleksine bağlı olarak kadındaki olası arketipleri incelemek üzere çıktığım yolculuğun üçüncü hanedanlığındayız: Şifacı… benim nezdimde nam-ı diğer “Persephone”. Ana arketip ailesi puella olan Persephone, sağlıklı formundayken, yani bastırılmadığında, kabul edildiğinde, karanlığa ya da bilinçdışına itilmediğinde çok değerli armağanlar sunar: İyileştirme, kendisiyle derin bağlantı kurabilme, olanı kabul edebilme, teslimiyet, empati ve potansiyel güç. O, bireydeki... Okumaya Devam et →

DÖRT ARKETİP: SAVAŞÇI / ARTEMİS

Savaşçı, nam-ı diğer “Artemis”, tam anlamıyla bir Amazon karakterdir. Eril gücü yüksektir ve eğer sağlıklı bir şekilde hayat bulabilirse kadının animusunu derinleştirir, bilgeleştirir ve hayat içerisinde kendisiyle güçlü bir bağlantı kurarak ilerleyebilmesini sağlar. Artemis, eylem getirir. O, aynı savaş meydanında kendinden vazgeçerek ilerleyen, kendinden daha büyük bir varlığa teslim olabilen, kendini adayan bir savaşçı gibi... Okumaya Devam et →

DÖRT ARKETİP: BİLGE/DEMETER

Kadında psişede yer alan arketipleri içerdikleri eril ve dişil özleri itibarıyla temel iki ana grupta incelemeyi tercih ediyorum: Amazon ve Puella. Amazon arketipi genel hatlarıyla bakıldığında eril baskınken Puella arketipi ise dişil baskın bir arketip. Her nasıl ki eril ve dişilin sağlıklı ve sağlıksız hallerini inceliyorsam, bu iki arketipin de sağlıklı ve sağlıksız formlarını ve... Okumaya Devam et →

RÜYALAR, MASALLAR VE AŞKLAR

"Olmak, algılanmaktır. Ve kendini bilmek ancak başka birinin gözleri aracılığıyla mümkündür. Ölümlü yaşamlarımızın doğası, tüm zaman boyunca farklı şekillerde beliren kelimelerimizin ve eylemlerimizin sonuçlarıdır. Yaşamlarımız bize ait değil; rahimden mezara dek, geçmişte ve şimdi, başkalarına bağlıyız ve her suç ve her iyilikle geleceğimizi doğuruyoruz." - David Mitchell, Bulut Atlası   Hayatımızın çoğunu bilinçsizce yaşadığımız varsayımıyla yola... Okumaya Devam et →

PSİŞENİN ŞİFALANMASI: KOMPLEKSLER

Arketipler bilinçdışına hizmet ederler ve arkaik (eski/kadim) özellik taşıyan imgelerdir. Her arketip bilgiyi nesillerden nesillere aktarmak için kullanılan araçlardır aslında. Anne, Baba, Çocuk, Kahraman ya da Tanrı-Tanrıça ana arketipler olarak bilinirken Meryem Ana, Zeus, Şövalye, Joker ya da Afrodit gibi isimler ise birer arketip imgesidirler. Yani arketipin özelliklerini sergileyen karakterlerdir. Carl Gustav Jung, analitik psikoloji... Okumaya Devam et →

KENDİ GÖLGEMİ KEŞFETMEK: ANİMA/ANİMUSU BULMAK

C. G. Jung’a göre erkeğin ve kadının kolektif bilinçdışı arketipleri olan anima (erkekte) ve animus (kadında) bireyin anne ve baba kompleksleriyle doğrudan bağlantılı ve özellikle de ilişkilere bakışını ve ilişki yapılarını belirliyor.  Hayatımızın bütününe hâkim olan ve hayata dair tüm seçimlerimizi yöneten bu iki “derin gölge”yi fark etmediğimizde ya da sırtımızı döndüğümüzde yıllar içerisinde güçlenerek... Okumaya Devam et →

ARKETİPLERLE DERİNLEŞMEK

"Arketipler davranışlarımızı belirlerler ve bilinçli olmamız için yardımcı yapılardır. Ego'nun oluşmasına destek olurlar."[1] Ursula Brasch "Arketip imgeler insan psişesindeki en yüce değerler arasındadır; kadim zamandan beri tüm insanlığın gök kubbesinde yer almışlardır." C. G. Jung             Arketip (ilksel imge), arkaik özellik taşıyan imgeye verilen addır. Mitolojik motifler barındırmakla birlikte, kolektif bilinçdışının bir ürünüdür, yani kültürler... Okumaya Devam et →

VAHŞİ KADIN’IN YOLCULUĞU: Kendinle ve Yaşamla Bağlantıya Geç!

          Günlerden bir gün, karanlık bir ormanın içerisine doğru kıvrılan bir keçi yolunda yürürken buldum kendimi. Etrafı tezek kokusu sarmıştı, heybetli ağaçlarsa her yerdeydi. Göğe baktım, yapraklarla dolu. Yere, toprağa baktım, yapraklarla dolu. “Her şey bir peçe ile örtülü sanki,”dedim içimden ve alnımdan akan teri silmek için yüzüme götürdüm ellerimi. Peçeyle örtülüydü yüzüm. Bedenim çıplaktı ama... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑