JUNG’UN RÜYA YAKLAŞIMI-1

JUNG’UN RÜYA YAKLAŞIMI-1* Sembol üreten psişenin en sık ve en önemli ortaya çıkan ifadesi olan rüya, Jung psikolojisinde merkezde yer alır. Jung, içsel ışık kaynağı olarak gördüğü rüyalara yaklaşabilmek için bazı belirli yaklaşım açıları üzerinde çalışmıştır[1]. Öncelikle, her bir rüya imgesiyle ilgili akla gelen tüm kişisel çağrışımları akılda tutmak tavsiye edilir. Bu yapılırsa, o zaman … Okumaya devam et JUNG’UN RÜYA YAKLAŞIMI-1

Jung: Rüyaların, sembollerin, efsanelerin büyüsünü çözmeye adanmış bir hayat

“Kendime hayretle, hayal kırıklığıyla, hoşnutlukla bakıyorum. Kederliyim, bunalımdayım, coşkuluyum. Ben bunların hepsiyim aynı anda, ama toplayıp da sonucunu bulamam. Nihai değer veya değersizliği belirleme yeteneğine sahip değilim; kendim ve hayatım hakkında hiçbir yargım yok. Tamamen emin olduğum hiçbir şey yok. Hiçbir şey hakkında hiçbir kesin kanaatim yok. Yalnızca doğduğumu, varolduğumu biliyorum ve bana öyle geliyor … Okumaya devam et Jung: Rüyaların, sembollerin, efsanelerin büyüsünü çözmeye adanmış bir hayat

JUNG’A GÖRE RUHSAL BÜTÜNLENME: BİREYLEŞME

―C.G. Jung― "Sadece kendi olanın iyileştirme gücü vardır." "Bireyleşme, yani kendi olma, sadece ruhsal bir sorun değil; tüm hayatla ilgili bir sorundur." "Aklî denge ve hatta psikolojik sağlığın korunabilmesi için bilinçdışı ve bilincin bütünsel olarak bağlantıda olması ve birbirlerine paralel şekilde hareket etmeleri gerekir." Jung, bilinçdışının bilince getirilmesine bireyleşme süreci demiştir. Bireyleşme süreci yükselmeyi ve alçalmayı içerir ve … Okumaya devam et JUNG’A GÖRE RUHSAL BÜTÜNLENME: BİREYLEŞME

JUNGİYEN (PSİKO)ANALİZ NEDİR?

 “Analist ve analizan (analysand) arasındaki diyalektik bir ilişki içerisinde meydana gelen Jungiyen analizinin amacı, analizanın psikolojik bütünlüğe doğru hareketini sağlamaktır. Kişiliğin bu dönüşümü, bilinçdışı, onun özgül yapıları ve bu yapıların bilinçle dinamik ilişkileri analiz sürecinde ortaya çıktıkça, bunların hepsiyle hesaplaşmayı gerektirir. Dönüşüm ayrıca, analizin başlangıcında ego bilincini şekillendiren ve kontrol eden bilinçdışı yapıların önemli ölçüde … Okumaya devam et JUNGİYEN (PSİKO)ANALİZ NEDİR?

ANİMUS’U YAKINDAN TANIMAK

“Animus”[1], 20. yüzyılın önde gelen psişe bilimcilerinden Carl Gustav Jung tarafından, kadın psişesinin bilinçdışında bulunan eril tine verdiği isimdi. Jung, varoluşun zıtlıkların birliğinden oluştuğu görüşünü benimsemekle kalmamış, bu görüşü de kendi psikolojik yaklaşımının temeli yapmıştı. Jung, “Bilinci en üst derecede etkileyen şey, erkekte lunar anima, kadında solar animustur,” demişti. Bu, erkek ve kadının bilinçdışı dinamiklerinin … Okumaya devam et ANİMUS’U YAKINDAN TANIMAK

JUNGİYEN RÜYA ANALİZİNE GİRİŞ

Sigmund Freud, yirminci yüzyılı “Dream Interpretation” eseriyle karşılamaya karar verdiğinde aslında ondan önceki yüzyıllık aşırı rasyonel bilimsel tutumu karşısına alacağını eminim biliyordu. Rüyaların ne oldukları hala muammayken günümüze ulaşmış birkaç bakış açısı ve teoriyle bu gizemli ama gerçek dünyayı keşfetmeye çalışıyoruz. Rüyaların bilimsel çerçevede incelenmesi yirminci yüzyılın ana bilimsel araştırmalarından biri haline geldi. Freud’un açtığı … Okumaya devam et JUNGİYEN RÜYA ANALİZİNE GİRİŞ

PSİŞE ve DOĞA – 1

Analitik Psikoloji, psişeye saf doğa olarak bakar. Psişe, bilinçli ve bilinçsiz alanda süregelen dinamiklerin toplamıdır, denir. Bu, bizi insan ruhuna, bedenine ve tinine bütünlüklü bakmaya sevk eder: Ruh-beden-tin üçlemi birleşir ve yek bir varlığa dönüşür. Bu varlık, sadece kendi dış dünyasıyla (sosyal ve toplumsal boyut) ilişkili değil, aynı zamanda kendi iç dünyasıyla ve bedensel, ekolojik, … Okumaya devam et PSİŞE ve DOĞA – 1

İLİŞKİNİN JUNGİYEN PSİKOLOJİSİ

 “Derinlikli her aşk deneyiminin içerisinde Benliğin de mevcut olduğu bir deneyimden söz edebiliriz çünkü aşkın içerisindeki tutku ve karşı konulmazlık Benlik’ten gelmektedir.” Marie-Louise von Franz, “Alchemy: Introduction to the Symbolism and the Psychology”, p. 202 İlahi olanın bir ifadesi olarak aşk, zıtlıkların birleşiminde ortaya çıkan, Benliğin fark edilmesine aracı olan bir olgudur. Aşk, her ne kadar … Okumaya devam et İLİŞKİNİN JUNGİYEN PSİKOLOJİSİ

JUNG’UN “YAĞMUR YAĞDIRAN” HİKAYESİ

Kiau Tschou’nun yağmur yağdıran hikâyesi, Jung’un anlatmaktan en keyif aldığı hikâyelerden biriydi ve sıklıkla da anlatırdı. Jung, hikâyeyi doğrudan Richard Wilhelm’dan dinlemiştir. Wilhelm, hikâyede geçen olaya, Çin’de bulunduğu zaman, bizzat tanık olmuştur. Richard Wilhelm (1873-1930) önemli bir sinologdu ve 1923’te yayınladığı I Ching çevirisiyle Doğu bilgeliğini anlama konusunda Batı’ya önemli bir katkıda bulunmuştu. Jung, Taoizm’e … Okumaya devam et JUNG’UN “YAĞMUR YAĞDIRAN” HİKAYESİ

ANNE KOMPLEKSİ’NİN DÖNÜŞÜMÜ

Çocukluğumda annemin mutfakta olduğuna ve yemek yaptığına çok fazla tanık olmadım. Annem, kendi annesine “karşı” bir dış tutum geliştirmişti (erkekler dünyasında güçlü eril bir kadın imajı çizerek ve girdiği her işte başarı sergileyerek!) ve toplumsal olarak kadına ne atfediliyorsa hepsini reddetmişti. Haliyle, anne yerine bir arkadaşla büyüdüm. Bir yaştan sonra da evi temizleyen ve yemek … Okumaya devam et ANNE KOMPLEKSİ’NİN DÖNÜŞÜMÜ