JUNG PSİKOLOJİSİ’NDE GÖLGE

3 EKİM 2020
Kayıt: didemcivici@hotmail.com

Gölge oluşumu kişinin ego gelişimi ile paraleldir ve gereklidir. Fakat “yadsınan, kabul edilmeyen benliğimiz” olarak görülen gölge, eğer birey kendi egosu ve dış dünyaya gösterdiği yüzü (personası) ile özdeşleşir ve gölgesini yok sayarsa güçlenir ve bireyin hayatını sabote etmeye başlar.

Gölge, egonun bilincin dışına attığı çöpleri (her şeyi) ihtiva eder, desek yeridir. En kötüsü de zamanla bu özellikler bir karaktere bürünür (bknz. Mr. Hyde), eyleme geçerler.

Gölgeyi fark edebileceğimiz pek çok alan olmakla birlikte çoğunlukla kendi gölgemizi görmemiz imkansızdır. Gölge, dışarıdan çok rahatlıkla görülebilse de kişinin kendisi, kendi gölgesini kolay kolay göremez.

Gölge her ne kadar “karanlık” ve “tehditkar” gibi görünse de aynı zamanda da “sahiplenmediğimiz” potansiyellerimizi barındırır. Tam da bu nedenle, kişinin kendi gölgesini entegre etmesi, Jungiyen analizin amaçlarından biridir. Bu sayede kişi, bireyleşme (psişik bütünleşme) yolculuğunda ilk adımı atmış olur.

Eğitim içeriği:

  • GÖLGENİN PSİŞEDEKİ YERİ
  • GÜNLÜK HAYATTA GÖLGEYİ KEŞFETMEK
  • AİLENİN VE TOPLUMUN GÖLGESİ: SOSYAL GÖLGE
  • RÜYALARDA, MASALLARDA VE EDEBİYATTA GÖLGE
  • BİREYLEŞME SÜRECİNDE GÖLGENİN İŞLEVİ
  • GÖLGE ENTEGRASYONU: “KARANLIĞI BİLİNCE (IŞIĞA) GETİRMEK”

KATILIMCILARDAN

“Didem, eğlenceli ve enerjisi çok yüksek biri. Samimi, dürüst. Rahat hissettiriyor. Böyle omuz omuza yürünür onunla. Sadece sessizlik bile paylaşılır. Eğitimin sonunda “ouvva!” diyen, içinizden kopup gelen ünlemlere hazır olun.” SEDA

“Kaçmaya gerek yokmuş! 🙂 Didem’le süreçlerin içinden geçmek tam bir keyifti. Enerjisi, neşesi, alan tutuşu, misafirperverliği için sonsuz teşekkürler. İnsanın kendisiyle karşılaşması gerçekten müthiş bir armağan… geride bir şey bırakmadan kendini kucaklamak da öyle :)” BAHAR KARNAK

“Benim için inanılmaz bir deneyimdi! Bir çok parçamla temas kurmama, gölgelerime alan tutmama vesile oldu. Harikasın Didem!” ILGIN

“Hayatımda deneyimlediğim en farklı şeylerden biriydi. Kitaplardan okuyup anladığımı zannettiğim “Arketip” ile bir sandalyede otururken karşılaşmak ve içimdeki o hafifmeşrep kadının kahkahalarını duymak eşsiz bir duyguydu. İçimden çıkan o seksi ve güçlü kadına hayretler içinde tanıklık ettim. İçimdeki Afrodit, manipülatif şeytan… Bugünden sonra onu daha fazla görüp, ona alan açacağım. Bir kadın olarak farklı bir yönümü çok güçlü bir şekilde ortaya çıkardım.” BİRSEN