C. G. Jung’un Tipolojisi

Tipoloji, Jung'un en yanlış anlaşılmış ve kullanılmış (arketiplerden sonra!) kavram ve yöntemi olabilir. MBTI testleriyle çalışanlarının kişiliklerini tespit edebildiklerini düşünen yöneticilerin aslında "daha güçlü ve daha etkili ekipler kurmak için" uyguladığı bu yaklaşımın içeriği ve amacı aslında bilinenden çok farklıdır. 1921 yılında yayınlanan “Psikolojik Tipler” (CW/TE 6) içerisinde Jung’un tipolojisi (tip bilimi) detaylı şekilde incelemişti. … Okumaya devam et C. G. Jung’un Tipolojisi

 Masal Analizi: Bilinçdışına Psikolojik Bir Yolculuk

Carl Gustav Jung, masalların da aynı rüyalar gibi, arketipsel dünyanın kapılarını açtığını söylemişti. Jung’un meslektaşı ve öğrencisi Marie-Louise von Franz ise Jung'un bu ilgisini bir adım öteye taşıdı ve söz konusu rüyaların amplifikasyonu[1]  olduğunda başvurduğu başlıca alandı masallar.  C. G. Jung Institut'ta Jung’a dair anlatılan hikayelerden biri de masalların önemi belirtici niteliktedir: Bir gün Institut … Okumaya devam et  Masal Analizi: Bilinçdışına Psikolojik Bir Yolculuk

Ruh’un Üzerine Titremek

"Mandalaya verilen yüksek değeri takdir etmek bizim için önemlidir çünkü tabiri caizse “metafiziksel"[1]doğanın aynı nitelikleriyle karakterize edilen bireysel mandala sembollerinin en heybetli anlamıyla çok iyi bağdaşır. Şeyler bizi aldatmadığı sürece, kişiliğin ego ile özdeşleştirilmeyecek psişik bir merkezinden başka bir şey ifade etmezler. Kendi tecrübelerimden yola çıkan çok kapsamlı materyaller temelinde otuz yıl boyunca bu süreçleri … Okumaya devam et Ruh’un Üzerine Titremek

Marie-Louise von Franz’dan…

“Kendi yıldızını takip etmek soyutlanmak, nereye gideceğini bilememek, herkesin yürüdüğü zorlu yolda ilerlemek yerine kendin için tamamen yeni bir yol bulmak demektir. Bu nedenle, insanlarda her zaman kendi içsel benliklerinin benzersizliğini ve büyüklüğünü dış kişiliklere yansıtma ve dış kişiliklerin hizmetkarı, sadık hizmetkarı, hayranı ve taklitçisi olma eğilimi olmuştur. Büyük bir şahsiyete hayran olup bir gurunun … Okumaya devam et Marie-Louise von Franz’dan…

Sembol ve Mit Olarak “Corona” (Covid)

Geçen yıl Nisan ayında C. G. Jung Institut’a bir sembol ödevi yazmak için hazırlanıyordum[1] ve bu, Corona virüsünün pandemik bir durum olmaya başlamasından hemen sonraydı. Kısa bir süre sonra, bu dünyadaki çoğu canlı gibi, korku, şok ve kafa karışıklığı dalgaları arasında buldum kendimi. Tüm süreç çok önemli bir tarihsel olay gibi görünüyordu ve makaleyi Corona virüsü … Okumaya devam et Sembol ve Mit Olarak “Corona” (Covid)

Jung’un Analitik Psikolojisi

“Bireyleşme terapi değildir. Bir kedi, kedi olduğunda bu terapi midir? Doğal bir süreçtir. Bireyleşme doğal bir süreçtir. O, ağacın ağaç olmasına neden olan şeydir; eğer bu sürece müdahale edilirse, işte o zaman ağaç hastalanır ve bir ağaç olarak işlevini yerine getiremez. Fakat kendi haline bırakılırsa bir ağaç olur. Bireyleşme budur.” - Carl Jung, C.G. Jung … Okumaya devam et Jung’un Analitik Psikolojisi

HYPOCONDRIASIS AS PATHOLOGY OF THE INTUITIVE*

HYPOCHONDRIASIS: AN INNER CALL FOR “REAL” LIFE? Hypochondriasis (Hypochondria), also known as Illness Anxiety Disorder, or Health Anxiety, was defined by DSM-IV as a somatoform disorder and was replaced with the diagnoses of somatic symptom disorder and illness anxiety disorder. The DSM-IV defines hypochondriasis according to the following criteria[1]: A. Preoccupation with fears of having, or the idea that one has, … Okumaya devam et HYPOCONDRIASIS AS PATHOLOGY OF THE INTUITIVE*

Karanlığın Cazibesi

Karanlığımızı keşfetmek ne zaman bu kadar popüler oldu? Kendi geçmişimizi, travmalarımızı bulup, karanlıktan ışığa çıkarmak ve onları iyileştirmek ne zaman bu kadar ilgimizi çeker oldu? Hayat bizi doğumumuzdan son nefesimize kadar "kendiliğinden" büyütür ve aslında bireyleştirirken ne oldu da "bilinçlenmek" böylesine büyüleyici bir kavram olmaya başladı? Bu sorulara net birer yanıtım yok. Açıkçası bunları birer … Okumaya devam et Karanlığın Cazibesi

“KOLEKTİF BİLİNÇDIŞININ ARKETİPLERİ” *

(par. 82) “Sembollerin (“dönüşüm sembolleri”) varlığı, doğal olarak, vakadan vakaya çok büyük değişim gösterir. Her şey imge formunda, yani sembolik olarak, deneyimlense dahi bu, kesinlikle hayali tehlikeler konusu değil, tüm yaşama yayılan kaderin bağlı olduğu gerçek riskler konusudur. Asıl tehlike, arketiplerin büyüleyici etkisine kapılmaktır ve bu en çok da arketipsel imgeler bilince çıkarılmadığında olasıdır. Eğer … Okumaya devam et “KOLEKTİF BİLİNÇDIŞININ ARKETİPLERİ” *