Arketipler: Sahiplik Meseli

Arketip… ne afili bir kelime. İnsanın aklına hemen Eski Yunan, Mezopotamya ya da Kuzey tanrı ve tanrıçaları geliyor fakat belki de gerçekten neyi konuştuğumuzun farkına değiliz: Baykuşuyla zeki Athena, mucitlerin en yakın dostu Hermes, tanrısal sarhoşluğun (kim bilir, belki de Hayyam’ı köşeye sıkıştırmış olan) mimarı Dyonisos tahtlarında oturmuş kahkahalarla bizi seyretmekte. Fakat öyle görünüyor ki, … Okumaya devam et Arketipler: Sahiplik Meseli

HYPOCONDRIASIS AS PATHOLOGY OF THE INTUITIVE*

HYPOCHONDRIASIS: AN INNER CALL FOR “REAL” LIFE? Hypochondriasis (Hypochondria), also known as Illness Anxiety Disorder, or Health Anxiety, was defined by DSM-IV as a somatoform disorder and was replaced with the diagnoses of somatic symptom disorder and illness anxiety disorder. The DSM-IV defines hypochondriasis according to the following criteria[1]: A. Preoccupation with fears of having, or the idea that one has, … Okumaya devam et HYPOCONDRIASIS AS PATHOLOGY OF THE INTUITIVE*

JUNG VE MODERN İNSAN

Ayrıntı Akademi’de başlattığımız ‘Jung Psikoloji Sohbetleri’ kapsamında dün akşam modern insanı konuştuk. Sohbet öyle bir hal aldı ki, öncesinde hazırladığım sayfalarca notu bir kenara bıraktım, katılımcıların ufuk açıcı ve ezber bozucu sorularıyla dans ederek yeni dünyalar keşfetmenin tadını çıkardım. Elbette ki alınan o notların derlenip bir şekilde paylaşılması gerekiyordu, zira neredeyse dört saat süren sohbet … Okumaya devam et JUNG VE MODERN İNSAN

‘Yol’un Peşinde

“Dans eden bir yıldız doğurmak için içinde kaos olmalı.” F. Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt Dünyanın, tabiri caizse, altının üstüne gelmiş olduğunu ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını fark etmeye başladığımızdan bu yana tam bir sene oldu. Bu bir sene tamamlanmaya yüz tutarken etrafımda fiziksel bedeninde yıkım ve kıyım yaşamamış insan kalmamıştı. Gün geçmedi ki … Okumaya devam et ‘Yol’un Peşinde

Karanlığın Cazibesi

Karanlığımızı keşfetmek ne zaman bu kadar popüler oldu? Kendi geçmişimizi, travmalarımızı bulup, karanlıktan ışığa çıkarmak ve onları iyileştirmek ne zaman bu kadar ilgimizi çeker oldu? Hayat bizi doğumumuzdan son nefesimize kadar "kendiliğinden" büyütür ve aslında bireyleştirirken ne oldu da "bilinçlenmek" böylesine büyüleyici bir kavram olmaya başladı? Bu sorulara net birer yanıtım yok. Açıkçası bunları birer … Okumaya devam et Karanlığın Cazibesi

“KOLEKTİF BİLİNÇDIŞININ ARKETİPLERİ” *

(par. 82) “Sembollerin (“dönüşüm sembolleri”) varlığı, doğal olarak, vakadan vakaya çok büyük değişim gösterir. Her şey imge formunda, yani sembolik olarak, deneyimlense dahi bu, kesinlikle hayali tehlikeler konusu değil, tüm yaşama yayılan kaderin bağlı olduğu gerçek riskler konusudur. Asıl tehlike, arketiplerin büyüleyici etkisine kapılmaktır ve bu en çok da arketipsel imgeler bilince çıkarılmadığında olasıdır. Eğer … Okumaya devam et “KOLEKTİF BİLİNÇDIŞININ ARKETİPLERİ” *

ERİL ARKETİPLER – 1: KRAL/BABA

Erkeğin psişesine doğru keyifli bir yolculuk… ve bu yolculuğu kolektif bilinçdışının “arketip”lerini ziyaret ederek yapacağız. “Kral” ile başlıyoruz. Bu arketipin ve diğerlerinin daha iyi anlaşılabilmesi için Robert Moore ve Douglas Gillette’in nitelikli ve incelikli bir şekilde ele aldıklarını düşündüğüm arketipsel anlatımı temel alacağım ve kendi görüşlerimi, sezgilerimi ve analizlerimi takip ederek kapsamlı bir anlatım sunmaya … Okumaya devam et ERİL ARKETİPLER – 1: KRAL/BABA