KARANLIĞIN BİLGELİĞİ

“Hepimiz vɑhşiye özlemle doluyuz. Bu özlemin kültürel olɑrɑk onɑylɑnmış pek ɑz pɑnzehiri vɑr. Bize bu tür bir ɑrzudɑn utɑnç duymɑmız öğretildi. Uzɑttığımız sɑçlɑrımızı sɑklɑmɑk için kullɑndık. Amɑ Vɑhşi Kɑdın’ın gölgesi gündüz ve gecelerimiz boyuncɑ pusuyɑ yɑtmış bir hɑlde hâlâ vɑrlığını sürdürmektedir. Nerede olursɑk olɑlım, ɑrkɑmızdɑ tırıs giden bu gölge kesinlikle dört ɑyɑklı.”

Clarissa Pinkola Estes

Hayatında seni zorlayan şeyleri armağanlara dönüştürmeye ne dersin?

İlişkilerini sabote eden, ilerlemeni engelleyen, bağlantı kurmanı zorlaştıran ve geçmişte yaşayan hikayelerinin armağanlarını almaya ne dersin?

Sana gölgeler gibi görünen ama aslında senin hayatına hizmet etmek için senin bir parçan haline gelen alışkanlıklarının, düşüncelerinin ve davranışlarının köklerine doğru güven dolu bir yolculuğa çıkıyoruz…

Kendinle ve Yaşamla yeniden bağlantı kurabilmen, Şeffaflıkla, kırılganlıklarınla, içtenlikle hayata devam edebilmen için.

Vahşi Kadın Akademisi, feminen ve maskülen güçlerini saklandıkları yerden çıkarmak için seni derin bir yolculuğa davet ediyor. Bu 6 günlük yoğun programda seni hayatının en derin ve en karanlık deneyimleriyle buluşturacağız.

 

KARANLIĞIN BİLGELİĞİ inzivası Qi Gong ve omurga egzersizleri, Ses-Hareket-Nefes çalışmaları ve Şiddetsiz İletişim™ araçlarıyla birlikte Didem Çivici tarafından oluşturulmuş araçları bir araya getiren özel bir çalışmadır.

 KARANLIĞA DOĞRU…

    Kadınlığımızı anlatırken eril enerjinin anlaşılmasının ne kadar önemli olduğunu bize kimse söylemedi. Oysa ki “erkek gibi kadın” olmak zorunda kalmadan, empati ve sevgi dolu güçlü bir eril öze sahip olmak bize çok şey katabilir. Yargılamayan, ihtiyaçlarını gözeten ve bağımlı olmayan bir kadın olmak, ikili ilişkilerde suçlamayan, anlaşılmayı beklemeyen, gücünü yaratıcı özünden alan bir kadın… Kendi bedeniyle ve gerçekliğiyle bağlantıda, yaşamını kendi armağanlarıyla yaratabilen bir kadın.

  Karanlık yanlarını keşfetmek, gölgelerinin hikayelerini duyabilmek ve karanlıktan kaçmak yerine karanlığının armağanlarını alabilmek için keyifli bir yolculuğa hazır mısın?

SONY DSC
2016 KARANLIĞIN BİLGELİĞİ

KONU BAŞLIKLARI:

♥ Kendimle ve Yaşamla Derin Bağlantı Kurmak
♥ Cinsel Özünü Keşfetmek: Eril ve Dişil Özleri Anlamak
♥ Eril Öz’ün Uyanışı: “Animus” ile Bağlantı
♥ Pelvis ve Kök: Nefes ve Egzersizler
♥ Ritüel ve Sunak Oluşturmak
♥ Kadın Sağlığının Derinlikleri: “Yoni” masajı
♥ Karanlığı Keşfetmek: “Gölge Dansı”
♥ Hayvan (Gölge) Bedenimle Tanışmak
♥ Yaşama ve Erkeğe Açılmak
♥ Kendime ve Başkalarına Empati Duyabilmek
♥ Güç ve Rahim Seslerini Keşfetmek
♥ … ve daha fazlası!

 

ARAÇLARIMIZ:

* Şiddetsiz İletişim™
* Ses + Nefes + Hareket
Dans
Qigong
Yin Yoga
“Wild Movement”
Masaj
Beden/Zihin/Duygu Nefesi
* Ritüeller
* Meditasyon

DETAYLI PROGRAM
GÜN 1 “BULUŞMA”
15:00-16:30 Tanışma Çemberi
17:00-19:00 Karanlığın Bilgeliğine Giriş
19:00-20:00 Akşam Yemeği
20:30-22:00 Ritüel ve Sunak Oluşturmak

 

GÜN 2 “YOLCULUK”
08:00-09:00 Qi Gong – Dantien
09:00-10:00 Kahvaltı (açık büfe)
10:00-13:00 Pelvis & Kök & Rahim – Derin Bedeni Hissetmek
13:00-14:30 Öğle Yemeği
14:30-16:30 Serbest Zaman
16:30-18:00 DUYGULAR-UTANÇ/ÖFKE/KORKU
19:00-20:30 Akşam Yemeği (açık büfe)
21:00-22:00 Yas ve rahim sesini bulma : “CANTO HONDO”

 

GÜN 3 “DİŞİL”
08:00 09:00 “Karanlık Yürüyüş”
09:00-10:00 Kahvaltı (açık büfe)
10:00-11:30 ZEVKİN DERİNLİĞİ – Dişil Öz
12:00-13:00 Yoni Masajı
13:00-14:30 Öğle yemeği
13:00-16:30 Serbest Zaman
16:30-19:00 ZEVK SESİNİ BULMAK – Pelvik alan
19:00-21:00 “HAYVAN İLE BULUŞMA”
21:00-22:00 “GÖLGE DANSI” Karanlık Gece

 

GÜN 4 “ERİL”
08:00 09:00 Omurga Egzersizi
09:00-10:00 Kahvaltı (açık büfe)
10:00-13:00 ANİMUS – Eril öz – Sağlıklı Sınırlar
13:00-14:30 Öğle yemeği
13:00-16:30 Serbest Zaman
16:30-19:00 Ateş Meditasyonu – Alan Tutmak
19:00-21:00 Ateşte Yemek
21:00-22:00 “ATEŞ KRALLIĞI” Savaş ve Mücadele

 

GÜN 5 “EVLİLİK”
08:00 09:00 Meditasyon
09:00-10:00 Kahvaltı (açık büfe)
10:00-13:00 “Dişil ve Eril’in Buluşması”
13:00-14:30 Öğle yemeği
13:00-16:30 Serbest Zaman
16:30-19:00 Kutsal Evlilik: DUVAĞI KALDIRMAK
19:00-21:00 Akşam Yemeği
21:00-23:00 DÜĞÜN VE KUTLAMA

 

GÜN 6 “İNSİYASYON”
09:00-10:00 Kahvaltı (açık büfe)
10:00-12:00 Vahşi Kadın İnsiyasyonu
12:00-14:00 Tamamlama Çemberi

 

EĞİTMEN & KOLAYLAŞTIRICI:

Didem Çivici

1985 yılında İstanbul’da doğdu.

2006-2011 yılları arasında üniversite eğitimini İngilizce Öğretmenliği alanında tamamladı. 2011 yılında permakültür eğitimi alarak çalışmalarını okullara taşıdı. 2012-2014 yılları arasında kendi geliştirdiği EKO-PER projesini sürdürdü.

2007-2014 yılları arasında “kandida” rahatsızlığı ile mücadele etti. Bu süreçte yaptığı yoğun araştırmalar esnasında karşılaştığı Dr. George John Georgiou’nun Kandida Protokolü’nü Dr. Onur Aydınoğlu’nun da desteğiyle “Anti-Kandida Protokolü”ne dönüştürdü ve sağlığına yeniden kavuştu. Bundan sonraki yıllarda kandida ve kadın sağlığı ilgi alanı oldu, makaleler yazarak konuyu derinlemesine incelemeye devam etti.

2014’ün Şubat ayında Ohad Ezrahi ve Dawn Cherie Ezrahi’nin  İstanbul’da yaptıkları Sacred Love çalışmasına katıldı ve Shachar Caspi’nin Art of Loveeğitimini organize etti. Bu esnada Sachie Tsuyuki’den aldığı eğitim ile Qi Gong ve Tai Chi ile tanıştı. 2014-2015 kışında Devrim Akkaya ile Yin Yoga Eğitmen Eğitimi, 2015-2016 yıllarında ise Yelina Tayfur ve Azu Rezzan ile Temel Yoga Eğitmen Eğitimini tamamladı. 2015’in Ağustos ayında Monika Nataraj’ın “Mystical Dance”inzivasına katıldı. 2016 yılında “Şiddetsiz İletişim” yıllık eğitimini tamamladı. Yazar olan Didem Çivici, Madrid Bircham Üniversitesi’nde “Beslenme ve Diyet Terapisi” yüksek lisansına ve Zürih’te bulunan C. G. Jung Institut‘ta psikoloji eğitimine devam etmekte, Ganj yayınları için editörlük ve çevirmenlik yapmaktadır.

Wild Woman Academy (Vahşi Kadın Akademisi)’nin yaratıcısı ve eğitmenidir.

Kitabı:

“Vahşi Kadın’ın Yolculuğu”, 2018 Haziran, Ganj Yayınları

Çevirmenliğini Yaptığı Kitaplar:

Canım Sevgilim, David Deida

Üstün Erkeğin Yolu, David Deida

Anında Aydınlanma, David Deida

Mavi Gerçek, David Deida

Kandida Blogu >>> https://kandidabyebye.wordpress.com/

Katılımcılardan…

“Benim yolculuğum sadece orda mutlaka bulunmam gerektiğini söyleyen hislerimi takip ederek, İda Dağı’na 6 gün kendimi teslim etmeye niyet etmemle başladı. Bilemedim ben sadece ‘6 gün’ diye düşünürken aynı anda hayatımın geri kalanını kapsayacak bir yolculuğun da başlamış olduğunu. Kendi hislerimi, gölgelerimi yok saya saya tonlarca yük yüklemişim sırtıma çoğu insan gibi. Çünkü hepimiz buna alışmışız. Hep ‘güçlü’ olmamız, iyi hissetmemiz, iyi görünmemiz gerekirdi. ‘Güçsüz’sek de bunu kimsenin bilmemesi gerekirdi.

Ve ben tüm bu kalıpların içinde sıkışıp kalmışken biri geldi, ‘Benim burdaki görevim sizi iyi hissettirmek değil’ dedi. Önce kaçmamayı öğretti, tüm o hislerin içinde yumuşamayı.. ‘iyi hissetmek’ adına yaptığımız pek çok şeyin aslında kendini yok saymak olduğunu..  Bazen liderimiz oldu, bazen sadece kız kardeşimiz, ama her ne yapıyorsa yapsın önce güven verdi, sevgisini hissettirdi bize. Bu derin, her anı çok kıymetli yolculuk için ona ne kadar teşekkür etsem az. ♡

 Ben yoga, meditasyon derken bana iyi gelen şeyleri keşfetmiş olduğumu düşünürdüm hep. Oysaki kendimden, duygularımdan ne kadar bihaber olduğumu bu 6 gündeki her deneyimde daha da iyi anladım. Keşiflerimle birlikte bazen sevinç, heyecan taştı içimden, bazen ağır geldi sarsıldım. Ama sarsıldıkça daha da güçlendim, köklendim. Her sarsıldığımdaysa bana kucak açan ablalarım vardı yanımda. Kendimi oldukça güvende hissettiğim, kalbini, kendini açmanın ilk adımlarını attığım harika bi alandaydım. Ve artık biliyorum ki bu 6 günün etkilerini hayatımın geri kalan her anında hissedeceğim.  ‘Karanlığın Bilgeliği’ artık hep benimle!”- Irmak, 22, Öğrenci

“Karmaşıklığımla, yaralarımla geldim. Öyle bir kucak açıldım, ruhum, bedenim, zihnim öyle bir parladı ki… Burada tamamlandim. Acıyı sevdim, karanlığımı sevdim, onları hissettim. Duygu boşalmalarım oldu, ağladım, inledim, bağırdım.
Ne güzel yolculuktu.
Ne asildi.
Karanlığın ne büyük bilgeliği varmış. O karanlığın içinde beni destekleyen, sağlam duran, beni gören, onurlandıran birini keşfettim. Onunla tanıştım. Onun ne kadar güzel, alımlı, çekici, hoş olduğunu gördüm. O kadar cok şey gördüm , yaşadım, hissettim ki şükürler olsun benim bu eğitimi almama vesile olanlara.Yaşam yükseklerde, zirvelerde başlar. Karanlığın bilgeliğini keşfederek ışığımla yol alıyorum. Yola devam…” – N.K. , 37, Öğretmen

“Hayatı kadın bedeninde bir erkek olarak sırtladığımı düşünüp yorgun düşmüşken, içimdeki mutlu kadının vazgeçtiğini zannederken Didem çıktı karşıma. Elini uzattı, gel dedi. Son gücümü toplayıp bana uzanan eli tuttum. Sonrası hiç bitmeyecek bir festival… Bu inzivada, aslında yorgun olanın içimdeki kadın değil, erkek olduğunu keşfettim. Çok yorgun düşmüş ama hala sağlam durabilen eril yanım, ışıldamak, parlamak ve uçup kaçmak isteyen dişil yanım… İkisi bir oldu, birbirlerine dokundular ve birlikte ayağa kalktılar. 6 gün boyunca her sabah kendime dair yeni bir güzelliği keşfedip kucakladım. Kendimle yeniden tanıştım, unuttuklarımı hatırladım. İçimdeki ateşi serbest bırakıp doğamı yaşamayı deneyimledim. Durmayı, durmamayı, savrulmayı, tutunmayı, bırakmayı, içe kapanmayı, dışa açılmayı, üretmeyi, tadını çıkarmayı, kırılganlığı, kırılganlıktan güç almayı, açıklığı, cilveyi, aşkı, hayatla oyun oynamayı, ateşi büyütmeyi, yanmayı, kül olup yeniden doğmayı, sevmeyi ve çok sevilmeyi sığdırdık bu 6 güne. Artık hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağının heyecanıyla başlıyorum uyandığım her yeni güne. 12 güzel kadın birbirimize ayna olduk, kızkardeş olduk, öğretmen olduk, usta olduk, çırak olduk, dost olduk, nefes olduk. Didem’in küçük, zarif ama o güçlü ellerini tutup yarattığımız bu “coven” içinde birbirimizi hiç bırakmayacağımızı ve en eğlenceli maceralara birlikte kanat açacağımızı bilmek harika bir his. İçimdeki küçük “cadı” yeniden uyandı. Rahminin gücünü keşfetti. Dünyaya ışığını saça saça yürüyor kendi yolunda. Teşekkürler Didem. Seni seviyorum.”- A.E. , 37, PR Danışmanı

“Ah! İnzivanın tadını ağzımda ve duygusunu rahmimden tüm bedenime yayıldığını hala hissediyorum. Kalbimin tamtamlarının sesini dinleyerek gelmiştim bu inzivaya. Mutlaka orada ol, seni bekleyen bir şey var orada diye…ta yılbaşında niyet etmiştim. Gerçekten de öyle oldu İda* beni tüm yumuşaklığı ile rahmine aldı.
Bu inziva gerçek hayattan bir kaçış olmadı benim için. Ayaklarımın yere sağlam bastığım, köklendiğim, doğa ve çevremle bağ kurduğum, doğanın doğum-ölüm-doğum döngüsünü hatırladığım, tüm duyularımın arttığı, rahmimin yaratıcı potansiyelini gördüğüm, korkularımı ve utancımı hissedip yas tuttuğum, neşem ve parıltımla çılgınca dans ettiğim, bırakmak istediklerimi ateşe attığım ve külleriyle et bedenimde yeniden can bulduğum hayatın ta kendisini gösteren bir inziva oldu.
“Gerçek hayattan bağınızı koparmayın” demişti Didem ilk ya da ikinci gün. Yani yakınlarınızı arayın, fotoğraf çekin, isterseniz sosyal medyaya girin. Normal olan alışkanlıklarınızdan tamamen kopmayın. Benim için inzivada duyduğum en önemli cümlelerden biriydi bu. Neden önemli olduğunu döndükten sonra daha iyi anladım. Her gün bedenimizde gevşemeyi, rahatlamayı, nefes almayı hissetmeyi yeniden hatırladığımız, çeşitli bedensel pratiklerle hayata geçirdiğimiz öğretiler gerçek hayatı yaşarken hep yanı başımda olacaktı. Her kapandığımda, her tetiklendiğimde kimsenin beni açmasını beklemeden hissetmek için kendim açılacaktım. Kendimizi güvende hissettiğimiz ve benim gibi 12 kız kardeşten oluşan bu güzel ortamda, hep beraber kapandık, içimize çekildik, ağladık, hatta bağırdık zaman zaman, sessiz kaldık, güldük, yumuşadık, açıldık kendimize ve birbirimize.

Çenem gevşek mi? Nefesim düzgün mü? Bedenim gevşek mi?**

Bir ağaç kadar esnek olabilir miydim? Onun kadar genişleyebilir miydim? Hem merkezimde durup tohumlarımı atıp hem de meyve verebilir miydim? Onun kadar dıştan cap canlı taptaze görünüp, içimde her bir katman ile yıllarımı barındırabilir miydim? Köklenip bağ kurabilir miydim? Derin nefes alıp, nefesimle, sesimle, dansımla önce kendime şifa olabilir miydim? Doğa ile bir uyum içinde yaşayabilir miydim? Vahşice sevişip, okyanus gibi dalgalanıp, bir göl gibi durağın olabilir miydim? Doğa ana gibi kucak açan, gök baba gibi her şeyi kapsayabilir miydim?
Zihnim sürekli kendime bunları soruyordu. İkinci günün öğlen arasında suya girdiğimde hayatımda ilk defa doğaya, kutsallığa, Tanrı ve Tanrısallığa bu kadar yakın hissettim kendimi. Hayatı ve canlılığı suya atladığım taşta, yüzdüğüm suda, aldığım nefeste, baktığım mas mavi gökyüzünde ve tüm bedenimde. Evet cap canlı ve kutsaldım, o andan sonra içimdeki tanrıçaya en güzel şekilde hizmet edecektim. Beni İda’da bekleyen tam da kendimdi. Eğitimlerini verdiğim ve uyguladığım Kendini Sevme Sanatı Eğitimime inanılmaz bir hediye gelmişti. Kendini sevmeyi hatırlatırken hissetmeyi de hatırlatabilecektim… Beden – ruh – zihin’e artık vücut da tüm duyuları ile eklenmişti. Hayatımın her anı kutlamaya, hissetmeye yaşamaya değerdi. Korkularımdan kaçmadan, kalbim aşk dolu yumuşayabilecek ve bu yumuşaklığı herkes ile paylaşabilecektim.

Tüm kalp açıklığı ile bizi İda’nın rahmine, oradan da kendi rahmine alan ve alan tutan Didem’e, Vahşi Kadın Akademisi’ne ve kız kardeşlerime minnettarım.

*İda: Kaz Dağları
** Çenem gevşek mi? Nefesim düzgün mü? Bedenim gevşek mi? : Didemin bize her pratikte sorduğu sorular.” – Yeşim Ateşçi Keleş

“Son zamanlarda bir şeyleri kaçırıyorum hissiyle hayatı kovalamaya başlamıştım. Yetişememek korkusu ile oradan oraya anlamsızca ve hiçbir anda tam anlamıyla varolamadan yaşıyordum. Bunca zaman bilgi ve öğreti arasında ilerlediğimi sanırken çabaladıkça bataklığa biraz daha çekiliyor ama pes etmiyordum. Hep bir şeyler eksikti, hissediyordum ama anlam veremiyordum.
O gün binlerce parçaya bölünmüş, imkansızlıkların arasında paramparça bir halde çaldım kapını. Bekleyiş sonsuz bir heyecandı. Sıcacık karşıladın, görmesem de gülümsemeni hissettim. Aslında o an hikayemi keşfetmeye başlamıştım.
Seninle, acıdan, ölümden, aşktan, yaşamaktan bile kaçtığımı gördüm. Zıtlığın içindeki ahengi fark ettim. İçimizdeki karanlıkla yüzleşmenin korkulacak bir şey olmadığını, cesur olduğumuzda hediyelerimizin de ne kadar büyük olabildiğini hatırlattın bize. Hayatın bazen bilek güreşi olduğunu!!! Bırakmanın, yenilmenin, pes etmenin hediyeleri olduğunu gördüm. Ve görmeyi unuttuğumuz hatta çoğu kez reddettiğimiz eril yanımızla barıştık. İçimizdeki eril ve dişinin kucaklaşmasına gözyaşlarımızla şahit olduk.” – 
Zeynep, 44, Fotoğraf Sanatçısı

“…elmas yüklü bir gemi geçiyor kıyıları iterek
parmağını daha iyi göstermek için çenesine ustaca koyan birinin parmağı gibi kentleri yansıtıyor, yasları sevinçleri yansıtıyor, hepimiz bir bir
çoğalıyoruz elmastan
birbirimizden çoğalıyoruz, sonlu ve sonsuz birbirimizden
bir yaz akşamı gibi, kesilmiş domatesin buğusu gibi, ezilmiş tuğlanın asfaltta yayılışı gibi günbatımının… E.Cansever

Gördüm bir yerlerde Wild Woman Academy’i okudum ve içimde binlerce kilometre uzaktaki yaban, asıl doğam, vahşi gücüm uludu, yaban ırmaklarım aktı gürül gürül, cangıl ormanlarım uğuldadı yaprak yaprak…. özlem özlem aktı kanadı kalbim.

Yalanla çılgına dönmüş, delirmiş bedenim can buldu hakikatin gücünde.
Ölüm dirim miydi, eril dişil miydi, hepsi iç içe geçmiş şimdinin bereketinde dans ediyordu. Hepsi birbirinden doğuyor, zihnim imgelerle dolup taşıyordu.
Siyah beyaz kurt karşı karşıya birbirine nefes veriyordu,
Bir çift kuş birbirine şakıyordu,
Biri bir diğerini yediriyor, birbirine dönüşüyordu.

Ve gölgelerimiz!

Öfke, incinmişlik, çaresizlik, seçeneksizlik içindeki yaralı kız çocuk yanımız. O küçük kız çocuğunun, görülme, duyulma ihtiyacı, güvenlik ihtiyacı, kendi değerini inşa etme ihtiyacı, karşılanmamış tüm ihtiyaçları, çocukluk yaraları öfkenin, utancın, suçluluğun, mükemmel olayım da bari belki sevilirim sapakları, nasıl da dipdiri, hala oradalardı! Yaralarını sarmanın sorumluluğunu alıyoruz, içimizdeki küçük kız çocuğunun, şefkatle, erdemle, merhametle, kimi zaman öfkeyle, ki buna ben gazaba gelmiş şefkat diyorum… sap saman ayrılıyor, yansıtmalar bir bir sahipleniliyor, yaralar sahipleniliyor. Şimdi uzak cangıllardaki kurt parçam daha bir gönençle, sevinçle uluyor. Hepinize teşekkür ederim… var olduğunuz var ettiğiniz için.” – Yeşil, 54, Psikolog

“İçinde size ayna olacak, sizi sarsacak, dinleyip alan tutacak, heyecanlı, sevgi dolu, tutkulu 21 kadın olan geminin kaptanıydı Didem! O bizi fırtınalara soktu, sarstı, titretti, kendimizi açmanın ve daha bir çok şeyin yollarını gösterdi. Gonca güller gibi kat kat açılmanın ihtişamına tanık olduk. Didem, küçük dev kadın, bizimle birlikte yaşadı her şeyi. Bizler de birbirimize geçtik. Bir Ol’duk. Aşk’la!” Arzu

“İç içe atan 22 kalp bir bedende…
Neler yaşayacağımızı bilmeden çıktığımız bu yolculukta kalpler iç içe geçti sanki. Hissettiğimiz her duygu, aklımızdaki her düşünce farklı hikayelerle hepimizdeydi. Dünya hiç bir zaman sadece sizin başınıza yıkılmıyor ya da mutluluk sadece size güzel enerji yaymak için var olmuyor. Korkular, yaslar, hüzünler, neşeler hiç biri ne kalıcı ne de bizim. Bırakın iş yerinizdeki statülerinizi, kimliğinizi, ben diye tanımladıklarınızı ve maskesi olmayan birkaç kadınla vakit geçirmenin tadını yaşayın. Özünüzü keşfedin.

Kadın olmak… erkek olmak… insan olmak, bu evrende canlı olmak, solumak nedir? Farkına varmadan hayatını devam ettirdiğin alışkanlıklarını fark edip, derinden yaşamayı deneyimlemek istiyorsan hiç düşünme, bu kampın sana öğreteceği çok şey var.
Koşturmacanın içinde durup evrenle olan bağımızı sorgulayabilir miyiz?
Özümüz ile ne kadar bağlantıdayız?
İhtiyaçlarımızın ve sağlığımızın ne kadar farkındayız?
Bunlar eğitimden önce sorgulamadıklarımdı. Böyle bir eğitimi kaçırsam ve ne kaçırdığımı bilsem çok üzülürdüm. Bu öğretilerin gonca çiçek gibi yaprak yaprak açılmasını temenni ediyorum.

Kalbinizi açtığınızda incinmiyorsunuz, açık kalplere çekiliyorsunuz. Korkmayın derinliğinizden! Tüm benliğinizi kabul etmenin sizi nasıl sağlamlaştıracağına ve hayata nasıl kök saldıracağına şaşıracaksınız!” S.G.

“Karanlıklarım içinde kaybolmuşken,
Eril enerjimle dünyayla savaşıp kendimi bir erkek gibi hissederken buldum kendimi İda Dağı’nda ve bu inzivada..
Kim nasıl getirdi beni buraya, biliyorum aslında.
İlahi olanın şakalarından biriydi sadece.
Ve orada gördüğüm, anladığım, hissettiğim herşeyi anlatamam ama şunu biliyorum:

Kırılganlığımı ve hassasiyetimi saklamak için giydiğim eril zırhımdan kurtuldum orada.
Ne kadar muhteşem bir dişi olduğumu hatırladım.
Oradaki 21 kadında her bir gölgeme şahit oldum..
Kadının gücünü
Kadının yumuşaklğını
Kadının kudretini
Kadının kırılganlığını
Kadının yaratıcılığını
Kadının öfkesini
Kadının şefkatini
Kadının cazibesini
Kadının aklını
Kadının ilahiliğini ve çok daha fazlasını anladım
Ve aşık oldum her bir vecheme.

İyi ki geldim,
İyi ki seçtim.

Bu alanı açtığın,
Bu ilahi görevi seçtiğin için sağol varol Didem Çivici” B.H.

“Hayatın akışını, aşkı, kadını, erkeği, ilişkileri anladığım ve en en önemlisi de kendi duygularımı yerine koyabildiğim, aslında hiç de ‘yalnız’ olmadığımı fark ettiğim harika bir 6 gün geçirdim. Doğaya, kadınlara, erkeklere, hayata karşı aşkım ve coşkum kabardı. Bakış açımda kökten değişiklikler oldu ve olmaya devam edecek çünkü bu harika bir yolcuğun sadece başlangıcı. Gerçek hayattan kopmadan geçirilen fantastik bir 6 gün… Didem, kalbini açma konusunda kusursuz kılavuzluğun ve hayatımı güzelleştirdiğin için çok teşekkürler.” Y.K.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: